|
 |
|
|
'Go home Yankee!'
Başbakan Erdoğan, NATO karşıtı gösteriye hazırlanan "marjinal gruplar"a gözdağı verdi:
"Biz de 25 - 30 yıl önce bu tür eylemlerde yer aldık. Ama netice alınamayacağını gördük. O zaman 'Go home!' diyenlerin zihniyeti neyse bunlarınki de aynı".
Şöyle demesini beklerdim:
"Bugün burada olmamı, gençken onları yapmayı göze alabilmeme borçluyum".
Ya da şöyle:
"Biz bunları söylediğimizde çok dayak yedik. Bugün buradaysam, gençler isyanını özgürce ifade edebilsin diyedir. Bu hürriyetin güvencesi benim".
* * *
Olgunluk, ancak gençliği kurban ederek elde edilebilen bir paye midir?
Yoksa iktidar vizesinin böyle bir "redd - i miras" şartı mı var?
Recep Tayyip Erdoğan, "Günümüzün haçlı zihniyetini AET, IMF temsil ediyor" dediği cihat döneminden geldi, AB'yle, IMF ile anlaşmak için çırpındığı günlere... Herkesin gözü önünde yaşandı bu değişim... Zaten "Hayat cihaddan ibarettir" inancını değiştirmese oy tabanını böyle genişletemezdi.
Bunlar tamam.
Lakin şu da unutulmamalı ki, ilk kez oy veren gençlerin çoğu AKP'yi seçtiyse bu, Erdoğan'ın politbüro görüntüsündeki Türk siyasi panoramasında genç, muhalif, yenilikçi bir çizgiyi temsil etmesindendi.
Ne var ki, iktidar, eski urbalardan tamamen soyunmadan geçemeyeceğin bir duvar... Önce bürokrasi rendeliyor "sakıncalı fikirler"ini... Kalan fazlalıkları diplomasi yontuyor. Geriye, seleflerinin telinden çalan bir tıpkıbasım kalıyor.
Ta ki, yeni bir genç, ona muhalif fikirlerle çıkıp, rende makinesine boynunu uzatana kadar...
* * *
Neydi 25 - 30 yıl önce "Yankee go home!" ("Amerikalı evine dön!") diye haykıranların derdi?
Amerika Vietnam'da haksız, vahşi bir işgale girişmişti. Ve "Go home!", o saldırıya karşı dünyanın isyan sloganı haline gelmişti.
Sonuçta o slogan, Vietnam'ın direnişiyle buluştuğunda yıkılmaz sanılan dev, devrilip gitti.
"Netice alındı" yani...
Türkiye, o yıllarda ABD'yi "afyon ekim yasağı"yla, "silah ambargosu"yla, "6. filo"yla tanımış, bir kuşak, "bağımsızlık" şiarıyla yola dökülmüştü.
"Go home!" diyenlere dünyayı zindan ettiler.
Ne oldu?
70'lerin provokasyonlarının da, 12 Eylül'ün de arkasından ABD çıktı; Susurluk'un arkasından ise NATO...
Bugün yine dünyanın gözü önünde işlenen bir cinayetin sorumluları var karşımızda... Bir yalan üzerine inşa edilen işgalin, işkencenin suçluları geliyor. Üstelik o işgali kalıcılaştırmak, o işgale NATO'yu ve Türkiye'yi bulaştırmak planıyla (ve Ülker'in sponsorluğuyla) geliyor.
Bugün Türkiye o bataklığa girmediyse, komşusuna tasma takanların jandarmalığını üstlenmediyse, AKP - bir ara heveslendiği - suç ortaklığına sürüklenmediyse, bunda o "marjinal", "Go home"cuların payı vardır.
Yani "netice alınmıştır".
* * *
Olgunluk, aynı zulüm karşısında "Go home"dan ("Eve dön"), "Come home"a ("Eve buyur") dönmekse, ben almayayım.
"Dünya köye döndü" mantığı, bugün tepki gösterdiği İsrail'e de kucak açar yarın...
İhtiyarlığın ilkesiz teslimiyetine karşı gençliğin hesapsız isyanını yeğliyorum ben...
Gençlik, kas gücünde değil, düş gücündedir.
Delikanlıyı, attan düşmek değil ama gözden düşmek yaralayabilir.
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|

|