
|
|
|
 |
|
|
Türkiye, yurtdışına kaçırılan 17 hazinenin izini sürüyor
Truva hazinelerinin 'patolojik yalancı' olduğu ileri sürülen Schlıemann tarafından kaçırılışı Troy filmi ile bir kez daha hatırlandı. Birçok uygarlığın doğduğu topraklar olması nedeni ile tarihi eser bakımından oldukça zengin olan Türkiye, kaçırılmış eserlerin bazılarını geri almayı başardı. Ama hâlâ başta Almanya olmak üzere birçok ülkede Türkiye'ye ait eserler var. Karun Hazineleri ve Elmalı Sikkeleri davasında Türkiye'yi savunan Avukat Kaye, "Türkiye'nin davayı kazanması tarihi eser kaçakçılığında korsanlık çağını kapattı" diyor. Ancak Zeus Sunağı, Boğazköy Sfenksi gibi paha biçilmez onlarca hazine,hâlâ yabancı müzelerde
SERKAN ARMAN
Soyguncuların karşısında bulduğu 'yabancı' zengindi. Silahlıydı ancak kendisini korumadı. Çünkü binlerce yıldır ölüydü. Mezarının üzerindeki yumuşak toprak yerini ele vermişti. Üç metrelik 'T' şeklindeki demir bir şiş toprağa saplanmış, toprak zorluk çıkarmamıştı. Şiş, iki metre derine salınmıştı ki, ucu topraktan çıktı. Yüzeye değil, boşluğa. Yer kazıldı. Mızrak başları, ziynetler ve değerli eşyalar toplandı. Mezar dikkatlice kapatıldı. Yıllar geçti. Yine geldiler. Yabancı mezarda rahat yüzü göremiyordu. Bu seferkiler kendisine 'parası' için değil, bilimsel olarak yaklaşıyordu. Bir makaleye konu oldu. Önemsiz olduğu düşünüldü. Kimliği ile ilgili ipucu vermemişti. Ulusunun öte dünya inancının iyi bir temsilcisi bile değildi...
Türkiye'nin tarihi zenginliğinin her parçasında bu manzara tekrarlandı. 'İllegal arkeolojinin' yeraltı dünyası, şişlerle, dedektörlerle, uygarlık tarihinin beşiği Anadolu'yu taradı, bulduğu yerde Türkiye'nin kültürel dokusuna, uzak tarihine, ekonomisine kazma ve kürekle saldırdı.
Kaya anıtlara dinamit
Dünyada uyuşturucu ve silahtan sonra en büyük üçüncü illegal pazarı sanat ve antika eser kaçakçılığının oluşturduğu belirtiliyor. Yani milyarlarca dolarlık bir kaçakçılık pazarından söz ediliyor. Türkiye, tarihi eser kaçakçılığından en büyük zarar gören ülkelerden biri. Uluslararası davalar açtı. Hâlâ çok çok değerli tarihi zenginlikleri, kaçakçılar, istismar edilen kazılar yoluyla kaçırılmış durumda. Hâlâ da kaçırılıyor, yağmalanıyor.
İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şevket Dönmez, Türkiye'deki yasadışı tarihi eser piyasasının yıllık 30 ila 50 milyon dolar arasında olduğunu belirtiyor. Dönmez'e göre bu işi yönlendiren 3 - 4 kişi var. Yasadışı kazılar sırasında tarihe verilen zarar ise milyar doları buluyor. Dönmez, "Yasadışı kazı yapanlar özellikle altın peşinde olduğundan önemsiz gördükleri diğer herşeye zarar veriyor" diyor. Anlattığına göre mezar taşlarını kırıp içinde altın arayanlar bile varmış. Eskişehir'de kaya anıtları dinamitle patlatılıyormuş.
