Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Haziran 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yatırımcı beklemede, umutla umutsuzluk iç içe

Kürtçe TV yayını, DEP'lilerin tahliyesi ve PKK'nın 'Ateşkesi bozdum' açıklamaları ile Türkiye'nin gündemine yeniden oturan Güneydoğu'da umutla umutsuzluk iç içe. Bölgenin halkı da işadamı da 'ya yine eski çatışmalı ortama dönülürse' tedirginliği ile 'siyasi açılımların' yarattığı iyimserlik arasında gidip geliyor. Yeni projelere başlamak isteyen işadamları, bir süre olayların nereye varacağını bekleme eğiliminde. Bu da işsizlikten adeta kırılan bölge için umutların belki bir süre daha ertelenmesi demek. Bölge hâlâ yatırım alamıyor. Yeni teşvik yasası da fazla bir umut yaratmamış. Herkeste 'ateşkes bozma'nın bölgeyi yeni bir ateşin içine atabileceği endişesi var. Irak'la ticaret umulduğu gibi gitmiyor. Son olaylardan sonra yük taşıyacak kamyoncu bile bulunamıyor. Mardin'de 78 işletmeden sadece 12'sinde çarklar dönüyor. Az sayıda da olsa bazı yatırımlar var. Urfa'da İtalyan marka Crıspıno mağaza açmış. Çarşı'nın geleceği konuşuluyor

EVRİM ERGİN

Devlet televizyonunda Kürtçe yayın, DEP'lilerin tahliyesi ve arkasından bölge illerinde başlayan mitingli turlar, bölgeye ilişkin problemlerde, gerilimi düşüren adımlar olarak değerlendirildi. Tam da bu adımlarla birlikte, bölgede yeni bir iklim yakalanmasına ilişkin umutlar artarken; PKK'nın 'Ateşkesi bozdum' açıklamaları geldi...
Her üç olayla birlikte Türkiye'nin gündemine yeniden oturan bölgede, birçok uzman - analist tarafından 'sorunların ana kaynağı' olarak gösterilen ekonomide 'son durumu' saptamak için foto muhabiri arkadaşım Yurttaş Tümer'le birlikte hafta başında Diyarbakır'a gitmek üzere yola çıktık.
Sorunlar ve sorular belliydi. İşadamlarına, esnafa, işçiye, işsize durumu sorduk. Acaba yeni bir dönemin açıldığından söz edilebilir miydi? Yatırımlarda bir kıpırdanma, işsizlikte bir azalma var mıydı? DEP'lilerin tahliyesi, Kürtçe TV yayını bölgede 'huzur ortamı'nı geliştirebilir, işler açılabilir miydi? Yeni yatırım, özellikle de yabancı yatırım var mıydı?..
Saat 17:00! Akşama doğru ama hala çöl sıcağı tadında bir hava, kuru, yakıcı... Diyarbakır Havaalanı'ndan kente hareket ediyoruz. Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği İdari İşler Müdürü Celal Balık ile görüşecek, bu arada yarınki randevularımızı ayarlayacağız.
Kent mahşeri bir kalabalıktan sanki boğuluyor. Ve sanki bütün çocuklar sokakta (Sonradan öğreniyoruz ki Diyarbakır'da tam 28 bin sokak çocuğu varmış!) Her tarafta bir 'eskilik', bir dökülme hali... Trafik korkunç. Yayalar, ışığa, uyarıya aldırmadan yollarda geziniyor... Yol boyunca işportacıdan, ayakkabı boyacısından, manav tezgâhlarından geçilmiyor.
Celel Bey'le buluşuyoruz. Gezi planımızı kendisinden aldığımız bilgiler üzerine kuruyoruz. Bize yardımcı olmak için elinden geleni yapıyor. Kentin ender düzgün yapılarından Dedeman Oteli'ne gidiyoruz. Japon turistler gözümüze çarpıyor. Otelde her gün 'geceler', mezuniyet baloları oluyormuş. Bizim kaldığımız akşam da Güzel Sanatlar Lisesi'nin mezuniyet balosu vardı. Kızlı erkekli birbirleri ile şıklık yarışına girmiş gençlerden mikrofonu kapan Kürtçe - Türkçe bir türkü patlatıyor.

