|
 |
|
|
Uçak düştü
20. dakikada Portekiz Ronaldo'yla bir akın geliştiriyordu. Manchester'lı 19'luk Cole'un yanından hızla geçerken stadın yarısını doldurmuş İngilizler, yenmesi muhtemel golün gelişimine değil sahada mahzun bir ifadeyle yatan Everton'lı diğer gence gözlerini dikmişlerdi. Portekiz'de ismi en çok haykırılan kızıl 18'lik, sağ ayağını tutmuş ağlamaklı gözlerle kulübeye bakıyordu. Çok geçmeden yerini Darius Vassel'e bırakacaktı. O çıkarken tribünlerin her yerine bayraklarıyla yayılmış Adalılar bir ağızdan yine onun adını bağırdılar: Ruuneeey. Ruuni değil Ruuneeey diye bağırıyorlar onun adını, biline. O, kulübeye yönelmişken kolundan tutup hastaneye götürdüler. Artık o sahada yoktu ama 6 yıl önce aynı ihtirasla ismi çığrılan bir başka canavar bu kupada ilk kez parlıyordu. Owen, Fransa'da Ruuneeey yaşındaydı. 6 yıl sonra David James'in uzun pasında Costinha'nın müthiş hatasında, 3. dakikada İngiltere'yi 1-0 öne geçirmeyi başardı. Bundan sonra da her akınlarında o vardı.
Ev sahibini beklemediği bir planla bozmayı amaçlıyorlardı. Rakip sahada baskı yaparak. Yeşil-Kırmızılılar bunun şokunu üzerlerinden atana kadar stadın yarısını dolduran İngilizlerin istediği sonuç oluşmuştu bile.
Ruuneeey'in çıkışı İngiltere'yi etkilemişti. Owen'ın iyi oyuna rağmen ona yardım edecek, topu hücum alanında tutmayı bilen birinin olmayışı Adalılar'ın dirençli orta sahasına aşırı yük bindirdi. İyi direndiler ama açıklar da verdiler. Portekiz iyi geldi. Bu savunmayı delebilecekleri kadar iyi. İkinci yarının başında Eriksson, Scholes, Phil Neville değişikliğiyle savunmasını özellikle Miguel'e karşı kuvvetlendirdi. Scolari ise 64'te Costinha - Simao değişikliğiyle risk aldı. Sonra Rui Costa'yı ve nihayet Figo'nun yerine Postiga'yı. Kelepçeyi taktılar ve İngiliz savunmasını delmek için sayısız denemeye giriştiler. Ama İngiltere'nin ceza sahasının önünde kurduğu kalabalık "kütle" savunmayı delmek derinliği itibarıyla çok zordu. Onlar bunu denemekten, İngilizler de kontradan vazgeçmedi. Ve Scolari ödülünü en riskli değişikliğinden aldı. Postiga'dan, bitime 7 dakika kala. Eriksson'u yakan ise kendi hamlesi P. Neville'dı. Golde rakibini seyretti. Uzatmayı getiren hamleler. Keyfi gittikçe yükselen yeni bir final. Futbol bu ülkede gittikçe büyüyor. İlk uzatmada, ikincide, gittikçe daha zevkli, daha mücadeleci, daha pozisyonlu. Dinmeyen ölümcül bir keyifti, nasıl anlatılır ki. Futbol bitmiş, yıldız çıkmıyormuş. Gülüyorum. İkinci uzatmada bir başka Scolari hamlesi, bu keyfi ev sahibi için zafere çeviriyordu neredeyse. Rui Costa büyük bir gol attı, hem de çok. Ama İngilizler yılmadı, ev sahibine karşı ayakta durdular. Yine Lampard'la. En sonunda bu dram kendisine yakışır bir finalle, heyecanın doruğuyla sonuçlandı. Penaltılarla. Beckham, Rui Costa'nın kaçırdıkları, Postiga'nın fantastik vuruşu, Ricardo'nun kurtarışı ve atışı her şey harikaydı.
Bir gece önce gittiğimiz Irlanda Pub'ında İngilizler durmadan bir şarkı söylüyordu. Bizim duvarda var 100 şişe sündürmesine benzer bir tekerleme: Gökyüzünde 100 Alman bombardıman uçağı var. Bir de Kraliyet Hava Kuvvetleri uçağı. Gökyüzünde 99 Alman bombardıman uçağı var. 98, 97. Sıfıra kadar bıkmadan söylüyorlardı. Hava kuvvetleri bu kez zayiat verdi. O delinmez gibi duran uçağı dün bir avcı uçağı düşürdü.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|