|
 |
|
|
'Arkadaşlarım için üzgünüm'
Maçın adamı seçilen, turnuvanın şu ana kadarki en güzel golünün sahibi John Dahl Tomasson'un yüzü gülüyordu ama onu bekleyen tehlikenin de farkındaydı. Dünya Kupası'nda Güney Koreli Ahn'ın Peruggia Kulübü'nden kovulmasıyla sonuçlanan milliyetçi tavırdan o da etkilenebilirdi. Bundan ustaca sıyrıldı: "İsveçliler kızmasın ama bu grubun en iyi iki takımı biz ve İtalya'ydı. Onların elenmesine üzüldüm. Çok iyi oyuncuları var ve bir çoğu benim iyi arkadaşım." Bu sene Milan ile hiç de kötü olmayan bir performans çizen Tomasson, Milan'ın Perrugia'ya oranla daha liberal bir çevre olmasına rağmen tehlikeyi iyi hissediyordu, önlemini erken aldı. Peki ya attığı gol; "Sadece dibine kadar vurdum. Kalecinin nerede olduğunu görmemiştim."
İtalya, tıpkı İspanya gibi birçoklarının favorisiydi. Ama İberyalılar'ın elenmesinden farklı olarak onlarınkine şaşırıldı. Çünkü onlar finali görmese de ilk turda elenmezlerdi genellikle. İspanyollar ise mümkün olsa ilk maçtan sonra bile elenebilirler. Onların çamuru ve de hamuru böyle...
Sırada Norveç var
Maç çıkışında İtalyan gazetecilerin gözleri buğulu, yüzleri yorgun ve üzgündü. Danimarka ve İsveç maçını izlemeye gelmiş, bir çeşit polis rolünü üstlenmişlerdi. Asli görevlerinin yanında, komplo teorisinin doğru çıkmaması için orada bulunan bir nevi müfettiştiler.
Maç bekledikleri ama ummadıkları gibi 2 - 2'lik sonuçla bitti. Ama ikna olmadılar. Maç öncesi bu skor konuşuluyor, olması durumunda bunun bir düzmecenin sonucu olacağına kesin bir gerçek olarak bakılıyordu. Ancak soğuk bir hava ve ağır bir yağmur altında oynanan maçı onlar da izlemişti. Oyunun nasıl bir mücadeleyle, futbolla, hırsla dolu olduğunu hepsi gördüler. Bu yüzden kararsızlardı. Gözleri bunun bir şike olduğunu söyleyecek birilerini arıyordu. İskandinavlar ise birbirlerine müstehzi gülücükler atarak mutlu mutlu dolaşıyorlardı. İtalyanlar'ı onlardan ayırt etmek için sadece saç renklerine saplanmak ve bazen yanılmak tek seçenek değildi artık. Yüz ifadeleri daha belirleyiciydi.
Maç sonrası basın toplantısında, Danimarka teknik direktörü Morten Olsen'e 2 - 2 sorulduğunda son derece sert bir şekilde "Bu sorular gülünç... Artık sormayın, canımı sıkmayın" diyerek kesip attı. Rakibi sorduklarında da benzer bir şekilde "Beni ilgilendirmiyor" deyiverdi. Ve kahkahalar... Birkaç ay evvel Adana'da oynadığımız hazırlık maçından sonra da Türkiye için yorumu sorulduğunda benzer bir cevap vermişti "Beni ilgilendirmiyor. Yorum yok. Onlara bakmadım bile. Sadece kendi takımımla ilgileniyorum." Basın toplantısı geniş katılımlıydı. Herkes birilerinin bir şeyler söylemesini bekliyordu. Ama Kuzeyliler eğer bir düzmece yaptılarsa, bunu çok büyük bir artistlikle yapmayı başarmışlardı ve basına karşı da aynı şekilde soğukkanlıydılar. İtalyanlar'ın zihinleri soru soramayacak kadar karışıktı. 'Şike' arayanlar daha çok İngilizler'di. Onlar da bir şey bulamadı.
Yeni bir kuzey savaşı
Anlaşılacağı üzere başta İtalyanlar'ın ve sonra herkesin kafası karışık. Dünya Kupası'nda Kore'ye eleniş sonrasında ortalığı birbirine katmışlar, hakeme, FIFA'nın ilgili komitesine ölesiye saldırmışlardı. Uzakdoğu'da daha üst turlar için önceden bilet alanlar "Satılık Dünya Kupası" tişörtleriyle arzı endam etmişti. Ama şimdi emin olamıyorlar. Danimarka ve İsveç'in dürüstlüğü konusunda kesin konuşamıyorlar ve kendi yaptıkları hataları daha fazla görüyorlar sanki. Şimdi yeni bir başlangıç için hazırlık yapıyorlar. İskandinavlar onları elbirliği ile dışarı mı attı? Bu sorunun cevabını bilmiyorlar. Ama bildikleri bir şey var. Kader onları yeni bir başlangıç için yine bir eurovision çetesi üyesinin karşısına çıkarıyor. 4 Eylül'de Dünya Kupası elemesi 5. Grup ilk maçında çizmede Norveç ile oynayacaklar.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|