Tarihi eser kaçakçılığının en önemli nedenleri olarak 'kültür varlıklarını koruma bilincinin eksikliği', mevcut 'yasaların caydırıcılıktan uzak' olması ve '2863 sayılı Yasa'nın ikramiye ve satın alma için yeterli ödeneği sağlamaması' gibi faktörler sıralanıyor. Yasada öngörülen ikramiyeler, eserleri müzelere satmayı cazip kılmıyor. Paralar da geç alınıyor.
Mahkeme masrafı: 17 milyon dolar
Bu durum kaçakçıların işine yarıyor. Yabancıların Anadolu eserlerine yoğun ilgisinden de yararlanıyorlar. En iyi müşterileri yabancı müzeler ve koleksiyonerler. Dönmez, "Şu bir gerçek ki, iyi eserlerin tümü yurtdışına çıkıyor. Kalanlar da yerli koleksiyonculara gidiyor" diyor.
Ancak son yıllarda Türkiye kaçırılan eserlerini 'agresif bir şekilde' takip etmeye başladı. Yurtdışına kaçırılan tarihi eserleri geri almak için politikalar 1980'lerden sonra şekillendi. Bugüne kadar binlerce eser Türkiye'ye döndü. Bunlar arasında Karun Hazineleri ve Elmalı Sikkeleri ayrı bir yer tutuyor. Ancak Türkiye bu çabalar için önemli bir kaynak ayırmak zorunda kalıyor. Bugüne dek yurtdışındaki davalar için 17 milyon doların üzerinde para harcanmış durumda.
Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nden edinilen bilgilere göre, Türkiye'den yurtdışına kaçırılan ve iade çalışmaları süren eserlerin en yoğun bulunduğu yer Almanya. Türkiye, Almanya'dan Boğazköy Sfenksi, Bergama Zeus Sunağı, Afrodisias İhtiyar Balıkçı Heykeli, Konya Beyhekim Camii Mihrabı, Hacı İbrahim Veli Türbesi ve Truva eserlerini alma uğraşı içerisinde. Almanya'yı dört eserle Danimarka izliyor. ABD'de iki eser dava sürecinde. Fransa, İtalya, Avusturya, İsviçre ve Rusya'da (Truva eserleri) da birer tarihi eser dava konusu. Dava ve ikili girişimler yoluyla Türkiye'ye 31 iade oldu. İlk olarak 1980'de ABD'den Afrodisias Eserleri getirildi. Son kazanım 2002'de İngiltere'den Bronz Dionysos Heykeli'nin getirilmesi oldu.
Üç devleti birbirine düşüren adam: Heinrich Schliemann
'Amatör arkeolog' Heinrich Schliemann'ın en sevdiği şeyler dil öğrenmek ve Homeros'un İlyada'sını okumaktı. Dil yeteneği Schliemann'a ticaret yolunu açarak büyük paralar kazandırdı ama İlyada tutkusuyla yaptığı arkeoloji girişimleri onu tartışmalı bir isim haline getirdi. Truva olduğuna inandığı bölgeyi 1870 yılında kazdı ve 1873 yılında bir hazine keşfetti.
Alman maceraperest, hazineyi Yunanistan'a kaçırdı. Satmayı başaramadığı için Berlin Etnoloji Müzesi'ne bağışladı. Hazine II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet askerleri tarafından Rusya'ya götürüldü. 1993 yılında Kültür Bakanı Yevgeny Sidorov, 'Truva Hazineleri' olarak bilinen hazinelerin Rusya'da olduğunu kabul etti. Kültür Bakanı, 'Hazinenin insanlığa ait' olduğunu sözlerine ekleyerek, Rusya'nın ortaklığını dile getirmeyi de ihmal etmedi.
ABD'li avukat Lawrence Kaye, Truva'nın çok zor bir dava olduğunu söylüyor. Hazinenin parçalarının dünyanın dört bir tarafına saçılmış olduğunu belirterek, "İyi bir dava oluşturulamaz demiyorum. Davayı bir kenara koyuyorum. Kültürel, ahlaki ve politik açıdan; bu bir trajedi" diyor.