Filiz Hanım'ın 'modern kent' umudu
Otelden sabah erkenden çıkarak yine kenti dolaşıyoruz. Akşamcı işportacılar ortalıkta henüz yok. Demirciler ve Bakırcılar Çarşısı esnafına uğruyoruz. DEP'liler ve Kürtçe yayın konusunda konuşmaktan kaçınıyorlar. Onlarca yılın kavgası, kovuşturması hazin bir tecrübeyi sokmuş herkesin kafasına; 'tanımadığın kişilerle konuşma!' Gazeteci olduğumuza güvenleri geldikçe dökülür gibi konuşmaya başlıyorlar ama yine ekmekten, aştan, işten... Herkes, neredeyse aynı sözcükleri kullanarak, aynı sorunlardan söz ediyor.
İşadamları daha rahat. Anlattıklarına göre Güneydoğu cephesinde değişen fazla bir şey yok. Bölge hâlâ yatırım alamıyor. Yeni teşvik yasası da fazla bir umut yaratmamış. "İyi bir yasaydı ama içine Uşak'ı, Osmaniye'yi de soktular. Aynı teşvikler varsa, yatırımcı niye burayı seçsin ki?' diyorlar. Mevzuata - bürokrasiye ateş püskürüyorlar. Bazıları, ağır konuşuyor: "Hükümetler bir şeyler istiyor ama bürokrasinin kafa tasçı yaklaşımı var" diyorlar.
İşadamları çok bezgin görünüyor. İçlerinde yatırım yapanlar da var ama onlar da yatırımlarını sorunsuz yapabileceklerinden çok umutlu değiller. Yağmaya dönüşen eski teşvik uygulamasından kalan güvensizliğin aşılamadığını belirtiyorlar.
Turizm Derneği Başkanı Filiz Bedirhanoğulları, gün görmüş, aydın bir kadın. Diyarbakır'ın eski halini arıyor. "1970'li yıllarda burası modern bir kentti" diyor. Turizmci olarak amacı da kenti eski havasına kavuşturmak!

Ya yine sokağa çıkamazsak
Bölge turumuzun ikinci durağı Batman'dı. Petrol kenti Batman daha derli toplu görünüyor. Fakat bütün bölge illeri gibi 'işsizlikten kırılıyor!' Vaktiyle 6 bin kişinin çalıştığı rafineride şimdi sadece bin kişi çalışıyormuş. Ciddi sanayi yatırımları yok. Batman Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileri 40'a yakın yatırım projesinin beklediğini belirtiyor. Herkeste 'Ateşkes bozma'nın bölgeyi yeni bir ateşin içine atabileceği endişesi var. "Böyle bir durumda kim yatırım yapar?" diyorlar. Batmanlı sanayiciler, ilin yatırım açısından ciddi bir cazibe ortaya koyamadığını belirtiyorlar. Ama onlar için en güncel sorun, saat 17:00'den sonra sokağa çıkamadıkları 'o eski günlere' dönüş olasılığı.
Bir tuğla fabrikasına gidiyoruz. Dışarıda yakıcı bir sıcaklık var. Tuğla işçileri bir de 'fırının içinde' çalışıyorlar. Ne kazandıklarını soruyorum: "Asgari ücret!" Ama, bu asgari ücretlilerin bile bölgenin şanslı kişileri olduğunu düşünmek gerekiyor.

78 işletmenin 12'si açık
Mardin, bir 'tarihi şehir.' Ama turizmden ciddi bir geliri yok. Ticari olarak da Irak'a en yakın noktada olması büyük avantaj ama şu sıralar Irak işleri de kesat gidiyormuş. Aldığımız bilgilere göre turizm yatırımları artıyormuş. Otel sayısı 10'u aşmış. Organize Sanayi Bölgesi'ne bu yıl 10 başvuru olmuş. Bu işletmelerin de önümüzdeki yıl faaliyete geçebileceği konuşuluyor.
Mardin'de en çok şikayet edilen konulardan biri de Habur Sınır Kapısı'ndaki eziyet.
Amerikalılar'ın, Irak'a sevkiyat sırasında kiraladıkları boş fabrikaları öylece duruyor. Hiç bir hareket yok. 78 işletmeden 12'si faaliyette. İşadamları "Hortumlanan milyarlarca doların yarısı bile bölgeyi ihya ederdi" diyorlar.

