Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Haziran 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Parşömenin anavatanı: Bergama

Dünden Bugüne / Sabri Yetkin

1937 yılından beri kesintisiz olarak Bergama'da kermes düzenlenmekte. Bu yıl, 7 - 13 Haziran arasında gerçekleştirilen kermesten yola çıkarak, dünya tarihinde özel bir yere sahip olan, ancak hak ettiği ilgiyi göremeyen Bergama'ya dikkatlerin çekilmesini arzu ettim. Bu yazıyı birkaç hafta önce yazmayı planlamıştım. Ancak sevgili Başkanımız Ahmet Piriştina'nın vefatı, yazıyı birkaç hafta ertelenmeme neden oldu. Bergama Belediye Başkanı Raşit Ürper, kermesle ilgili olarak şu açıklamaları yapmış: "Atatürk'ün Bergama için bir hayali vardı. Sahip olduğu değerlerle sıradan bir Anadolu kasabası olmaktan çok öte Bergama'yı, her yıl düzenlenecek bir festival ile tüm dünyaya tanıtmak."

Kimler geldi, kimler geçti
Ülkemizdeki uygarlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Bergama, tarih öncesinden itibaren İon, Roma, Bizans, Beylikler, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine kadar kesintisiz bir tarihi süreç yaşamıştır. Dünya çapında önemli arkeolojik eserlere sahip olan Bergama, yazık ki, bu kültürel zenginliğinin karşılığını alamıyor. Kermes günlerinde Bergama'yı ziyaret eden TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, "Bergama'nın üzerindeki tozu hep birlikte silkeleyerek gün yüzüne çıkaracağız, Zeus Sunağı'nın Bergama'ya geri kazandırılması için her platformda girişimlerde bulunacağız" sözlerini verdi. Eski Başkan Sefa Taşkın da onlarca yıl sunağın doğduğu topraklara geri getirilmesi için olağanüstü bir çaba harcamışsa da, bu çabalar hep sonuçsuz kalmıştı.
Bu oluşumlardan yola çıkarak, Bergama'nın tarihi ve kültürel boyutunu sergiledikten sonra, arkeolojik eserlerin yurtdışına çıkarılması konularına değineceğim. Kentin adı, Bilge Umar Hoca'nın ifadesine göre Luvice Pargauma sözcüğünden, "yüksek yerin halkının kenti" anlamına gelmektedir. Bergama'da yaşayan en eski halkların Luwiler ve Mysialılar olduğu sanılıyor. M.Ö. 4. yüzyılda Pers egemenliğine giren Pergamon, kral adına Gongylos tarafından yönetilmiştir. Bu dönemde kent ekonomik olarak gelişmeye başlamıştır.

Ganimetle krallık kuruldu
Makedonyalı Büyük İskender M.Ö. 334'te Bergama'yı egemenliği altına almıştır. Bu dönemde Akropol'de bir şehir vardı. M.Ö. 323'te İskender ölünce toprakları generalleri arasında paylaşıldı. Bergama da General Lysimachos'un payına düştü. Lysimachos ganimetlerden oluşturduğu 9 bin talent (1 talent 26 kilo altın) tutarındaki hazinesini Bergama Kalesi'ne saklamış ve kentin yönetimini kumandanlarından Philetairos'a bırakmıştır. Lysimachos ölünce Philetairos bu parayı kullanarak Bergama Krallığı'nı kurar. Bergama M.Ö. 283 - 133 arasında Helenistik dönemin en parlak merkezlerinden biri olmuştur. Sürekli zenginleşen ve gelişen Bergama Krallığı'nda Attalos ailesinin önemli bir yeri vardır. Kral Attalos en büyük rakibi Galatlarla sürekli bir çatışma yaşadı. Attalos, askeri manevraları sonucunda Galatlar'ı yenmeyi başardı. Bu savaştan sonra gittikçe güçlenen Bergama Krallığı bütün Batı Anadolu'ya egemen oldu. Bu gelişmeler sayesinde önemli ticaret merkezi haline gelen Bergama, zenginleşerek çok önemli bir konuma yükseldi. Zenginlik, kentin anıtsal yapılarla süslenmesini, kültürel kurumların, kentsel hizmetlerin oluşturulmasını sağladı.
M.Ö. 133'te III. Attalos'un vasiyeti gereği Bergama, Roma egemenliğine girdi. Bu dönemde daha da gelişen kent, aşağıya ovaya doğru gelişti. İmparator Hadrian zamanında önemli sıçramalar yaşadı. İmparatorluğun gerileme sürecine girmesinden Bergama da etkilendi. Roma, Doğu ve Batı olarak ikiye bölününce, Bergama Doğu Roma'nın egemenliğinde kaldı. Ortaçağlarda Arap akınlarına karşı stratejik bir yer haline gelen Bergama, 1302 yılında Karesioğulları egemenliğine, 1341 yılında Osmanlı idaresine girmiştir.

