
|
|
|
 |
|
|
Yolsuzluk yapanları affetmek toplumda etik değerleri sarsıyor
Yolsuzlukla mücadele tasarısında yolsuzluk, rüşvet, hortumlama suçluları, çaldıkları paraları taksitle öderse bu suçları işlememiş sayılacakları hükmü var. Bu aftır ve etik bakımdan çok yanlıştır. İş dünyasında etik kuralları yok eder
İŞ ETİĞİ / GÜNGÖR URAS
Bugüne kadar getirilen açık ve dolaylı aflara ek olarak hükümetin yeni bir dolaylı af girişimi tartışma gündeminin başına oturdu.
Yolsuzluk ile mücadele başlığı altında hazırlanan bir tasarıda, yolsuzluk, rüşvet, hortumlama, sahtekârlık suçlarından hüküm giyenlerin, çaldıkları - çırptıkları - hortumladıkları paraları takside bağlanarak ödemeyi kabul etmeleri halinde bu suçları işlememiş sayılacakları hükmünün yer alması kamuoyunda büyük tepki doğurdu.
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, olayın hukuki boyutu yanında etik açıdan yapılanın yanlış olduğuna dikkati çekti.
Yargıtay Başkanı dedi ki:
"Yolsuzlukla mücadele belli bir kanunla olacak şey değil. Bu sistem meselesi. Bu sistemi oturtmamız, devam edilebilir sistem yaratmamız lazım. Bir gün kanun çıkarıp ertesi gün başka biçimde bu mücadeleyi baltalayacak, önleyecek yasa çıkarılırsa, yolsuzlukla mücadele devamlılığını yitirir. Yolsuzlukların üstüne gitmek istiyorsak, tutarlı, birbiriyle ilgili yasal düzenlemeler yapılmalı. Bu mücadelede en önemli unsur, bu mücadelenin devamlılığını sağlayacak altyapıyı hazırlamaktır.
Yolsuzlukla mücadele için, bu suçları işlenmeden engelleyecek önlemler alınmalı. Yolsuzluğu cezalandırmak sonraki iş. Ama böyle yapılmayıp, hele hele yolsuzluk yapana müsamaha göstermek yolsuzluğu teşvik edecektir.
Bu toplumun etik değerlerini de aşındırır, bu yüzden düşünülemez. Ne olursa olsun yolsuzluk suçları affedilir şekle sokulursa, yolsuzlukla mücadele zayıflar. Bu suçların cezasız bırakılması, temiz toplum özlemini çeken halkın adalete ve devlete olan duygularını da zayıflatır. Onu rencide ederken, yolsuzluğa eğilimli kişileri de cesaretlendirir.
Halkın etik değerleri çok mühim, yasalar mevcudu düzenlediği kadar toplumun geleceğini de aydınlatmalı. Yalnız bugün için değil, geleceği garanti altına alacak düzenlemeler de yapmalıyız."
Yargıtay Başkanı'nın söyledikleri bunlar. Sayın okuyucularım; toplumda insanların davranışlarına yön veren bazı değer yargıları, bazı etik değerler vardır.
İş aleminde düzeni tabii ki esas olarak kanunlar sağlar. Fakat iş aleminde kanunlardan da önemli olan ve düzeni sağlayan etik değerler vardır.
Yolsuzluk yapanların çaldıkları - çırptıkları - hortumladıkları paraları takside bağlayarak ödemeyi kabul etmeleri halinde bu suçları işlememiş sayılmalarını sağlayacak kanun tasarısı ile ilgili olarak CHP grubunda Deniz Baykal'ın söyledikleri ilginçtir. Deniz Baykal diyor ki, "Bu taslakta öngörülen düzen Roma hukukundan, dini anlayışa kadar tüm kabul görmüş değerleri sarsacak niteliktedir. Bu düzen, '...Ne olmuş yani? Kaç paralık yolsuzluk yapmışım? Param kadar sözüm geçer. Taksitle öderim. Olur biter...' dönemini başlatacaktır."
Cebinde parası olan için suç, suç olmaktan çıkıyor. Bu suçu para ile satın almayı esas alan bir düzendir.
Deniz Baykal'ın belirttiği gibi hukuk anlayışı, din inanışı bir yana atılıyor. Yılların oluşturduğu etik değerler yok sayılıyor.
Kanun suç saydığı için değil, iş etiğine aykırı olduğu için insanlar hırsızlık yapmaz. Dolandırıcılık yapmaz. Para çalmaz.
Eğer etik değerler ortadan kalkar, sadece iş alemine kanunlar hakim olur ise, o zaman kanundan kaçabilen, yakalanmayan için hırsızlık, dolandırıcılık normal bir davranış haline gelir.
Hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik yapanların, sağladıkları menfaati taksitlerle geri ödemeleri, affı etik bakımdan çok yanlıştır. Hele hele, ödemenin tamamlanmasından sonra bu suçların işlenmemiş sayılacak olması çok çok büyük bir yanlıştır. O zaman iş aleminde etik diye bir değer kalmaz. Bütün değer yargıları yok olur. Kanunlar ile iş aleminde etik değerleri yok edersek, bu toplumun tamamına yayılır. İş alemi dışında da toplumun düzenini sağlayan, toplumu ayakta tutan etik değerler teker teker yok olur.
Bu tür bir toplumda kanunlarla düzen sağlamak imkansız hale gelir. Çünkü kanunu uygulayacak da insandır. Etik değerden yoksun insan kanunu da uygulayamaz.
|
|
|

|
|