Crispino gelmiş, Çarşı bekleniyor
Mardin - Urfa Karayolu'nda Koç Ata Sancak Çiftliği var. Büyük ve modern bir yatırım. İşletme Müdürü Ahmet Öğrenci, bize bilgi verdi. Yaşadıkları problemleri anlattı. Özellikle enerji ve yem tedariki konularında sıkıntı yaşıyorlarmış. Urfa'da dolaşırken, İtalyan Crispino markasının dükkânı gözümüze çarpıyor. Kentin en işlek caddesinde 2 bin 700 dolar aylık kira ödüyormuş. Çarşı'nın, Benetton'un da önümüzdeki yıl Urfa'ya geleceği konuşuluyor.
Foto muhabiri arkadaşım Yurttaş Tümer yüzlerce fotoğraf çekti. Bir 'bölge albümü' çıkacak kadar fotoğrafın içinden, sayfa sınırlılığı nedeniyle ne yazık ki sadece birkaçını görebileceksiniz. Benim kafama düşen fotoğraf ise özetle şöyle:
Bölge insanı güvensiz ve yorgun! İyimserlikle kötümserlik içiçe. Olayların çok fazla tırmanmayacağı umudu yanında bölgenin yeniden ateş içinde kalması olasılığının yarattığı tedirginlik de var. İşadamları, "Olaylar patlarsa herkes kaçar, bir yere gider. Biz bu yatırımları sırtlayıp götüremeyiz ki" diyorlar. İşte bu ellerini kollarını bağlıyor. Yatırımlarını geliştirmekte, yeni yatırımlar yapmakta tereddüt içindeler. Şu tespiti yapıyorlar:
"Batı illerinden işadamları buraya kolay kolay yatırım yapmazlar. Bölgeyi tanımıyorlar, olaylardan korkuyorlar. Biz iyi kötü alıştık. Biz yapabiliriz. Yatırım politikası, teşviği bölge işadamına kaydırılmalı. Hükümet de böyle bir politika izlemeli."

Rakamlarla Güneydoğu
DiyarbakıR
Diyarbakır sanayide gelişmişlik düzeyi Cumhuriyet döneminde 7. sırada iken günümüzde 54. sıraya gerilemiş durumda.
Bugün gıda sektöründe faaliyet gösteren 45 işletme,
Kimya Plastik sektöründe 25 işletme,
Tekstil ve çırçır sektöründe 63 işletme,
Ağaç ve orman ürünleri sektöründe 12 işletme,
Maden Sektöründe 37 işletme bulunyor.
Toplam nüfusu 1 milyon 362 bin olan şehirin merkezinde ise 817 bin kişi yaşıyor.
Kentte son verilere göre 28 bin tane sokak çocuğu bulunuyor. Ayrıca beş bin adet derslik açığı var.

MardiN
Mardin'de OSB alanında 152 sanayi parseli bulunuyor.
84 sanayi parselinin tahsisi yapılmış.
49 tesis üretime geçmiş.
Şu anda yatırımı yapılmış Serbest Bölge ile birlikte 78 bölge bulunuyor. Ancak şu anda üretim faaliyetini sürdüren 12 fabrika bulunuyor.

ŞanlıurfA
OSB alanında 272 parsel var.
268 sanayi parselinin tahsisi yapılmış.
Bunlardan 79 tesis üretime geçmiş durumda.
Ancak birçoğu sezonluk üretim yapıyor ve düşük kapasite ile çalışıyor. Birçoğunun da finansman problemi bulunuyor.
Şanlıurfa'nın çehresini değiştiren ise turizm olmuş. Hem din, hem de tarihi zenginlik bakımından önemli bir uğrak yeri olan kentin çarşı esnafı bu durumdan çok memnun. Birkaç yıl önceye göre kentte bir hareketlilik göze çarpıyor.

