Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Haziran 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Açık Pencere'den


Dostlar sık sık sorarlardı:
- Yazılarından bir kitap yapmayı düşünmüyor musun?
Hep düşünürdük... Düşünürdük de bunca yazıdan nasıl bir seçme yapılabilir, nasıl bir kitap oluşturulur bir türlü karar veremezdik. Biraz da tembellik ederdik belki... İthaki Yayınları Sahibi Ünal Koçak birkaç ay önce "kitap yapalım" teklifiyle gelince ince eleyip sık dokumayı bıraktık, hadi yapalım, dedik. Editörlüğü Masis Kürkçügil üstlendi. 2000 yılından bu yana yayımlanmış Açık Pencere'lerden bir seçme yaptı... Yazıları Savaş, Mizah, Yolsuzluk, Siyaset, Kültürel Değinmeler başlıkları altında topladı. Bunlardan Savaş, Mizah ve Yolsuzluk ile ilgili yazıları birinci cilde sığdırdı. İkinci cildin birkaç hafta sonra çıkmasını planladık. Ve birinci cilt bu hafta "Açık Pencere'den 2000'li yıllar - 1" adıyla piyasaya çıktı...
Kitap 2000 yılı başından 2003 sonuna kadar 4 yılın yazılarını kapsıyor. Hafızalarımızı tazelememize yardımcı oluyor... Kitabın orta bölümünü oluşturan fıkra ve espriler de sanırız kasvetli havayı dağıtıyor, okurun bir parça nefeslenmesini sağlıyor...
Açık Pencere sevgili okurlarımızın iyi bildiği gibi aslında yazanlardan çok okuyanların katkısıyla oluşan, halkın duygu ve düşüncelerini gazete sayfalarına taşımayı hedefleyen, yalan denizindeki doğruları okur işbirliği ile yakalamayı amaçlayan bir köşe... Bir ortak yapım... Kitap bu amacı perçinlerse ne mutlu bize.

Rüyanızın gerçekleşmesini istiyorsanız, öncelikle uykudan uyanmanız gerekir.
Andre Siegtried

Dik kuyruk
"Teslim olmayalım", "harcanmayalım" anlamında sık sık kullandığımız bir deyim var: "Kuyruğu dik tutalım"
Nereden geliyor bu deyim?
Geçenlerde Discovery kanalında zürafaları anlatan bir belgesel izlerken şu sözler kulağımıza çalındı:
- Zürafaların yırtıcılara karşı en zayıf yeri kuyruklarıdır. O nedenle koşarken kuyruklarını sürekli dik tutmak zorundadırlar. Kuyruğunu bir aslana kaptıran zürafanın hayatta kalma şansı yoktur!

Tarihi Kırkpınar yağlı güreşlerinin başladığı şu günlerde bir öneri:
Basındaki yağcı yazarlar arasında da bir güreş turnuvası düzenlenip "Baş Yağcı Yazar" seçilsin...
Haldun Ertem

İşte tesadüf...
Londra Üniversitesi uzmanları ve ünlü İngiliz tarihçiler, geçtiğimiz 200 yıl içinde insanları "birbirine yakınlaştıran" tesadüfleri derlemişler... Örnekleri okuyalım...
Ünlü aktör Anthony Hopkins, George Feifer adlı yazarın "Petrovkalı Kız" adlı kitabını bulamıyordu.
Yazara telefon ederek kitabı istedi. Yazar kitabı 2 hafta sonra Londra'ya getireceğini söyledi. Evden çıkan Hopkins, metroya bindi. Aradığı kitabın yandaki koltukta unutulduğunu gördü. 2 hafta sonra yazarla buluşan Hopkins, metrodaki kitabın, yazardan çalınan özel sayılı ilk baskı olduğunu öğrendi.
***
James Dean'in ölümüne neden olan otomobilinin hurdası birçok kişiye felaket saçtı.
Hurdayı garaja götüren tamirci, araba bacağının üzerine düşünce sakat kaldı. Dean'in arabasının motorunu satın alan bir doktor araba kazasında öldü. Doktorun kardeşi de aynı motorun sergilendiği salonda çıkan yangında can verdi. Yıllar sonra motor ve kaporta yeniden sergilendi. İlk gece, araç bir seyircinin üzerine düştü. Seyirci ağır yaralandı.

İzmir'de satranç
İzmir'de 100 öğretmen Milli Eğitim Müdürlüğü'ne başvurarak okullarda satranç eğitimi ve faaliyeti başlatmak için kurs istiyor. Milli Eğitim Müdürlüğü Olgun Kulaç, Enis Bilyap, Abdullah İlhan, Selçuk Büyükvural gibi "usta"larla anlaşarak öğretmenlere kurs düzenliyor. Kurs sonunda 100 öğretmen sertifikalarını alıyor...
Önümüzdeki eğitim-öğretim yılında İzmir'de 100 ayrı okulda satranç kolu ya da kulübü kurulacak... Binlerce öğrenci satrançla tanışacak... Bu eğitime önayak olan Altan Nazım Özcan ve diğer öğretmenleri kutluyoruz...

Efendi kime denir?
Bir haberde "Osmanlı deyimi" diye geçen "Efendi"nin dilimize Yunancadan geldiğini yazıyor Gökhan Evyapan...
Nihad Sami Banarlı'nın "Türkçe'nin Sırları" adlı kitabından aktarıyoruz:
"... Kelimenin aslı, eski Yunancada "authentes", Rum telaffuzuyla "aftendis"tir. Başlangıçta mutlak hâkim demek veya bir kölenin ya da bir cariyenin sahibi olan kimse demekti. Eskiden, "efendi" kelimesi Türkçe "çelebi" kelimesiyle yan yana ve onun yerine kullanılmış, daha sonra, okuma hayatında yükselmiş, "ilim ve irfan sahibi olmuşlara" efendi denmiştir."

m.asik@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Yok, devenin başı!

Melih AŞIK
Açık Pencere'den

Fikret BİLA
Demirel: ABD prestij kaybetti

Hasan CEMAL
Türkiye treni!

Güneri CIVAOĞLU
Bir damla

Can DÜNDAR
Bir hafta izin

Abbas GÜÇLÜ
Yaz tatili nasıl geçiyor?

Mehmet Y. YILMAZ
Dilimin ucunda kelimeler..

Hasan PULUR
İhtilali kim yaptı?

Derya SAZAK
AB'ye muhafazakâr bakış

Meral TAMER
Prof. İnönü nükleer santralı neden savunur?

Ece TEMELKURAN
Çifte Standartlar Sirki'nde "insanlık"

Tamer HEPER
Olur tarafı yok

Osman ULAGAY
Zirve zırvası ve demokrasi krizi

Güngör URAS
'Bebekli Hamdi' öldü, martısı 7 aydır bekliyor

© 2004 Milliyet