|
 |
|
|
Eski fotoğraflar
Portekiz'de devam eden Avrupa Şampiyonası'nda bizim görüp, büyüdüğümüz sihirli futbol gösterilerinin artık tarihe gömülüp, kaldığını izliyoruz maalesef...
Herkes önce gol yememek, sonrası ise rakip savunmanın hata yapması üstüne gol atabilmek lotaryacalığı üstüne kurmuş kazanma mantığını!.. Tabii siz daha altyapılardayken rakibine jilet gibi girip, fizik fiziğe kalkışlarda ise "sille - tokat" gibi hareketleri hakeme yutturmayı beceren gençlere "aferinler" çekip, çocuklar büyüdükçe onları bol sıfırlı dolarlarla mukâfatlandırıp, ilk on birlerde oynatırsanız işin sonu buraya varır... Futbolu görsel bir sanat sayıp, bizlere de bu oyunu böyle kabul ettiren Pele, Didi, Cruyff, Beckanbauer, Rossi, Platini, Lefter, Giresse, Mattheaus, kaleciler olarak Yasin, Beerra, Turgay ve de daha niceleri gibi "Eski Fotoğraflar" ortalardan kaybolunca, şimdiki futbol sevdalısı gençler de ekranlardaki itişip kakışmaları futbol oyunu zannederek izlemek zorunda kalıyor sadece... Haaa Zidane gibi bizlere eskilerden renkli rüyalar aktaran bir "futbol dehası"nın hakkını teslim etmeliyiz muhakkak... Oynadığı futbol tarzındaki enfes stili yanında müthiş beyefendiliği ile yarışmalarda ışık saçan tek isim adeta Portekiz'de... Kullandığı her topu en doğru hareket olarak milyarlarca izleyiciye kabul ettiren kaç futbolcuya çiçek atmak geçer içinizden Portekiz'de Zidane'den başkalarına... Beckham şampiyonada futbola ihanet etmişçesine takımdan ve oyundan kopuk bir "gariban İngiliz'i" resimliyor oynadığı bölgede sanki... Büyük futbolcular Zidane gibi gece yatakta bile futbol rüyaları ile yatıp, kalkan kişilerdir... Beckham topuz saçlarından tutun da, modacılara pozlar dağıtan saha ve futbol dışı cömertliklerine (!) kadar her yaptığıyla bir "efsane adam" asla olamayacağını ispatlamıştır bu şampiyonada... Ayrıca geleceğin yıldızı Evertoonlı Rooney ve arkadaşlarının müthiş temposu olmasaydı, İngiltere'nin çeyrek finallere kalması da hayal olabilirdi hani... Yoksa sekiz takım arasına giren İngiltere'de, esası şimdilerde başlaması gereken daha hızlı ve daha kaliteli maçlarda Beckham'dan mucize oyunlar beklesem, onu şimdiden bu kadar hırpalama adına kalem oynatır mıydım ?
* * *
Haaa bir de komşu Yunanistan'ın, Rehhagel'in planları ile oynadığı kolektif futbol" ve de "gayeye erişme" taktiğine çok saygı duydum doğrusu... Savunmada "Dellas" isimli bir delikanlı adeta tek başına göğüslüyordu defans üstüne yığılan rakip hücum oyuncularını... Ayrıca sirtakinin hızlı ritmiyle açılıp kapanan takım, sanki Atina'nın en klasik akerdonunun körükleri gibi muntazam açılıp, kapanıyor, teknik kulübedeki Alman Rehhagel ise takımla birlikte saniye bile aksatmadan nefes alıp, veriyor ve heyecanını yaşıyordu oyunları yönetirken...
Ama Yunanistan maçları sonrası Komşu'yu ayakta alkışlarken, benim yanaklarımdan niçin iri iri gözyaşları dökülüyordu yerlere, bakın onu çözemedim işte bir türlü!
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|