Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Haziran 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Medya ve Piriştina

Satır Arası / Deniz Sipahi

Ahmet Piriştina döneminde birçok çevre medyayı sürekli eleştiri bombardımanına tutuyordu. Muhalefete göre "Medya Piriştinacı'ydı ve korumacı bir yayın politikası izliyordu..."
Bu yorumların doğru olup olmadığını meslektaşlarımla sıklıkla tartıştık, çoğu zaman da özeleştiri yaptık. Gerçekten de Yüksel Çakmur ve Burhan Özfatura döneminde medya çok daha sert miydi? Gazeteler, televizyonlar Piriştina'ya karşı çok mu toleranslıydı, yoksa başkanın bir başka sırrı mı vardı?
Bana göre bu soruların cevabını şöyle vermek gerekiyor.
Ahmet Piriştina, iyi başkanlığının yanında; iyi bir de iletişim duayeniydi.
Medyayla ilişkisi milletvekilliği, başkanlığı döneminde başlamamıştı.
Tansaş Genel Müdürlüğü'nde, EBSO Başkanvekilliği'nde, KİPA Murahhas Azalığı'nda gazetecilerle iyi diyaloglar kurmuştu.
Hatta bu ilişkilerin çok daha öncesinden başladığını düşünüyorum.
Peki medyayla iyi ilişkiler kurmak başlı başına yeterli midir?

* * *

Kesinlikle değildir.
Piriştina, her zaman ulaşılabilir bir başkandı. Hangi gün ve saatte ararsanız, size döner bilgi verirdi. Çoğu başkandan farklı bir tarzı vardı. Yaptığı projeleri, düşündüğü adımları mutlaka basın mensuplarıyla paylaşır; siz sormadan gerekli dosyaları hazırlatıp önünüze koyardı.
Örneğin aleyhinde bir yazı mı çıktı ya da herhangi bir olayın yanlış aksettirildiğini mi düşündü; telefon açar, yanınıza gelir çok detaylı bilgiler verirdi.
Yani Piriştina'nın bir iki adım sonra ne yapacağından bilgi sahibi olurdunuz.
Geçen gün düşündüm.
Kordon Yolu'na altı şeritli yol yapılmasını mı eleştirecektik?
Bostanlı sahil şeridinin genişletilmesini, çok amaçlı kullanıma açılmasını mı?
Melez'in bataklıktan kurtulup, yeşil alan olmasına mı?
Trafoların ve elektrik kablolarının yer altına alınmasını mı?
Cumhuriyet Meydanı'ndaki düzenlemeyi mi, Gündoğdu'ya kazandırılan büyük alanı mı?.
Konak'taki yeni düzenlemeyi mi, Mustafa Sahil Bulvarı'ndaki palmiyeleri mi?.

* * *

Kent Müzesi'ni mi, Kültürpark'taki yeni düzenlemeleri mi?
Metro'nun ikinci etabıyla ilgili projeyi mi, deniz vapurlarını daha sık kullanan İzmir halkını mı?
Neredeyse bir kitaplığı dolduracak İzmir kitaplarını mı, Adnan Saygun Kültür Merkezi'ni mi?
İzmir'deki tüm ilköğretim okullarının elden geçirilmesi mi, camilerin pırıl pırıl yapılmasını mı?
Türkiye'de ilk defa başlatılan hemşerilik derslerini mi, açıkhava sinemalarını mı?
Büyük kanal projesinin tamamlanmasıyla birlikte yelken açan gençleri mi? Güzelbahçe sahillerine yapılan plajları mı?
On binlerce çocuğa yapılan gıda yardımını mı, özürlülere verilen desteği mi?
Menekşe kokan İzmir sokaklarını mı, rengarenk boyanan siloları mı?

* * *

Tekrar ediyorum.
Piriştina, Türkiye'nin en iyi iletişim insanlarından biriydi. Vaktinin büyük çoğunluğunu bu planlamayı yaparak geçirirdi ve sabırla bu ilişkilerin dostluğa dönüşmesine zemin hazırlardı.
Bu açıdan da, örnek bir insandı.
Bugün birçok siyasetçimiz medyaya bilgi vermekten, açıklama yapmaktan çekinir. Sonrasında da medyadan şikayetçi olur. Oysa medyayı planlamak aynı zamanda profesyonel bir yaklaşımı da getirir. Bu planlama hem bireysel, hem de kurumsal bir stratejiyi gerektirir.
Yani duygulara seslenmek; doğru projelerle hatırlanabilmek ve kamuoyunun gözünde gerçeğe en uygun algılanabilmek.
İletişimde stratejik planlamayı ancak böyle yapabiliyoruz. Piriştina da, bu konuda gerçek bir ustaydı.

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Hoş bir seda bırakıp gitmek
Medya ve Piriştina
İki miras
Şirket birleşmeleri ve rekabet...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


İsmail Özelçinler
Deniz Sipahi
Deniz Taner
Mustafa Tanyeri
© 2004 Milliyet