Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Haziran 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"24 saat boyunca köşe yazısını düşünüyorum"

2000-2003 yılları arasındaki yazılarını bir kitapta toplayan 22 yıllık köşe yazarı Melih Aşık: "Gençler siyasetten uzak yetişiyor, bizim gibi bu konularla ilgili yazı yazanlara da dinozor diyorlar"

GÖKÇE ACAR

Melih Aşık'ı Milliyet gazetesinde yayımlanan "Açık Pencere" adlı köşesinden tanıyoruz.
18 yıldır fıkralar, okuyucuların fikirleri ve Ercan Akyol'un karikatürleriyle süslü köşesinde ciddi siyasi konular hakkındaki kolay okunur yorumlarını izliyoruz.
Melih Aşık gazeteciliğe 1966 yılında başladı. TRT'de çalışırken 1971 yılındaki
12 Mart darbesiyle "siyasi haberler yapımcılığı" işine son verildi. Parasız kalan Aşık, İsveç ve Almanya'ya giderek bir süre işçilik yaptı. Türkiye'ye döndükten sonra da Günaydın ve Güneş gazetelerinde çalıştı. Güneş gazetesindeki "Arka Pencere"yle de 1982 yılında,
40 yaşındayken köşe yazarlığı hayatına başlamış oldu. Aşık 2000-2003 yılları arasındaki yazılarını bir kitapta toplamaya karar verdi. "Açık Pencere'den 2000'li Yıllar-1" onun ilk kitabı. Bu birinci ciltteki yazıların konusu savaş, mizah ve yolsuzluk olarak üç bölüme ayrılmış. İç siyaset ve kültürel değinmeler başlıkları altında toplanan yazılar ise birkaç hafta sonra ikinci cilt olarak karşımıza çıkacak.

Köşesinde bir konu yerine parça parça çeşitli konulardan bahseden ilk gazetecilerdensiniz. Bu fikir nasıl oluştu?
1982 yılında ben Güneş Gazetesi'nde çalışırken Hasan Pulur da Hürriyet'teydi. Pulur o zamanlar iki-üç parça konudan oluşan bir köşe yapıyordu. Güneş gazetesindekiler "Biz de buna benzer bir şeyler yapalım" dedi. Ben de bu fikri daha da geliştirerek bir köşe hazırladım.

22 yıldır köşe yazısı yazıyorsunuz. Neden şimdiye kadar bunları bir araya getirerek bir kitap çıkarmadınız?
İlk zamanlarda olmasa bile yıllardan beri yazılarımı bir kitapta toplamak isterdim. Ancak çok fazla yazı vardı ve ben de bunları nasıl bir araya getireceğimi bilemiyordum. Geçen senenin başında İthaki Yayınları'ndan köşe yazılarımı bir kitapta toparlama teklifi geldi. Ben de baktım aradan 22 yıl geçmiş, bir kitap projesini gerçekleştirmek için zaman gittikçe azalıyor... Kabul ettim.

Kitaptaki yazıları neye göre seçtiniz?
Çok fazla yazı var ve belli bir tarih aralığıyla sınırlandırılması lazımdı. Başlangıç olarak 2000 yılını aldık. Hem tarih olarak milenyum başlangıcı hem de yaşanan olaylar açısından bir başlangıç. Türkiye'deki bankaların hortumlanması esas anlamıyla bu yılda başlar. Kasım krizi bu sene yaşanır. Yazıları seçerken arka arkaya okunduğunda birbirinden kopuk olmamasına ve birbirine benzememesine dikkat ettik.

"Köşe yazarı olmak güvenilirliği artırıyor"
Köşe yazmanın avantajları neler?
İlk olarak kendi fikrinizi söyleme özgürlüğünüz var. Ayrıca insanlar sizi tanır, bazı haberler özel olarak ulaştırılır. Bir de köşenin altında imzanız, telefonunuz, adresiniz olduğu için insanlar yazdığınız haberden sorumlu olduğunuza daha çok inanırlar ve güvenilirliğiniz artar.