BatmaN
Batman'da en büyük tesisler Tüpraş Rafinerisi ve TPAO'nun kuruluşları. Ancak kentte birkaç yıl önce 6 bin olan petrol işkolunda çalışan sayısı günümüzde bine inmiş.
Tuğla, mermer, iplik, plastik alanında da işletmeler var ancak sayıları az.
Kentte en çok kurulan işletme ise daha çok fuel oil ve asfalt nakliyesi yapan şirketlere ait.

Kuyumcu Selim Amca uykuda, kapı da açık

Urfa Çarşısı'nda geziniyoruz, Esnafla konuşuyoruz. Bu çok güzel tarihi çarşı içerisinde sürekli yeni bir şeyler keşfediyoruz. Özellikle de yaşlılar görülmeye değer. Dolaşırken bir de ne görelim Kuyumcu Selim Amca, dükkanın kapısını açık bırakarak uyukuya dalmış. Genelde bölgedeki insanların bir genişlik ve rahat davranma hali var ancak kuyumcu olunca, böyle
düşünmek zorlaşıyor.

Kovboy şapkalı çoban Fahrettin'in hayalleri

Batman - Mardin Yolu... Sürünün peşindeki çoban Batmanlı Fahrettin. Kendisi lise öğrencisi. Başındaki hasır şapka ile Dallas çiftçilerini andırıyor. Fahrettin, şehirden uzak böyle bir yerde dolaşmaktan korkmuyormuş. Biz müşteri değiliz ama yine de bu fiyakalı şapka ile nasıl bir servete göz kulak olduğunu öğrenmek istiyoruz. "Koyunların çifti 500 - 600 milyon eder" diyor. Tamanını hesaplamayı bize bırakıyor. Hayallerini soruyoruz: "En büyük hayalim mi? Üniversiteye gitmek!"

Koç Ata Sancak, Van, Iğdır ve Kars'da yer bakıyor

Şanlıurfa'da, Koç Ata Sancak ortaklığı ile kurulan Besi ve Tarım Ürünleri işletmesi, bölgedeki en önemli yatırım. Çiftlikte 8 bin 500 hayvan var. 100 kişi çalışıyor. İdari İşler Müdürü Ahmet Öğrenci, çiftliğin kurulma nedenini 'biraz da sosyal amaçlı' olduğunu söylüyor.
Bölgede hayvancılık maliyetlerinin yüksek olduğunu anlatan Öğrenci, özellikle yem fiyatlarından yakınıyor. Bölge insanının bu işletmede daha çok çaycı ve odacı olmak için iş başvurusu yaptığını anlatan Öğrenci, "Oysa tarlaların birçoğu boş duruyor. Bizim için yem üretimi yapıp bize satmaya çalışsalar, bu işletme hem bölge için gerçek anlamda verimli hale gelir. Hem de herkes bu işten kazançlı çıkar" diyor. Son olaylar konusunda ise "Bu gerçekliklerle yaşamayı öğrenmek durumundayız" diye konuşuyor.
Bu arada bölgede edindiğimiz bilgilere göre Koç Ata Sancak çiftliği, Van - Iğdır ve Kars'ta da yatırım yapmak için yer bakıyormuş. Bu konuda Tarımsal İşletmeler Genel Müdürülüğü (TİGEM) çiftliklerine bakılıyormuş.

'Irak'ta güvenilir muhatap bulsak ihracat yaparız'

Mardin'de otomobil yan sanayii alanında faaliyet gösteren Mayko'da 100 kişi çalışıyor. Yıllık cirosu 1.5 - 2 trilyon civarında. 12 ülkeye ihracatı var. İşletme Müdürü Mahmut Özmen, Irak'la iş yapmanın son derece zor olduğunu belirtiyor. "Irak'da güvenilebilir bir muhattap bulma sorunu var. Aslında çok büyük siparişler var ama onları da kapasitemiz düşük olduğu için alamıyoruz" diyor.
Bölge insanının açlıkla savaştığını belirten Mayko Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Karahan ise devletin bir an önce tedbir alması gerektiğini belirtiyor.
Karahan, "Ekonomik kalkınma gerekli. Açsak Apocuyuz, toksak değiliz" diyor.

