Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Haziran 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Eğlence adası buzADA

Dört tarafı denizle çevrili bir kompleks... Galatasaray Adası'nın üzerinde inşa edilen yazlık Buz; havuzu, restoranları ve kulübü ile buzADA

ASLI ÇAKIR

İstanbul Boğazı'nın ortasındasınız... Bir yanınızda Avrupa, bir yanınızda Asya... Ya da bir yanınızda Kuruçeşme, bir yanınızda Kuleli...
Karşınızda Boğaz Köprüsü...
Dört yanınız deniz. Elinizde taze meyvelerle yapılmış hafif ama etkili bir kokteyl, altınızda rahat şort ya da pareo, ayaklarınızda parmak arası bir terlik. Havuza giriyorsunuz, yemeğinizi yiyorsunuz, ayaklarınızı uzatıp sohbetinizi ediyorsunuz... Gece de kulübe geçiyorsunuz. Nişantaşı'ndan, Beyoğlu'ndaki Markiz'den tanıdığımız Buz'un ortakları Lal Dedeoğlu ve Ender Sanal, yazlık mekanlarını İstanbul Boğazı'nın ortasındaki Galatasaray Adası'nda geçen hafta açtılar: buzADA
Buraya adım attığınızda önce havuz bölümünü görüyorsunuz. Olimpik bir yüzme havuzu, etrafında bembeyaz şemsiyeler ve şezlonglar... Yine bembeyaz masalar, sandalyeler ve bir havuz bar. Kenarda 7-8 aşçı, döner kesiyorlar, salata, tost, pizza hazırlıyorlar; ortada barmen özel kokteyller, limonatalar ve ayranlar sunuyor. Fiyatlar mı? Eh pahalı, özellikle alkollü kokteyller;
18 milyon liradan başlıyorlar...
Diğer tarafta ise Fishmekan ile yine Buz'cuların işlettiği iki restoran ve bir kulüp var. Fishmekan adından anlaşıldığı gibi bir balık restoranı. Diğer iki restorandan biri İtalyan, biri İstanbul mutfağı sunuyor.
Kulüp de restoranlar kısmında. İstanbul ışıklarıyla süslenen gecede, Boğaz sularının üzerinde sabah 4'e kadar dans edebiliyorsunuz. Fazla içmemekte fayda var çünkü kulübün etrafı duvarlarla örülü olmadığı için denize düşme tehlikesi bulunuyor. Ben yetkililere, düşenlere sarkıtmak üzere birkaç ip merdiven ayarlamalarını önerdim bile.

"Yüzme yarışları ve sutopu müsabakaları yapacağız"
Burayı ne kadarlığına kiraladınız?
Lal Dedeoğlu: Biz burayı üç aylığına anlaşmalı olarak aldık. 15 Ekim'e kadar da açık kalmayı düşünüyoruz.

Artık Galatasaray Kulübü'nün etkinlikleri devam etmiyor burada değil mi?
Lal D.: Esasında biz burada ciddi yüzme yarışmaları ve su topu müsabakası yapmayı düşünüyoruz; temmuz sonu ağustos başı civarında. O konuda Galatasaray Kulübü'nün çok büyük desteği olacaktır.

Şimdi ben burayı doğru mu anladım? Buraya öğlen geliyorum. Havuzuma giriyorum, güneşleniyorum, yemeğimi yiyorum, kulübe geçiyorum, dans ediyorum, motora atlayıp karaya dönüyorum.
Lal D: Evet. Hatta yüzdükten sonra canınız masaj ya da spor yapmak istiyorsa Hillside'a geçiyorsunuz.

Sabahtan gelirsem... Kahvaltı var mı?
Lal D.: Yok ama tost, çay, kahve var.

Havuzun barında bile yedi-sekiz aşçı görüyorum. Toplamda kaç aşçı var burada?
Lal D.: Sanırım 24.

Şefiniz kim?
Ender S.: Nevzat Onay.

Peki toplamda burada kaç kişi çalışıyor?
Ender S.: 100-120 civarında.

Garsonlar şortlarla dolaşıyorlar. İşe alırken fiziklerine de dikkat ettiniz mi?
Lal D.: Hayır. Bizim için daha çok niyeti, saygısı, terbiyesi önemli. Birtakım insanlar fiziksel özellikler yüzünden kadınları tercih ediyor ama biz hiç öyle bir şey yapmadık.

"Gözümüzün önünde her şey var. Süslemeye gerek yok"
Etraftaki herkesle sohbet ediyorsunuz, onları tanıyorsunuz.
Ender S.: Biz her açtığımız mekanı, beş dönüm de olsa, 250 metrekare de olsa evimiz gibi hissedip açıyoruz. Biz ev sahibiyiz, kapıdan giren herkes bizim konuğumuz. Ve her konuğua karşı da çok samimiyiz.