Osmanlı Devleti yasalarında ilk kez 1906'da 'yeraltı ve yerüstündeki tüm tarihi eserler devlete aittir' denildiğini kaydeden ve Truva'nın yasal yönü çok karışık bir dava olduğunu söyleyen Kaye hazinenin ülke dışına kaçırıldığında hangi kanunların geçerli olduğu gibi konuların öneminin altını çiziyor. Zeus Sunağı'nın Almanya'da kalması gerektiğini savunan Prof. Heilmeyer'in Truva Hazineleri konusundaki görüşleri ise daha farklı:
"Truva Hazineleri Berlin'deydi. Truva koleksiyonu Rusların aldıklarının küçük bir kısmını oluşturuyor. Bizim müzeden iki yüzden fazla heykel gitti. Rusya ve Almanya gibi ülkeler birbirlerine bunu yaparsa, küçük devletler ne yapmaz?"
Yüzyılın Definesi'nin 'transit' yolculuğu
1984 yılında Antalya'nın Elmalı ilçesinde yapılan kaçak kazılarda 1900 adet sikke bulundu. Ele geçirilen 'Yüzyılın Definesi'ydi. Define, bölgedeki tüm şehir devletlerinin paralarının yanı sıra Yunanlar'ın Persler'i yendiği savaş anısına basılan paraları içeriyordu. Elmalı Sikkeleri bulunana kadar bunlardan 13 tanesine rastlanmıştı. Define'de ise tam 14 adet bulunuyordu. 1985 yılında bir tanesi 600 bin dolara satın alınmıştı.
Sikkelerin yaklaşık bin 800 tanesinin Amerikalı işadamı William Koch'ta olduğu saptandı. Koch ve ortaklarının sikkeleri 3.2 milyon dolara aldıkları ileri sürülüyordu, ancak geçen zaman içinde değerleri bunun 10 katını aşmıştı. Karun Hazineleri'nin geri alınmasında da avukatlığını üstlenen Herrick Feinstein Avukatlık Firması ile anlaşan Türkiye, 1999 yılında Elmalı Sikkeleri'ne kavuştu. Geri kalan sikkeler de çeşitli müzayede evlerinin elinden aynı şekilde geri alındı. Anadolu Eserleri Müzesi'ne götürülen ve geçici olarak burada tutulan sikkeler, Antalya Müzesi'nin ek binası inşaatı bitince burada sergilenmeye başlayacak.
Avukat Kaye: Korsanlık Çağı'nı Türkiye kapattı
Uşak, 1965. Gediz Nehri'nin suladığı dar ovanın yakınındaki Toptepe Tümülüsü'ne giren beş kişi, yitik Lidya uygarlığına son darbeyi indirmeye hazırlanıyordu. Mezar odasına ulaşan beşliyi, çöken bir hatıl (kiriş) da durduramadı. Toz bulutu dağıldığında soyguncular bir kline (karyola) üzerinde un ufak kemikler, bir tutam saç ve paha biçilmez bir hazinenin yattığını gördü.
1965, 1966 ve 1968 yıllarında yapılan gizli kazılar sonucu ele geçirilen Karun Hazineleri, 1970'de ABD'nin yolunu tuttu. 'Doğu Yunan Koleksiyonu' adı altında New York'taki Metropolitan Sanat Müzesi'nde sergilenmeye başlandı.
Hazine'nin varlığı öğrenilince Türkiye harekete geçti. Avukatlar tutarak dava açtı. Dava altı yıl sürdü. Metropolitan Müzesi davayı kaybedeceğini anlayınca altın, gümüş, bronz ve mermerden oluşan 450 parçalık hazineyi geri vermeyi kabul etti. Karun Hazineleri Kasım 1993'ten beri Türkiye'de. Kaçıranların arka arkaya ölmesi ve birinin kör olması ise hazinenin lanetli olduğu söylentilerini doğurdu.
ABD'ye kaçırılan 'Karun Hazineleri'ni geri almak için açılan davada Türkiye'nin savunmasını üstlenen Avukat Lawrence Kaye'di.
