|
 |
|
|
Kara mizah değil, grimsi şakalar...
İSTANBUL'da toplanacak NATO zirvesi için alınan güvenlik önlemleri nedeniyle, "egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olan ulusumuzun, İstanbul'daki bölümünden" bazı ricalarda bulunuldu:
- 27 - 30 Haziran arasında, evlerinizde dahi ayaklarınızın ucuna basa basa yürüyün. Bakkala gitmek için dahi dışarıya çıkmayın. Zaten 184 cadde ve sokak trafiğe kapalı. Geri kalan sokak ve caddeleri de, mümkün olduğu kadar az kullanın. Üst düzey konuklarımız, trafik anarşisinden, gezginci satıcılar kaosundan ve garip bir halk kargaşasından arınmış bir İstanbul görsünler ve tam bir güvence içinde olduklarına inansınlar...
***
Gerçi NATO zirvesine gelecek konuklardan bazılarının gözü, Türkiye'nin açacağı; - geçen ay iptal edilse de, yeniden gündeme geleceği düşünülen - 11 milyar dolarlık silah ihalesine dikiliymiş...
Doğru mudur, yalan mıdır; dost ve müttefiklerimizden bazıları, bize kabil olduğu kadar daha çok silah satmak isterler mi, istemezler mi; bilemiyorum...
Bendenizin zaman zaman aklına takılan soru, son 70 yılda kaç yüz milyar dolarlık silah almış olduğumuz ve bu silahların miadının, ortalama ne kadar zamanda dolmuş olduğudur.
***
Bu tür soruların arada sırada aklıma takılmasının nedenlerine gelince; vallahi billahi, iki gözüm önüme aksın ki, kimsenin tekerine çomak sokmak değil...
Biliyorsunuz son bastıran yağmurlarda yine İstanbul, Bursa, İzmit ve Konya sellere teslim oldu. Ardahan'da sürüsünü korumaya çalışan 18 yaşındaki genç bir kız da, sel sularına kapılıp boğulmuş...
Her yağan yağmur altyapıdan yoksun bir ülkede yaşadığımız için, bizi tutsak almada... Dış düşmanlara karşı, gerektiğinde kendimizi savunmak amacıyla, yüz milyarlarca dolarlık silah alırken; her yağmura karşı, sade ellerimizi değil, ayaklarımızı da havaya kaldırarak teslim olmak, savunmamızdan sorumlu büyüklerimizin acaba neden hiç gücüne gitmemiş ve gitmiyor ki, diye düşünüyorum...
Kötü ve hainane bir düşünce mi bu?
***
Keşke bu tür sorunları, "egemenliğin kayıtsız şartsız ulusumuza ait olduğu" parlamentomuzda da tartışma geleneği bulunsaydı da; kimlerden, kimlerin aracılığıyla neden o kadar çok silah alıp durduğumuz, biraz daha saydamlaşabilseydi...
Bize silahları satanların bildiği "devlet sırlarımızı", egemenliğimizin kayıtsız şartsız sahibi olan ulusumuzun bilmemesi, ne hazin...
***
Bir söylentiye göre de, Büyük Ortadoğu Projesi sonucu, Washington'un askeri ağırlığı daha da artacakmış Türkiye'nin hem batısında, hem doğusunda, hem kuzeyinde, hem güneyinde...
Gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkeler üstündeki ağırlığı; şişman mı şişman bir adamın, büyük aptes yapmak için klozete oturmasındaki ağırlığa benzer biraz da... Tüm ağırlığıyla oturur ve arkasından patır patır...
***
Vaktiyle II. Wilhelm'in ağırlığı altında da böyle olmuştu. Neyse ki hamasi şiirler yetişti imdadımıza, üstümüze nasıl edildiğinin patır patırını duymamak için:
"Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım..."
Yağmur yağdığında, sel suları bunun dışında...
***
Gelişmekte olan ülkelerde, sık rastlanan tablolar bunlar. AB üyeliği için müzakere tarihi verildiğinde, gelişme hızımız da artacak... "Yaşam kalitesi" açısından Kostarika düzeyine erişivereceğiz 40 yıl içinde...
Bilimsel akademilerimizde dahi, nedense bir türlü saydamlaştırılmamış olan bu tür gerçekler, aklınızı hemen çimdiklemesin... Şimdiye dek, okullarda eğitildiğinizi sanırken dahi yediğiniz kazıklar aklınıza takılmasın.
Düşünün ki bayraklar da, kazıkların üstünde yükselir...
***
İzmirli gönül ve beyin dostu Cengiz Sani'den, yapımını bitirmiş olduğu Anadolu Endüstri Meslek Lisesi'yle ilgili belgesel bir mektup aldım...
Bir ömür susuz bir pisinde yüzmeye çalışmış bir safderuna; artık suların da akmaya başladığını gösteren belgelerdi Cengiz Sani dostun gönderdiği belgeler...
Yeni kuşaklar, ne susuz havuzlarda yüzmeye, ne de bataklıklarda koşmaya çalışacaklar...
Ve global gerçekleri gördüklerinde, kendi güncel alanlarında başarılarla mutlulukların gökkuşaklarına uzanacaklar...
***
Enseyi karartmayın. Cengiz Sani dosta da, teşekkür etmekten başka sunabileceğim pek bir şeyim olmadığından, teşekkürler ederim.
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|

|