Konuklarınız kimler? Kimler gelecek buraya?
Lal D.: Vallahi buraya anne-çocuklar çok gelecektir havuz için. Gençler gelecek kulübe ve havuza. Orta yaş üstü zaten geliyor. Yani bir ayırım yok. Skalası geniş bir yer olacak.

Buz müdavimleri zaten gelir.
Lal D.: Onlar daha biz kışlık Markiz'i açarken "Yazın ne yapıyorsunuz?", burayı açarken "Kışın ne yapıyorsunuz?" diye soruyorlar.

Gerçekten bu fikir ne zaman ortaya çıktı?
Lal D.: Kışın Markiz'i açtığımız gün.

Dekorasyon Mahmut Anlar'ın ama tabii sizin de katkılarınız olmuştur.
Ender S.: Adanın kimliğini yok etmemek, dört bir tarafın görünürlüğünü sağlamak lazımdı. Ayrıca beyaz ve ahşabı özellikle istedik.
Lal D.: Etrafta da çiçekler, güller yerine çimler var. Her şey düz olsun dedik.
Ender S.: Zaten gözümüzün önünde her şey var. Başka süslemelerin anlamı yok.

"Kimlerin gireceği kara tarafında belli olacak"
Yabancı konuklarınız da çok olacaktır. İstanbul turizmi açısından da önemli bir mekan olacak mı burası sizce?
Lal D.: Bence burası turistler için çok önemli bir nokta. Dünyada İstanbul Boğazı gibi bir şey yok bana göre. Boğaz'ın ortasında böyle mekan hiç yok.

Buraya gece öyle şıkır şıkır biraz zor gelinir. Motorlara biniliyor falan. Topuklu ayakkabı bir kere baştan siliniyor.
Ender S.: Zaten burası rahat bir mekan. İsterse sabahın 9'undan gece 10'a kadar pareosuyla dolaşsın. Biz de rahat insanlar olduğumuz için bu gelenlere de yansıyacaktır.

Kapıdan çevirmek var mı burada? İnsanlar deniz aşıp geliyorlar, motorla geri göndermek biraz zor olur.
Lal D.: Binmeden o seçimi yapıyoruz.
Ender S.: Evet, o seçicilik kara tarafında.

Bu geri çevirmeyi neye göre yapıyorsunuz?
Lal D.: Yok, öyle tam bir geri çevirme değil. Bizim mekanlarımızın kapasiteleri bugüne kadar çok fazla değildi. Zaten mecbur kalıyorduk. Sonra Markiz'le, Anjelique ile kapasite arttı. Bu arada eilimizde guest list'ler (konuk listeleri) oluştu. Onlara da bakıyoruz. Ama düzgün, tatlı, genç insanlarda tanışıklığa bakmıyoruz.

"Hafta sonu partileri, caz geceleri ve konserler olacak"
Eğlence kısmına geçelim...
Ender S.: Cumartesi partileri başlıyor. Pazar partilerimiz de devam edecek ama formatını değiştirdik; o bir süpriz.
Lal F.: Şimdi isim belirtemiyorum ama büyük sanatçılar burada konser verecek.

Bir de sizin pazartesi akşamları caz akşamınız vardı. O devam edecek mi?
Lal D.: Bu sene Aksanat'la bir ortaklığımız var. Onlar belki yine pazartesi günleri yemekte caz geceleri düzenleyecek.

Sonuçta burası Galatasaray Adası. Fanatik Fenerbahçeliler geliyor mu?
Ender S.: Geliyorlar. Burası fanatizmi unutturacak bir nokta.

Ortaklık nasıl bu kadar iyi yürüyor?
Lal D.: Başak burcuyla Boğa burcunun uyumu diyelim. Ben Başağım, o Boğa.
Ender S.: Birbirimizi dinlemeyi o kadar iyi biliyoruz ki. Gece 3'te de Lal beni arar mesela. Ya da atlar, birlikte tatile gideriz.

Birbirinizi azarlamalarınız, kavgalarınız falan olmuyor mu?
Ender S.: Arada Lal beni azarlar, ben de dinlerim.

Havuza giriş 30 milyon, kulübe giriş ücretsiz

buzADA'ya Kuruçeşme Parkı'ndan deniz motoruyla ücretsiz geçiliyor. Dört motor bu iki-üç dakikalık yolculuk için sürekli git-gel yapıyor. Servis sabah 9'da başlayıp ertesi sabah 4'e kadar devam ediyor. İsteyenler kendi tekneleriyle adanın iskelesine yanaşabiliyorlar.
Havuza giriş ücreti hafta içi 20, hafta sonu 30 milyon lira.
Kulüp için giriş ücreti alınmıyor.
Restoran-kulüp kısmı da, havuz kısmı da yaklaşık 1200-1300'er kişi alıyor.