Geçtiğimiz günlerde Koç Üniversitesi'nin evsahipliğinde düzenlenen bir konferansa katılmak için Türkiye'ye gelen Kaye, Karun Hazineleri davasını değerlendirirken, Türkiye'nin tarihinin peşine agresif bir şekilde düşmesinin şüpheli alımlarla dolu bir çağı kapattığını söyledi. Dünyada çok sayıda müzenin üzerinde soru işaretlerinin dolaştığını ancak şu anda durumun daha şeffaf olduğunu belirten Kaye bunun nedenlerini şöyle açıklıyor:
"Birçok yetkilinin söylediğine göre Türkiye'nin kazandığı Karun Hazinesi ve Elmalı Sikkeleri gibi davalar sonrasında ABD'deki müzeler kökeni belli olmayan tarihi eserleri almaktan çekiniyor. Müzeler Türkiye'nin başarılarından sonra alım stratejilerini gözden geçiriyorlar. Türkiye hukuk dışı bir yolu hiç denemedi. Bazıları 'fazla' tarihi eserlerini satması gerektiğini bile söylemiş ancak Türkiye bunu her zaman reddetmiştir. Diğer ülkelerden daha agresif davrandı ve hukuksal başarı kazandı. Bu diğer ülkelere de örnek oldu."
Heilmeyer: Sultan izin verdi, siz bakamazdınız
Bergama Zeus Sunağı'nı Türkiye'ye getirme çabalarının uzun bir geçmişi bulunuyor. Alman arkeologlarca 1865 yılından itibaren yapılan kazılarda ortaya çıkarılan sunak, Berlin'e götürülmüş. Zeus Sunağı'nın sergilendiği Berlin Antikenmuseum eski Müdürü Prof. Wolf - Dieter Heilmeyer, Zeus Sunağı'nın Almanya'ya 'yasal yollarla' götürüldüğünü savunuyor. Profesör, "Zamanın sultanı izin verdi" diyor.
Alman arkeologların yaptığı çalışmaların Bergama'ya 'büyük katkısı' olduğunu iddia eden Prof. Heilmeyer'e göre turist çeken Bergama da Almanların bu çalışmasından 'kârlı' çıktı. Sunak'ın Almanya'da kalması gerektiğini savunan Heilmeyer, "O dönemki yasaya göre bulunan eserin bir kısmını eseri bulan kişi götürebilirdi. Buluntuların bir kısmı Bergama'da
kaldı ve bir kısmı İstanbul'a gitti. Bir kısmı da Berlin'e. Berlin'dekilerin restorasyonunu 3 milyon euroya bitirdik. Türkiye'de bu kadar para harcanarak iyi bir restorasyon gerçekleştirilmezdi."
Türkiye'den yurtdışına kaçırılan ve iade çalışmaları süren eserler
Almanya
1- Boğazköy Sfenksi
2- Bergama - Zeus Sunağı
3- Afrodisias - İhtiyar Balıkçı Heykeli
4- Konya - Beyhekim Camii Mihrabı
5- Hacı İbrahim Veli Türbesi
6- Truva Eserleri
Rusya Federasyonu
7- Truva Eserleri
Avusturya
8- Suben Sınır Kapısında Ele Geçirilen Eserler
ABD
9- Herakles Heykeli
10- Kumluca Eserleri
Danimarka
11- Diyarbakır Müzesi Sfenks Figürini
12- Akşehir Seydi Mahmut Hayrani Türbesi'ne Ait Sanduka
13- Cizre Ulu Camii Kapı Tokmağı
14- Nuru Osmaniye Kütüphanesi Kuran Yaprakları
İsviçre
15- İsviçre'de Ele Geçen Eserler
İtalya
16- İtalya İnterpolü'nce Ele Geçirilen Yazıt
Fransa
17- Lidya Eserleri (Kaynak: Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü)
|
|
|

|
|