Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Haziran 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bir damla


"Mizah, bir damla gözyaşı ile hayata gülmektir" demişler.
NATO toplantıları ancak "ABD Başkanları katılırsa başarılı sayılır" söylemi, işte ancak bu "mizah anlayışı"na sarılırsa yutulabilir.
Çünkü, Bush gibi bir başkan, giderek dünyanın taşıyamayacağı yük oluyor.
Her sabah saat 05.00'te kalkıp Rusya'nın son Çarı gibi papazlarla tütsülerle, dualarla çalışmaya başlayan ve ne kadar uzun çalışırsa, dünyayı o kadar derde sokan bir başkan...
Bu "kara mizah"ı ülkemizde konuk ederken, bir damla gözyaşıyla her şeye rağmen hayata gülmekten başka çare yok.

Clinton'dan sonra
Hayatını anlatan kitabıyla Clinton satış rekoruna koşuyor.
Monica, Clinton'un "kitabında kendisiyle ilgili satırlarına alındığını" söyledi.
"Açık büfede bir tat" diye tanımlanmak ağırına gitmiş.
Skandalın Amerika'da en çok tartışıldığı günlerde, Chicago'daki ünlü bir otelin barında laflıyorduk. Grubumuzdaki bir hanım, Clinton'a fena halde takmıştı. Monica ile yaşadıklarını içine sindiremiyordu.
Ahlak dışı buluyordu.
Sormuştum..
"Önceki başkanlar evlilik dışı ilişkiler kurmadılar mı?"
Şaşkın şaşkın bakıyordu.
Neredeyse hepsinin böyle ilişkileri olduğunu söyledim.
Hatta başkanlığa yapılan hafta sonu dinlenme evinin, eski bir başkanın "sekreteri / sevgilisi" ile baş başa kalması amacıyla düzenlendiğini hatırlattım.
"Ama orası dinlenme yeri, Beyaz Saray ise çalışma yeri. Beyaz Saray'da olmaz ki" cevabını verdi.
Anlattım:
"Ne yapacaktı Clinton? Hemen yakınlardaki Four Seasons Hotel'de suit açtırıp Monica'sıyla orada mı buluşacaktı?
Gazetecilere malzeme mi olacaktı?"
Üsteledi:
"Otel olmaz da başka bir yer bulabilirdi..."
Bir hatırlatma daha yaptım:
"Eşi Jacqueline Kennedy seyahatte olduğu zamanlar, John. F. Kennedy, efsane sarışın Marilyn Monroe ile Beyaz Saray'da buluşuyordu..."
Bu kez, "Ama Clinton yatak odasında değil, yani Amerikan ulusuna hizmet vermesi gereken Oval Ofis'te bu haltları karıştırmış. Üstelik bunları yaparken bir yandan da senatörlerle telefon konuşmaları oluyormuş" dedi.
Dayanamadım patladım:
"İyi ya... Adam o işi yaparken bile devlet işini ihmal etmiyormuş."
O da gülmeye başladı.

Washington'da bir Çar
Şimdi Beyaz Saray'da namus - u mücessem, seks yaşamında "fair play" ödüllü Bush var.
Clinton dönemlerinde ABD, çevre özenini koruyarak ekonomik gelişmesiyle ve - olabildiğince - yükselen saygınlığıyla, dünyanın başını da derde sokmaksızın, demokratik değerlerini genişleterek en parlak 8 yılını geçirdi.
Dünya ekonomisinin gerçek patronu Alan Greenspan, onun için "Ya çok iyi bir entelektüel ya da hayatımda tanıdığım en zeki bukalemun" demişti.
Her iki özelliği de pragmatik bir büyük lideri işaretler.
Burnundan kıl aldırmayan Greenspan, Clinton'un Monica'nın eteğinde kalan "sperm izlerine" kafasını hiç takmadı.
Clinton gitti, Bush geldi. Amerika'nın da, dünyanın da başı fena halde dertte.
Oval ofiste "açık büfedeki tatları" yok.
Oval Ofis'e Monica gibi stajyerler değil, son Çar'ı öbür dünyaya yolcu eden Rasputin gibi papazlar geliyorlar.
Ama... Papaz duasıyla da bu işler olmuyor.
Ne orada olur, ne burada.
Not: Dün bu köşedeki yazımın ilk baskısında "Kandil Dağı'nda, PKK'lılar" cümlesinde "uslanmış" değil "üstlenmiş" olmalıydı. Onların kolay kolay uslanmayacağını bilirim.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Yok, devenin başı!

Melih AŞIK
Açık Pencere'den

Fikret BİLA
Demirel: ABD prestij kaybetti

Hasan CEMAL
Türkiye treni!

Güneri CIVAOĞLU
Bir damla

Can DÜNDAR
Bir hafta izin

Abbas GÜÇLÜ
Yaz tatili nasıl geçiyor?

Mehmet Y. YILMAZ
Dilimin ucunda kelimeler..

Hasan PULUR
İhtilali kim yaptı?

Derya SAZAK
AB'ye muhafazakâr bakış

Meral TAMER
Prof. İnönü nükleer santralı neden savunur?

Ece TEMELKURAN
Çifte Standartlar Sirki'nde "insanlık"

Tamer HEPER
Olur tarafı yok

Osman ULAGAY
Zirve zırvası ve demokrasi krizi

Güngör URAS
'Bebekli Hamdi' öldü, martısı 7 aydır bekliyor

© 2004 Milliyet