|
 |
|
|
Açıkça "Bu borçları sileceğiz" deyiniz (...olsun, bitsin!)
Anlaşıldığı kadarıyla hükümetimiz hortumcularla anlaştı. Borçlarını silecek... Silecek de... İşi kılıfına uydurmaya çalışıyor... Normaldir! Zaten biz bugüne kadar devleti ve milleti soyup da, ceza gören, hortumladığı parayı ödeyen bir kişi görmedik... Biz bunlara alışığız da... Hükümetimiz işini gücünü bırakıp formül peşinde koşacağına açıkça, "Biz bu borçları sileceğiz abicim!" desin... Silsin gitsin de bu iş bitsin... Bize (yani halkımıza) çektirmesin...
Hükümetimiz cenahında, önce "alıştırma" operasyonu başladı... "Hortumlanan para abartılıyor. 42 milyar dolar hortumlanmadı. Hakim ortakların kendi şirketlerine kullandırdığı para sadece 12 milyar dolar... Bu da at ile deve değil... Bu 17 milyar doların da sadece 8 milyar doları tahsil edilebilir" denilmeye başlandı. Bu rakam kamuoyunun kafasına oturtuldu.
Alıştırmacılar, "Yahu... Bankalarda batan para zaten 17 milyar dolarcık... Bunun da 5 milyar doları ekonomik sorunlardan battı... Devlet 17 milyar dolar zararı yanlış hesaplarla büyüttü 42 milyar dolara getirdi..." anlatımıyla halkın kafasını yıkadı. "Hafıza - i beşer nisyan ile ma'lüldür" (İnsan hafızasında unutma hastalığı vardır). Sonuç olarak insanlarımız olan biteni ve de kendi ceplerinden çıkan paracıkları unutmaya, hortumculara önce acımaya sonra onları kahraman olarak görmeye başladı bile.
Bu arada "yavaştan yavaştan" batan bankaları hortumlayanlarla "protokol müzakereleri" başlatıldı. Müzakereler uzadı uzadı. Birkaç protokol yapıldı. Protokole imzayı koyanlar rahatlatıldı.
Derken efendim, "Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı" diye bir tasarı ortaya çıkarıldı. Ve de görüldü ki, adı yolsuzlukla mücadele olan bir tasarının "kuyruğuna" hortumcuların affını sağlayacak maddeler eklenmiş.
Soruşturma ve dava aşamasında bulunan, davaları hükümle sonuçlanan her türlü hortumcuya "kurtuluş kapısı" açılıyor. Cumhuriyet savcılıkları zararı belirleyecek: Hortumcu zararı öderse, "tertemiz" ilan edilecek. Taksite bağlarsa, takibat, dava, hüküm ertelenecek... Tasarı TBMM'den geçer ve de kanunlaşırsa, "borçlar usulüne uygun biçimde silinmiş olacak..."
Çarpıklığın büyüklüğüne bakınız... (1) TMSF (bu iş için kurulan, içinde uzmanların çalıştığı koskocaman devlet kuruluşu) aylardır hortumlanan paraların hesabını çıkarmaya çabalıyor. Hortumculardan nasıl para tahsil edilir diye kıvranıyor... Onun yapamadığını bundan sonra Cumhuriyet savcıları yapacak. Savcılar borcu belirleyecek. Sonra taksite bölecek... (2) Bugüne kadar TMSF bazı hortumcularla protokol imzaladı. Bazılarıyla imzalamak üzere... Bu protokollerin süreleri farklı, şartları farklı... Bunlar sil baştan olacak... (3) TMSF tarafından hortumculardan borçlarını piyasa faiziyle ödemeleri isteniyordu. Tasarıya göre piyasa faizi yerine kanuni faiz (piyasa faizine göre düşüktür) uygulanacak. (4) Hiçbir hortumcu peşin ödeme yapamayacağına göre bu oyun, "yaz tahtaya, al haftaya" şeklinde oynanacak...
Her ne kadar saf ve bakir Anadolu çocuğu isek de, arada sırada kafamıza şeytan gelip oturuyor... Ve de o şeytan diyor ki... "Bu bir değil, iki değil... N'oluyor? Acaba birileri daha önceden birileriyle anlaşarak, onları kurtarmak için belli kanunların peşine özel maddeler mi ekliyor? Adamına ve de olaya göre özel kanun çıkarma dönemi mi başladı?" Sayın okuyucularım... Bunlar benim sorularım değil... Şeytan sorusu!
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|