
|
|
|
 |
|
|
Enflasyonda '1970'lere mi dönülüyor' korkusu
Dünya ekonomileri, büyüme açısından iyi bir performans sergiliyor. Ancak analistler, petrol fiyatlarının enflasyonist baskısı yanında; mevcut arz kapasitelerinin, artan talebi karşılama açısından sınırlı kalmasının, dünyada yeni bir enflasyon yükselişi dönemini başlatabileceği görüşünde. Bilindiği gibi 1974 yılındaki petrol şoku sonrasında enflasyon oranları ciddi bir yükseliş göstermişti
MURAT ÖĞÜTÇEN
1960'lı yıllarda gelişmiş ülkelerde yüzde 2 - 3 olan enflasyon oranları, 1974 yılında petrol şoku sonrasında yüzde 13'e çıkmıştı. Sonraki sekiz yıl içerisinde ise fiyatlardaki artış oranı yüzde 7 ila 12 arasında seyretti.
Ekim 1979'da ABD Merkez Bankası Başkanlığı'na atanan Paul Volcker, enflasyonu düşürebilmek için sıkı para politikası uyguladı ve ABD'de enflasyonu işsizlik oranlarında artış pahasına düşürmeyi başardı. Gelişme dünya çapında etkili oldu ve (Türkiye gibi bazı istisnalar hariç!) dünyanın hemen hemen her ülkesinde enflasyon oranları düştü. Bu 'global başarı'nın mimarı Paul Volcker, hayatı; firmalar ve tasarruf sahipleri için daha az karmaşık hale getirdi. Fakat bugünlerde bu başarının tehlikede olabileceğini düşünenler var.
Dünyada enflasyon oranları hâlâ çok düşük seviyelerde. Paul Volcker'ın halefi, bugünkü ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan, herşeyin kontrol altında olduğunu düşünüyor. Bu görüşünü, Senato Bankacılık Komitesi'nde yaptığı konuşmada, 'enflasyon baskısının ciddi bir sorun olmadığını' ifade ederek de dile getirmişti.
Petrol fiyatları
Bir yıl öncesine kadar birçok merkez bankası başkanı için enflasyon değil, fiyatlarda düşüş olarak kendini gösteren deflasyon tehlikesi endişe vericiydi. Merkez bankaları -bir bakıma deflasyon tehdidi konusunda 'fazla başarılı' oldular ve artık enflasyon beklentileri söz konusu.
Enflasyonun yeniden yükseliş sinyali vermesinin nedenleri arasında, en başta petrol fiyatları var. Fakat bu, problemin sadece bir kısmını oluşturuyor. Dünya ekonomisi, son zamanların en büyük performansını gösteriyor. Ancak aynı süreçte ekonomiler arz kapasitelerinin sonuna yaklaşıyor. Başka bir ifade ile talep baskısını enflasyonist etkiler bırakmasını önleyecek ilave kapasiteler sınırlı. Böyle bir ortamda da firmaların fiyatları artırması kolaylaşıyor.
Para politikaları gevşek
G7 ekonomilerinde bütçe açıkları son 50 yılın en yüksek seviyesinde. Para politikalarında, enflasyondaki yükselmenin olduğu 1970'lerden beri en gevşek dönem yaşanıyor. Yüksek enflasyonun daha çok parasal genişleme dönemlerinde ortaya çıktığı dikkate alındığında, bu açıkların, enflasyonist bir genişleme zemini yarattığı düşünülüyor.
Enflasyonda yeni bir yükseliş dönemine girildiği görüşüne katılmayanlar da var. Bu görüşü savunan analistlerin iki dayanağı söz konusu. Diyorlar ki; enflasyondaki düşüş başarısı bağımsız merkez bankacılığı sayesinde oldu ve merkez bankaları bugün eskisinden daha bağımsız, para üzerinde daha etkili durumdalar. İkincisi, yükselen tahvil gelirleri 'paranın parada kalması'nı sağlayarak büyümeyi otomatik olarak engeliyor.
Sonuç olarak enflasyonun, 70'li yıllardaki gibi çift rakamlara ulaşması zor görünüyor. Fakat merkez bankalarının bugün parasal akımın fazlalığı konusunda daha fazla şey yapması gerektiği düşünülüyor. Uyarıyı yapan analistler Paul Volcker'ın bir sözünü hatırlatıyorlar: "Merkez bankasının sahip olduğu yegane gerçek güç para yaratma gücüdür ve son kertede yaratma gücü, aynı zamanda yok etme gücüdür."
|
|
|

|
|