Bölgede iş yapanlar konuşuyor

'Aquapark ve Go - kart pisti projesi var'
Diyarbakır Turizm Derneği Başkanı Filiz Bedirhanoğulları, Diyarbakır'da son 3 - 4 yılda sosyal ve kültürel anlamda çok güzel etkinlikler yaşandığını belirtiyor. Son birkaç ay içerisinde 'büyük festivaller' yapılmış. Turizmde de 'önemli kıpırdanmalar' olmuş. "Diyarbakır 1970'li yıllarda modern bir kentti. Bir sürü sinema ve tiyatro vardı. Şimdi yok, ben de Ankara'ya gittiğimde bir günde üç kez sinemaya giriyorum" diyor. Eğlence ve sosyal aktivite bakımından şehrin geliştiğini, havuz problemi yaşadıklarını anlatıyor. "Diyarbakır'da aquapark ve Go - kart pisti yapmak için projeler var. Zenginler Hazar Gölü kıyısında havuzlu villalar yaptırıyor. Hafta sonu gidiyorlar. Son birkaç olay nedeniyle bölgede 'Acaba tekrar geriye mi döneriz?' endişesi var. Bazı otellerde rezervasyon iptalleri oldu" diyor.

'Devlet eskiden bölge işadamına daha yakındı'
Bedrettin Karaboğa, Mardin'in önemli işadamlarından. Çatışma ortamına dönülmesi olasılığından çok rahatsız. Son 3 - 4 yıldır huzur ortamının yakalandığını ancak devletin yeterli adım atmadığını söylüyor. Karaboğa şöyle diyor:
"Terör döneminde devlet işadamına daha yakındı. Sonra ilgi azaldı. Eskiden kredi bulma sıkıntımız yoktu. Şimdi ciddi zorluk çekiyoruz . Saddam döneminde Irak ile daha iyi iş yapıyorduk. Bizden başka girebilen yoktu. Şimdi Çin'den bile gelen var. Zaho'da 1.5 dolara Versace kemer satıldığını gördüm. Devlet ekonomiye ağırlık vermeli. Sosyal ve kültürel olarak insanların gönlünü hoş tutmalı, af çıkarmalı. Kürtçeyi serbest bırakmaktan devlet baştan çekinmemeliydi. Çünkü bu dil zaten ekonomik bir dil değil. Türkçe ekonomik aktvitesi çok daha yüksek bir dil."

'Uşak, Osmaniye varken buraya yatırım gelir mi?'
Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğulları, bölge için açılan 'ekonomik paketler'in boş çıktığını ve bunların oy avcılığı için gündeme getirildiğini anlatıyor. "Yıllarca tarihçiler, aydınlar, uzmanlar, devletin bir an önce tedbir alması gerektiğini, yoksa olayların çok büyük boyutlara ulaşacağını söylüyordu. Ama aldırmadılar. Büyük bedeller ödendi. Kaynaklar uçup gitti. İki üç yıldır barış rüzgârı esiyor. Bölgesel kalkınmışlık farklılıkları için bir yasa taslağı hazırladık. 4325 sayılı yasa bu şekilde çıktı. Vergide, SSK'da muafiyetler getirildi. Bölgede kıpırdanma başladı. Şiddet azaldı. Yine de silah patlar mı diye tedirgindik. Neticede yatırım yapıyorsunuz, sırtınıza alıp götüremezsiniz. Ancak kapsama giren illeri artırdılar. Uşak, Osmaniye gibi iller de girdi. Şimdi biz nasıl yatırım çekelim?" diyor.