Önce Zeus Sunağı
Bergama, siyasi olarak yaşadığı bu dönemlere ait, insan aklının ürettiği zengin uygarlık izlerini barındırmaktadır. Bergama dendiğinde akla gelen ilk eser kuşkusuz Zeus Sunağı'dır. Bu sunak, I. Attalos tarafından Galatlar'a karşı kazandığı savaşın anısına Akropol'de inşa ettirilmiştir. Bu sunak başta Zeus olmak üzere tüm tanrılar adına yapılmış, muhteşem bir abideydi. Hellenistik çağ Bergama krallarının oturduğu saraylar da dönemin mimari anlayışını sergilemektedir. Roma döneminin su yolları kentsel hizmetlerin vardığı uygarlık noktasını yansıtmaktadır. Akropol'ün en yüksek yerinde tanrılaşmış İmparator Traian'ın anısına inşa edilmiş tapınak, Roma'nın ihtişamını sergilemektedir.
Bilimin, sanatın, aydınlığın kenti olan Bergama, bu niteliklerini ölümsüzleştirmek için, kentin koruyucusu olduğuna inanılan tanrıça Athena için bir kutsal alan Kral Attalos tarafından yaptırılmıştı. Bergama Krallığı kültüre büyük önem vermişti. Tarihin ilk kent kütüphanelerinden biri burada kurulmuştu. Bergama tarihini son derece zengin görsel malzemesiyle yansıtan ve çok önemli çalışmalardan biri olan değerli dostlarım A. Nedim Atilla ve Nezih Öztüre'nin kalemlerinden çıkan Parşömen adlı kitap, Bergama Kütüphanesi'ni ve parşömenin hikayesini ayrıntılarıyla içeriyor.
Kitap yazımı için Bergamalılar Mısır papirüslerini kullanmaktaydılar. Bergama ve İskenderiye arasındaki rekabet yüzünden Mısır Krallığı papirüs satışını yasaklayınca Bergama'da arayışa girişildi. Sardes'li sanatçı Krates, krala keçi derisinden özel bir biçimde hazırlanmış bir örnek getirdi. Kullanışa elverişli olan bu kağıtlara Bergama kağıdı (Pergaminae Chartae) denildi ve daha sonra bilim dünyasının yolunu ışıtacak olan parşömen adını aldı. Bergama Kütüphanesi'nde parşömen rulolara yazılmış 200 bin kitap bulunmaktaydı. Ayrıca burası kitapları ve düzenli kataloglarının yanında değerli heykellerle ve tabloları bünyesinde barındırması itibariyle bir nevi müze niteliği de taşımaktaydı.

Kleopatra'ya hediye gitti
Bergama, tarihsel değerlerini başka ülkelere kaptırma açısından oldukça şanssız bir kentti. Mısır'daki İskenderiye Kütüphanesi yanınca, Bergama Kütüphanesi'nin Kleopatra'nın gözyaşlarını dindirmek üzere Antonius tarafından ona armağan edildiği tarihi dedikodular arasında yer almakta. Bergama dendiğinde sağlık kültünden ve Asklepion'dan bahsetmemek, yöre tarihi için haksızlık olur. Antik çağlarda ölüm öncesi yaşama çok değer verilmiş, yaşamın vazgeçilmez kaynağı sağlık için birçok tesisler yapılmıştır. Sağlık ve hekimlik tanrısı Asklepion için yapılan bu tapınak M.Ö. 4. yüzyıla kadar geriye gitmektedir.
Bergama'nın yalnızca antik çağ ve Roma eserlerine sahip olduğunu düşünmek, kentin tarihsel derinliğini açıklamaya yetmez. 14. yüzyıldan itibaren Bergama'da başlayan Türk devrinin kentsel özelliklerini yansıtan eserler de varlığını sürdürmektedir. Ulu Cami, Selçuklu Minaresi, Şadırvan Camii, Divan-ı Hızır Camii, Lonca Kahvesi, kervansarayı, bedesteni, arastası, eski Türk evleri ilk anda sıralayabileceğimiz eserlerdir.
Zeus Sunağı konusuna gelirsek. Sunağın kabartmaları Hellenistik dünyanın başyapıtıydı. Bergama'nın bu eşsiz eserlerinin aranmasına 1878 - 1886 arasında başlanır. Carl Humman başkanlığındaki Alman arkeoloji heyetinin gerçekleştirdiği kazılar sonucu bu ünlü sunak bulunur. Sunağın bulunduğu bu tarihler Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasal açıdan sıkıştığı ve müttefik arayışı içinde olduğu bir dönemdi. Sultan II. Abdülhamit, Almanlarla ittifak kurabilmek için Zeus Sunağı başta olmak üzere Osmanlı coğrafyasındaki birçok antik yerleşim biriminden çıkarılan arkeolojik eserleri Müze - i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey'in tüm direnişlerine karşın, Alman İmparatorluğu'na "hediye" etmiştir. İşte padişahın bu müthiş hediyesi, özenle sandıklanmış ve Dikili Limanı'ndan Berlin'e uğurlanmıştır.
Özgen Acar'ın deyimleşmiş olan "tarih yerinde güzeldir" özdeyişi çerçevesinde yurtdışındaki arkeolojik eserlerimizi geri almak için faaliyet gösterirken, konunun belgesel ve bilimsel boyutlarını da gözönünde bulundurmamız gerekiyor. Yazının son cümlesinde bir kez daha vurgulamam gerekir ki, bir uygarlık abidesi olan Bergama, hak ettiği ilgiyi göremiyor.

ege@milliyet.com.tr



EGE
Kongre ve Altay
Sevgiyi belli etmek
Sağlık kontrolünüzü ihmal etmeyin
Yeni Başkan Kocaoğlu
Parşömenin anavatanı: Bergama





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Mahmut Evren
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi
İsmail Sivri
Sabri Yetkin
© 2004 Milliyet