Sizce yeni köşe yazarlarının sizin kuşaktan farkı nedir?
Artık herkes köşe yazarı oldu ve birçoğu siyasetle alakalı olmayan konularda yazmayı tercih ediyor. 1980'lerden beri siyasetten bilinçli olarak uzak tutulan bir kuşak yetişiyor. Biz gittikten sonra yerimizi dolduracak gençler yok. Bizim gibi bu konularda yazılar yazanlara da "dinozor" diyorlar.

Biraz kendinizden bahseder misiniz? Boş zamanlarınızda neler yaparsınız mesela?
Benim boş vaktim yok çünkü kafamda 24 saat köşe yazısını tekrar tekrar yazıyorum, üzerinde düşünüyorum. Bir işkoliğim yani. Yazarlar arasında en az gezebilen insanım, seyahati sevdiğim halde. Bunun dışında eskiden çok içki içerdim, şimdi azalttım.

Ercan Akyol'la uzun yıllardır birlikte çalışıyorsunuz. Bu beraberlik nasıl başladı?
Yıllar önce grafik konusunda yardım edecek birine ihtiyaç duymuştum. Bir tanıdık vasıtasıyla işi Ercan aldı. O günden beri iyi bir ilişkimiz var. Ercan geliyor, "Bak içimden bu geldi, bunu çizdim" diyor, onu koyuyoruz köşeye. Yaptığı karikatürün benim o gün yazdığım konuyla alakasız olması çok düşük bir ihtimal çünkü ikimizin de olaylara bakış açısı aynı. Bu bir uyum yaratıyor tabii.

"Ortaokul mezunlarının anlayacağı dilden yazıyorum"

Ciddi konuları içine mizah katarak daha kolay okunur bir hale getiriyorsunuz...
Bu tarz yazmamın ana sebebi insanların okumasını sağlamak. O ufak mizahi ayrıntıları koyuyorum çünkü küçük şeyler okunurken büyük şeyler de okunur diye umut ediyorum. Yazarken dikkat ettiğim nokta, kısa cümleler kullanarak okuyucunun bir okuduğu cümleyi anlamak için tekrar okumasını engellemek. Gazetecilik ve yazarlık farklı. Burada amaç okutmak olduğu için çok edebiyat katamazsın işin içine. Zaten ben yazıları yazarken ortaokul mezunu bir kitleyi hedef alıyorum. Onların anlayacağı bir dilde yazıyorum.

Yazım alışkanlıklarınız neler?
Ben nedense yazıları sıkışık bir zamanda yazmayı seviyorum. Yani, normalde köşe yazısını saat beşe kadar teslim etmem gerek. Saat 10'da yazsam yazıyı aslında çok rahat olur ama bu sefer de gün boyunca beğenmeyip değiştirip duruyorum. O yüzden çoğunlukla yazmaya saat üçte başlıyorum ve sıkışarak yazıyorum. Böyle hızlı yazınca edebi açıdan daha vasat oluyor tabii. Zaten edebi değer kaygım da yok.

PAZAR
"Artık çıtayı yükseltmeye hakkım var"
"Seçmen daha yakışıklı milletvekili istemez mi?"
Eğlence adası buzADA
Türkiye'nin diğer Elvan'ları...
"24 saat boyunca köşe yazısını düşünüyorum"
Daniel Colagrossi'nin "sırlı mürekkebi"
60 genç avukat protestocuların haklarını korumak için görevde
Şehir içinde de güneş kremi kullanmak gerekiyor
Kuşbakışı İstanbul
"Oda sıcaklığı" zulmü bitmeli...
40 sene takip ettiler
Heyecanın yarı finali Bolu'da
Nederlands Dans Theater, İstanbul'da
Savunma obezi NATO
Safranbolu'da kebap Bartın'da pide
Nurhan Atasoy
Ne kadar savaş, o kadar barış
Tuhaf zamanlara bakan kitap
On iki milyon satan Türk romanı





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
© 2004 Milliyet