Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 24 Haziran 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Unutmak ve unutmamak

İz Düşümü / Tülay Özüerman

Ani vefatla yitirilen başkanına İzmir vefasını gösterdi. Yaşayanlardan esirgediğimizi, kayıplarımıza cömertçe veriyoruz... "Ya kayıpları da sahiplenmesek?" diye düşünüp teselli mi bulmalıyım? Bilemiyorum.
Merhum Yazıcıoğlu'na da aynısını yapmıştık... Yaşarken sahip çıkamamıştık; ölümünde sahiplendik. Ve daha nicelerine...
Düşündüm de, Adnan Menderes DP iktidarının ilk yıllarında ya da 1957 seçimlerinin hemen ardından vefat etmiş olsaydı, milyonlarla uğurlanacaktı. Oysa biz onu darağacına gönderdik... Siyasette zaman unsuru ne kadar önemli ve siyaset ne kadar tuhaf.
***
Başkanın cenaze töreni saatinde dersim vardı. İki yüksek lisans öğrencim, törene gitmek için izin istedi. İzin verirken, "Son görevinizi yapın, ancak, diğer görevlerinizi de unutmayın" dedim.
Kentin her yerinde "Unutmayacağız" yazısını görmek içimi sızlatıyor. Nedense unuttuğumuz nicelerini anımsatıyor...
Biz daha şimdiden birisini unuttuk. Mine Piriştina'yı. Beş yıl boyunca, hiç ön plana çıkmaya çalışmadı. Hepimizin unuttuklarına, kentin yaşlılarına tüm şefkatiyle sahip çıkarken de bunu reklam konusu yapmadı.
Çok yakın dost olduklarını söyleyenler, yeri doldurulamaz diyenler, cenaze kalkmadan yerini kimin dolduracağı kulisini başlattılar... Bu yakın kişiler her yerde ne kadar yakın olduklarını anlatıyorlardı. Ne çok konuşma vardı... Acının gerçek adresi; ailesi ise suskundu... Onlar bir ömür boyu anımsayacaklar ve yürek yangınları hiç sönmeyecek...
***
Bir de halktan kişiler vardı, belki başkanla hiç birarada bulunmamışlardı, ancak konuşamayacak kadar hüzünlüydüler... Hatta bazıları baygınlık geçiriyordu...
"Her başarılı erkeğin gerisinde bir kadın vardır" sözü ne kadar doğru. İzmir Başkanı'nı unutmadığını başta eşi olmak üzere geride kalanları sahiplenerek gösterecek mi?... Yoksa kalabalıklarda bulunmakla görevler tamamlandı mı?...
***
"Başkan kim olacak?" tartışmasının kısa sürede sonuçlanmasını sağlayan yasa, aslında seçimlere kısa süre kala başkanlık koltuğunun boşalması durumunda seçim yapma zorunluluğunu ortadan kaldırması nedeniyle yerindedir. Fakat seçimlerin hemen ardından ortaya çıkan böylesi durumlarda tartışma yaratabilmektedir.
Seçim döneminde tek dereceli oy kullanılırken; seçim dönemi dışında iki dereceli usul uygulanmaktadır. İki dereceli seçim için anti - demokratik denilemez. Bu bir tercih sorunudur. Yasa koyucu, koltuğu uzun süre boş tutmayacak bir formül getirmiştir. Bunun demokratik olmadığını ileri sürerken, partilerde adayların belirlenmesi usulünün ne derece demokratik olduğu konusunu unutuyoruz. Sonuçta partilerin belirlediği kişileri seçiyoruz. Adaylar arasındaki tercihi biz yapmıyoruz.
Hata, seçim süreçlerinde Başkan'ın kim olacağı konusuna yoğunlaşılması ve meclislerin yeterince önemsenmemesidir. Bundan sonra meclis üyelerinin seçimini önemsemek, başkanı halk seçsin tartışmalarına girmemek ve meclislerin seçtiği başkanın başarılı olması için elden gelen tüm desteği vermek gerek...
Piriştina'nın projelerini devam ettirmekten yana olanlar, bunun bir ekip işi olduğunu ve projeyi bilenlerle yürütülmesi gerektiğini anımsamalılar. Ayrıca yeni başkana kendi projelerini de üretme ve yaşama geçirme şansı da tanınmalıdır. Kent hepimizin, yeni başkanın başarılı olması için destek vermeli ve yeniden seçim konusunu tartışmayı bırakmalıyız...

ege@milliyet.com.tr





EGE
Her aileye bir evlat!
Ayakkabıda gümüş yazı
Unutmak ve unutmamak
Kurultay teklifi samimi mi?
Belediyede yeni dönem üzerine
Aynen O'nun yaptığı gibi...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Arzu Çetik
Tülay Özüerman
Deniz Sipahi
Deniz Taner
Rıza Tuyuran
© 2004 Milliyet