'Bizim yerli yatırımcıları geri getirmezsek olmaz'
Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği (DİSİAD) Başkanı Şehmus Akbaş, 3 - 4 yıldır oluşan huzur ortamında yabancı yatırımıcıların da bölgeye ilgilerinin başladığını, ancak asıl sorunun Diyarbakır'dan giden yerli yatırımcıyı geri çevirmek olduğunu söylüyor. Akbaş, "Burası eskiden yasak bölge gibiydi. Ancak yavaş yavaş insanlar bunun böyle olmadığını görüyor" diyor.
Akbaş'ın anlattığına göre bölgede turizm gelişiyor. Yeraltı kaynakları da harekete geçiriliyor. Mermer fabrikalarından yılda 100 milyon dolara yakın ihracat yapılıyor. Akbaş'a göre Türkiye AB standartlarına ulaşmadan Diyarbakır kurtulamaz. DEP milletvekillerinin tahliyesini ve Kürtçe yayını 'önemli bir adım' olarak değerlendiriyor. "Ancak ekonomide adım atılmıyor. İşadamları hâlâ mevzuatla uğraşıyor" diyor.

'Bizde küreselleşme Adana'ya gidip çalışmak'
Urfalı Servan Şahin, HAKSER çırçır fabrikasının ortağı. Aynı zamanda kurulma aşamasında olan ISC ipliğin de sahiplerinden. Kürtçe yayın ve DEP'lilerin salıverilmesi konularını değerlendirirken, "Türkiye artık bunları aştı" diyor. Şahin şöyle konuşuyor:
"İnsan burada iş bulamazsa İstanbul'a gidiyor, oranın sorunlarına ekleniyor. Bizim için küreselleşme; Ordu'ya gidip fındık, Çorum'a gidip nohut, Antalya, Adana'da pamuk toplamak. Biz terörün ilacının ekonomik gelişim olduğunu biliyoruz. Ama dinleyen yok. İplik fabrikamızda 300 kişi istihdam edeceğiz ama finansman sorununu çözemiyoruz. Avrupa Yatırım Bankası ve diğer yatırım fonlarındaki kaynakların bölgeye aktarılması gerekir. Bölgede işadamı var. Ama düşünün ki ben sorunumu halledemiyorum. Başkaları nasıl halletsin?"

'Yatırımcı gelmez, iş başa düşüyor'
İşadamı Süleyman Odabaşı, Diyarbakır'da 11 işletmesinde toplam bin kişi çalışıyor. Yeni bir Çırçır fabrikası yatırımı yapıyor. Hammaddeyi de kendi tarlalarından sağlayacak. Bu tesis için şimdiye kadar 10 milyon dolara yakın para yatırdıklarını anlatıyor. Tamamlandığında 150 kişi istihdam edecekmiş.
"Gerginliklere bölgenin tahammülü kalmadı" diyor. Devletten de çok birşey beklemediklerini belirten Odabaşı, "Sadece bize engel olmasınlar, bunu istiyoruz" diyor. Dışarıdan yatırım gelmesini çok kolay bulmuyor. Ona göre bölgeyi, yine bölgenin girişimcisi kalkındırabilir.


BUSINESS
 Yatırımcı beklemede, umutla umutsuzluk iç içe
 Editörden
 Liseli Daltonlar şirket kurdu, tatil satıyorlar
 Hastane - otelde, 2 bin 500 dolara tatilli ameliyat
 Mayo bir, bikini iki
 Tüpgazda pişen dönere dikkat!
 Kristal Elma'da smokin 'out', düşük bel 'ın'
 İnsanlar 'kim olduğunu unutmamalı'
 Vergi barışından yararlanmak için son 10 gün!
 TEDAŞ'tan turizmcilere mektup:'Özelleştirme kapsamına alındık, elektrik indirimi yok'
 Hafta içi çalışıyor...
 17 milyon mülteci 'ev' denilecek bir yer arıyor
 Uykunun kaçmaması
 'Çocuk teşviği'ne rağmen yine de doğum yapmıyorlar
 Çin bisikletten indi Ferrari'ye biniyor
 Tek ağ üzerinden görüntülü iletişim
 Prada ayakkabıya uyan laptop çantası




© 2004 Milliyet