
|
|
|
 |
|
|
Daniel Colagrossi'nin "sırlı mürekkebi"
Radikal gazetesinde Mine G. Kırıkkanat'ın köşesinde yayımlanan fotoğraflarıyla tanınan Daniel Colagrossi, Sırlı Mürekkep adlı sergisiyle İstanbul'da
NİLÜFER OKTAY
Milliyet'in yanı sıra aynı zamanda bir Radikal gazetesi okuruysanız Daniel Colagrossi'yi tanıyorsunuz demektir. Zira Mine G. Kırıkkanat'ın köşe yazılarında yıllardır onun siyah-beyaz fotoğraflarını görüyoruz. Fakat hemen belirtelim: Daha önce fotoğraflarıyla İstanbul'a gelen Colagrossi bu kez farklı bir sanatla burada. Çağla Cabaoğlu Art Gallery'deki Sırlı Mürekkep adlı sergide Colagrossi'nin litografiden esinlenip ürettiği eserleri var.
Bugüne dek kendine enteresan bir yol çizdiği için, içinizden şu sorunun geçtiğini ümit ederim: Kimdir aslında Daniel Colagrossi? İtalyan asıllı bir ailenin Fransa'nın güneyinde doğan oğlu. Katı bir eğitim ortamında yetişiyor ve kendi deyimiyle Latin olduğunu anlaması biraz zaman alıyor. İstanbul da zaten onun için bir bakıma Akdeniz kökenine dönmek demek...
Rugby oynadı
15 yaşında eğitim hayatı biten sanatçı aşçı olmaya karar veriyor ve çıraklık yapacağı bir restoran buluyor. Ve üç yıl çalışıyor orada. Sonra ayrılıyor, rugby oynamaya başlıyor! 10 yıl, yarı profesyonel takımlar için sahalarda koşuyor. Nihayet 1986'da fotoğraf giriyor hayatına. Yemek fotoğrafları çekerek para kazanıyor.
İstanbul üzerine yeni bir fotoğraf projesinin olduğunu söyleyen Colagrossi'nin Maçka'daki galerideki sergisi 10 Temmuz'a kadar açık.
"Bir balıkçı teknesinde balık yemek bütün üç yıldızlı restoranlara bedel"
10 yıldır yılda en az bir kez geldiğim İstanbul'un ocakbaşılarını, meyhanelerini, balık restoranlarını severim.
Boğaz'daki balık restoranlarının fiyatları Paris'in üç yıldızlı bir restoranındaki (Fransa'da en iyi restoranlara üç yıldız veriliyor) kadar yüksek. Sunulan hizmete uygun değil bu fiyat. Ben gerçek balıkçıların pişirdiği balığı seviyorum. Boğaz'da, bir balıkçı teknesinin yanında balık yemek dünyanın bütün üç yıldızlı restoranlarına bedel.
"Bacaklar hem kırılganlığın hem de gücün simgesi"
Tercihim siyah-beyaz. Öncelikle flaşla fotoğraf çekmeyi sevmiyorum; ışığın etkisini azaltıyor, ambiyansı yok ediyor. Siyah-beyaz fotoğraf sanatsal, renkli fotoğraf ticaridir tartışması da boş. Siyah-beyaz çekiyorum çünkü daha tarafsız.
Evet, güzel bacaklar çekmeyi severim. Bence kadınların hem güçlü yanını hem de kırılganlığını simgeliyor. Bazı kadınlar sokakta yürürken sanki bir dönüşümden geçip daha erotik, şevhetli oluyor. Bazen metroda bacakları takip ederim. Tabii belli bir mesafeden, manyak gibi görünmemek için. (Gülüyor)
Her ay Mine'ye (Kırıkkanat) belli sayıda fotoğraf veriyorum. Yazısında kullanmak istediği fotoğrafı kendisi seçiyor.
|
|
|

|
|