Özel soğuk içecekler

buz ayran (En sağda)
Light yoğurt, buz, taze limon suyu, maydanoz, fesleğen ve nane blendırdan geçiriliyor. 7 milyon lira.

vodka ada (Sağda, önde-Küçük bardak)
Taze kivi, yeşil elma ve salatalık parçaları blendırda limon suyu ile çekiliyor. Bu karışım votkaya katılıyor. Üzerine birer dilim kivi, elma ve salatalık ile nane eklenip sunuluyor. 19 milyon lira.

vodka mix (Sağda-Büyük bardak)
Mevsim meyvelerini elinizle ezerek büyük bir bardağa dolduruyorsunuz. Votkayı ekliyorsunuz. İki kişi birlikte içiyorsunuz. 21 milyon lira.

"Palmiye görmek isteyen Fas'a gider, Boğaz'a değil"

Mahmut Anlar-buzADA'nın mimarı
Fikrin çıkmasıyla beraber tüm çalışma 65 gün içinde oldu. Adanın üzerine adeta bir örtü örtme mantığıyla çalıştık. Şu anda kulübün çatısındayız. Üzerini örttük ve üstüne yeni bir yer inşa ettik.
Burayı inşa ederken ilk olarak Boğaz'da olduğumuzu göz önüne aldım. İstanbul Boğazı'ndaki bazı işlere karşıyım. İstanbul'da olduğumuzun bilincinde olmamız lazım. Palmiyelerle süslüyorlar Boğaz'daki mekanlarını. Palmiye görmek isteyen Fas'a gider.
Dekorasyonda Galatasaray Adası'nın en popüler olduğu 60'ları ve 70'leri baz aldım. O zamanlar geometrik formlar çok kullanılırdı, ben de kullandım ama bugüne uyarlayarak. O dönemleri ayrıca seviyorum çünkü o zaman her şeyin, herkesin daha görgülü olduğunu düşünüyorum. Yine o dönemlerde İstanbul bir sayfiye yeriydi.
O zamanki o mantığı buraya uygulamaya çalıştım ama günümüzün sahil konseptlerini dikkate alarak.

İstanbul mutfağı ve İtalyan mutfağı bir arada

buzITALIA'da pizzalar, makarnalar ve carpaccio'lar, tiramisu, cheesecake gibi tatlılar var. Burası ortaklardan Ender Sanal'ın favorisi. Diğer ortak Lal Dedeoğlu'nun favorisi olan buzİSTANBUL'un mönüsü ise ikiye ayrılıyor. Alaturka ve alafranga. Alaturka mönü mezelerle açılıyor. Şakşuka da var, ezme de, patlıcan salatası da... Rakı ile tatlandırılmış karides güveci gibi ilginç başlangıçlar da bulabiliyorsunuz. Ana yemeklerde ise tahinli patlıcan salatası ile sunulan fıstıklı kebap, fırında kuzu kafesi, acılı kanat ızgara ve levrek buğulama gibi seçenekler bulunuyor. Alafranga kısmında ise ızgara tavuk göğsü, fırında somon balığı, ballı ve tarçınlı ördek göğsü, dana bonfile seçenekler arasında. Fiyatlar İtalyan restoranında 15 ile 26 milyon lira arasında. İstanbul mutfağında ise mezeler 17 ile 24 milyon lira arasında, yemekler 32 milyona kadar gidiyor.
Havuz kenarındaki bar-restoranda da birçok yemek çeşidi var. Çıtır parmak tavuklar, salatalar, zeytinyağlı tabağı, tostlar, döner, balık, sosis, pizzalar, acılı makarna ve profiterol... Fiyatları tahmin edebilmeniz için birkaç örnek vermek gerekirse: Kaşarlı tost 5 milyon lira, Akdeniz salata 11 milyon lira, profiterol 8 milyon lira.




PAZAR
"Artık çıtayı yükseltmeye hakkım var"
"Seçmen daha yakışıklı milletvekili istemez mi?"
Eğlence adası buzADA
Türkiye'nin diğer Elvan'ları...
"24 saat boyunca köşe yazısını düşünüyorum"
Daniel Colagrossi'nin "sırlı mürekkebi"
60 genç avukat protestocuların haklarını korumak için görevde
Şehir içinde de güneş kremi kullanmak gerekiyor
Kuşbakışı İstanbul
"Oda sıcaklığı" zulmü bitmeli...
40 sene takip ettiler
Heyecanın yarı finali Bolu'da
Nederlands Dans Theater, İstanbul'da
Savunma obezi NATO
Safranbolu'da kebap Bartın'da pide
Nurhan Atasoy
Ne kadar savaş, o kadar barış
Tuhaf zamanlara bakan kitap
On iki milyon satan Türk romanı





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
© 2004 Milliyet