|
 |
|
|
Türkiye, İsrail nereye?
Dış politika, diplomasi daha çok nüanslar, ince ayrımlar üzerinde yürür. Diplomatlık oyunu genellikle siyah beyaz değil, grinin değişik tonlarının hakim olduğu zeminlerde oynanır.
Kısacası:
İnce bir zenaattır diplomatlık...
Dış politikada konuşurken, tepki verirken, adım atarken zamanlama, ölçü, doz büyük önem taşır. Yanlış anlamalara meydan vermemek için çok şeye özen göstermek gerekir. Yoksa en olmadık anda, en olmadık aksilik bir çuval inciri berbat edebilir dış ilişkilerde...
Bu pencereden bakınca, Türk - İsrail ilişkileri son zamanlarda nereden nereye geldi? Bir sarsıntı yaşandı. İklim bozuldu. Bu bir gerçek.
Peki, Türkiye'yle İsrail arasındaki ilişkilerin özünü zedeleyen bir durum, ilişki yapısının özüne giden bir kötüleşme var mı?
Sanmıyorum.
Fren yapıldığı anlaşılıyor. Frenin tutması da uzak ihtimal değil. Bu noktaya nasıl gelindi sorusuna gelince...
Her şeyden önce AKP hükümetinin 'Şaron politikaları'nı eleştirmesi doğrudur, haklıdır. Özellikle Gazze'de, Refah'ta yaşananlara tepkisiz kalınamazdı. Başbakan Şaron'un kendi Adalet Bakanı bile kamuoyu önünde yapılanları yerden yere vururken, Türkiye'nin bu konuda sessiz kalması düşünülemezdi.
Doğru olan yapıldı.
Ankara'nın çıkışı haklıydı.
Ama tepkinin ölçüsü, zamanlaması ve içeriği konusunda ayarlar tam tutturulabildi mi? Bu soruya gönül rahatlığıyla evet demek kolay değil.
Bir nokta önemli:
İlişkilerin bozulmasından, kötüye gitmesinden iki ülke de zarar görür.
Hesabı kitabı iyi yapmak gerekir. Örneğin İsrail'le ilişkileri bozulan bir Türkiye'nin, İsrail nezdinde etki ve ağırlığını yitiren bir Türkiye'nin vereceği tepkiler, bir İran'ın vereceği tepkilerden farkı kalmaz.
Yani etkisizleşir Türkiye...
Ortadoğu dengelerinde Türkiye'nin oynayabileceği rol silikleşir.
Tersi de yanlış olur Türkiye açısından. İsrail'le ilişkiler bozulmasın diye Filistin'le ilgili Şaron politikalarına tümüyle tepkisiz kalan bir Türkiye de bu sefer Arap dünyasında ya da Avrupa'da etkisinden kaybeder, dış politikada manevra alanı daralır.
Bunun gibi, İsrail örneğin Kuzey Irak ve Kürtler konusunda Türkiye'yi rahatsız edebilecek açılımlar sergilerse, bölgede Türkiye'yi tedirgin edici oyunların tarafı olursa, bundan İsrail de zararlı çıkar.
Bir başka deyişle:
Önemli olan dengeler...
İsrail - Türkiye ilişkilerinin bugün gelmiş olduğu nokta, son 10 - 15 yıllık yoğun emek ve karşılıklı ve bilinçli çabanın ürünüdür. Şimdiki ilişki yapısı bugüne kadar her iki ülkenin çıkarlarına hizmet etmiştir.
Dikkat ve özen gerekiyor.
Türkiye'yle İsrail'in ortak çıkarı, ilişkilerin bozulmasından değil, iyileştirilmesi ve geliştirilmesinden geçiyor. Birbirlerinin 'kırmızı çizgileri'ne itina etmelerinden geçiyor.
Son iki nokta...
Birincisi:
Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda ilerlemesi İsrail için de iyidir.
İkincisi:
AKP hükümetinin gizli ve açık gündemiyle ilgili spekülasyon yapmak yerine, bu hükümetin demokratik hukuk devleti, AB programı ve pazar ekonomisi alanlarında gerçekleştirdiği atılımları yerli yerine oturtmaktır doğru olan...
Bu iki noktayı da İsrail'de bazı çevrelerin daha boyutlu düşünüp taşınmalarında yarar var.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|