|
 |
|
|
Yılanın dişleri
Yılan, dişlerini gösterdi. Fatih'te otobüs içinde patlama... Ölüler, yaralılar. Aynı gün Bush'un...
Kalacağı Ankara Hilton Oteli önünde, bir patlayıcı, bunlar mesajdır. "İstediğimiz zaman, istediğimiz yere sızarız. Eylem koyarız. Bu sadece bir ön işarettir" mesajı...
CIA elemanlarının günlerdir Ankara ve İstanbul'da olmalarına kimse güvenmesin.
Çok etkin olsalardı, 11 Eylül İkiz Kuleler ve Pentagon eylemlerini engellemiş olurlardı.
Bunca önleme karşın, Bağdat'ta canlı bombalar, havai fişekler gibi patlıyor.
Her gün birkaç Amerikalı ölüyor. Birkaç Amerikalı, sinek gibi öldürülüyor. Sadece dünkü kan bilançosu; 75.
O nedenle, Türkiye, asıl kendi güvenlik güçlerine güvenmeli.
NATO Zirvesi, Cumhuriyet tarihinin bu en büyük uluslararası toplantısı... Bir bakıma Türkiye'nin küresel aynadaki görüntüsünü de oluşturacak.
Yığma inşaat değil
Peki yeterli ve gerekli önlemler alındı mı?
Hiç kuşkusuz - olabildiğince - evet...
Özellikle "elektronik donanımlı, yüksek teknolojili, kitle imha amaçlı sofistike" saldırılara karşı, İstanbul'da bir güvenlik ağı oluşturuldu.
Bu "siber ağ" ciddi "istihbarat" çalışmalarıyla da destekleniyor.
Tüm olasılıklar uzun süredir dikkate alındı.
Ancak...
Hadi Fatih'teki patlama bir yana... Önlenemezdi.
Ama...
Gerçekten güzel çalışmaların üzerine hiç umulmadık "insan kaynağı gölgeleri" düşebilir.
Bir örnek, Ankara Hilton'un hemen önlerindeki patlama.
Şüpheli bir paketi gören polis memuru, ayağıyla dürte dürte, sözüm ona içindekini anlamaya çalışıyor. Bomba mı, değil mi bakıyor.
Dürtünce, paket patlıyor, polis memuru Bekir Bayar'ın - şu satırlar yazılırken - ne yazık ki, bacağının diz altı, kopmak üzereydi.
Diğer bacağının da ayak bileğinden aşağısı kötü durumda.
Bayar'a şifa diliyorum ama belirtmeliyim ki hem kendine yazık etti, hem başkalarına... Ve de en çok korunmakta olan yerde patlamaya neden olmakla Türkiye prestijini gölgeledi.
Kalite ve kantite
Duyarlı yörelere fiziki engelleme sadece çok sayıda polis yığarak olmaz.
"Kantite" yani, sayı kadar "kalite" de önemli.
Çok sayıda polisin duyarlı yerlere yığılması belki amatör terör özentileri için "psikolojik" caydırıcı olabilir ama eylem eğitimi almış, ölmeye ve öldürmeye kararlı, örgütlü terörü etkilemez.
O nedenle, en az terörist kadar eğitimli, deneyimli, kültürel altyapısı olan polisler verilmeli duyarlı görevlere.
Bunun - yeterince - böyle olmadığının bir kanıtı da geçenlerde Bakırköy / İncirli'de üstgeçide yerleştirilen bombalı pankartın indirilmesi sırasında görüldü.
Bomba, polis memuru Gültekin Yılmaz'ın elinde patladı.
Ağaçtan meyve toplar gibi bomba alınır mı?
Hırlıyor
Bir başka açıdan da bakılırsa... "Isıracak köpek havlamaz."
NATO Zirvesi'nde büyük eylem koyamayacağını anlayan örgütler ve onların "uydu özentileri" böyle daha küçük çapta patlamalarla dikkat çekmeyi amaçlamış olabilirler.
Eğer öyleyse, maytap patlamaları gibi, sayılarını artıracak başka "korsan ve perakende" eylemler de beklenebilir.
Bunlar, NATO Vadisi'ne ulaşamayacak örgütlerin, Zirve'yi, Vadi dışından rahatsız etme stratejisidir.
3 sorun
Turkish Policy Quarterly dergisinde Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorunları sıralanıyor:
1- Sınırların ötesinde iç savaşa varabilecek iç çatışmalar, kıvılcımların Türkiye'ye de sıçraması. Örneğin, Kuzey Irak Kürtleriyle Arapların çatışmaları.
2- Türkiye içindeki ve dışındaki ayrılıkçı hareketler / onların terör örgütleri.
3- İrtica
.......
AB'den tam üyelik görüşmelerinin başlama tarihi için şu en duyarlı 6 ayda, çok özenli olmalıyız.
Bu saldırılar ve önlemler sadece NATO Zirvesi'nin 3 kritik günü ekseninde sanılmamalı.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|