|
 |
|
|
Bugün yürüyüşe gidecekler ellerini kaldırsın!
Çifte Standartlar Sirki'nde "insanlık"
Sokaklarda, oturma odası terbiyesinin geçerli olmadığını Tayyip bey de herhalde herhangi bir Türkiye vatandaşı kadar biliyordur
11 Eylül'den sonra ve bilhassa Afganistan'a ve Irak'a yapılan saldırıların ardından kurulan yeni savaş hukukunun kurallarını başta Bush kabinesi olmak üzere şu andaki ABD iktidarı yazıyor. Sıkıldıkça yeni bir kural ekledikleri, daha önce söyledikleriyle çelişip çelişmediğine bakmadıkları ve insanların da bakmayacağını ümit ettikleri tutarsız hukuk bir "Çifte Standartlar Sirki" aslında.
Enteresan olan şey şu, uluslararası politikada ABD'nin dayattığı "Çifte Standartlar Sirki" o kadar benimsendi ve korkuya dayalı öyle derin ve geniş bir meşruiyet alanı oluşturdu ki artık kimse bunların çifte standart olduğuna dikkat çekmek, bunu yadırgamak zahmetine bile girmiyor. Geçtiğimiz hafta başında İran'da yaşananlar bu yüzden önemliydi. İran küçük bir hareketle, nasıl bir çifte standartlar aleminde yaşadığını dünyaya gösteriverdi, anlayana tabii! Normalde ülkelerin büyük diplomatik krizlere dönüştürmediği, karasularından yapılan bir sınır ihlalini uluslararası bir krize dönüştürdü iki günlüğüne. İran karasularına yanlışlıkla giren bir İngiliz teknesinin mürettebatını tutukladı. İngiliz diplomatlar deliye döndü. CNN ve BBC çılgın gibi yayın yapmaya başladılar. Ama esas "gösteri" tutuklu İngilizlerin gözlerinin bağlanarak yürütülmesinin televizyonlarda görünmesiyle başladı. Tıpkı ABD ve İngiliz askerlerinin Iraklı savaş esirlerine, hatta Afganistan'daki ve Irak'taki masum sivillere yaptığı gibi bir şey yapmışlardı aslında. Hatta çok daha hafif bir biçimde koalisyon güçlerini taklit etmişlerdi. ABD'liler, İngilizler ayağa kalktı elbette. Nasıl insanların gözlerini bağlarlardı? Pardon! İngilizlerin gözlerini nasıl bağlarlardı? Sadece mazlum halkların gözlerinin bağlanabileceğini, onların insan haklarının olmadığını bilmiyorlar mıydı İranlılar? Bu "kabul edilmiş çifte standartlar hukukunu" nasıl çiğnerlerdi?!
Peki İran'ın İngiliz askerlerini tutukladığı gün, hemen o gün, Guantanamo ve Ebu Gıreyb hapishanelerinde yapılan işkencelerin Savunma Bakanı Rumsfeld tarafından onaylandığının, yazılı olarak onaylandığının ortaya çıkması!
El-CNN ve "asker" muhabirler
Tony Blair günlerdir o sözü söylüyor
CNN ekranlarında:
"Bazen barış, savaşa hazır olmakla mümkün olur!"
CNN International'ın hazırladığı "Countdown to Handover" (Amerikalıların Irak'ı Terk Edişinde Geri Sayım) programının tanıtım jeneriğinde görünüyor Bay Blair, en Hollywood bozması "büyük adam" haliyle... Bu programda Irak'a gitmiş olan muhabirler çıkıp kendi anılarını anlatıyorlar. Söylenen şey hep aynı: ABD askerleri ne kadar insanca davrandılar! Beş yaşındaki çocuğu gömerken başını Mekke'ye çevirdiler, filan. Ya da Ebu Gıreyb işkencelerinin ortaya çıkmasından sonra CNN muhabiri Irak halkına bunu açıklamakta nasıl güçlük çekmiş falan. Bir kere muhabir niye açıklıyor? Bir muhabir kendini savaşın tarafı olarak bu kadar açık nasıl konumlandırabiliyor? Ya da şöyle diyelim, basının da bir "kahraman nefer" olarak katıldığı bu savaşta bu bakımdan da genel kabul görmüş, kör gözüm parmağına bir çifte standart var. El Cezire kanalını, "Amerikalıları kötü adamlar olarak gösteriyor" bahanesiyle kapattırmak için çok büyük çabalar harcayan ABD iktidarı, sıra kendi gazetecilerine gelince kamuflaj giysileri giyip orduya katılmalarında bir sakınca görmüyor.
Güç ve korkutma yöntemiyle bütün dünyanın kabul ettiği çifte standartlar bunlar, artık çifte standart oldukları bile fark edilmiyor.
"Misafirliğe" geliyorlar!
Hikayenin buraya kadar olan bölümü kendi içinde tutarlı. Benim anlamadığım, AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın neden bu çifte standartları koyan, bütün insanlık hukukunu hiçe sayan, insanlığın vicdanını silmeye çalışan bu adamlara "Türk misafirperverliği" göstermemiz gerektiğinde ısrar ettiği? Bugün İstanbul'da başlayacak NATO zirvesinde yapılacak protestoların "abartılmaması" gerektiğini söylemiş kendisi! Protestocular iktidarı protesto ederken ne yapacakları konusunda iktidardan izin ve onay beklemezler herhalde! Ve sokaklarda, oturma odası terbiyesinin geçerli olmadığını Tayyip bey de herhalde herhangi bir Türkiye vatandaşı kadar biliyordur. Kendisi de "sokakların" gücüyle iktidara gelmiş bir kişi olarak şimdi sokakta söylenecek sözlerin sesini kısmaya çalışması... Bilemiyorum. Herhalde boş bulundu!
Zira kendisi de çok iyi bilir ki, yarın İstanbul'da insanlığa ve insanlara karşı ve onlara rağmen yapılacak NATO toplantısı, dünya silah ticaretinin pazar anlaşmalarının siyasi ve hukuki kılıfıdır. Bugün NATO'ya karşı sokaklara çıkacak olan herkes, bir savaş uçağına harcanan parayla kaç çocuğun karnının doyabileceğini kafadan hesaplayabilenlerden oluşur. Bugün sokağa çıkacak olanlar, azgelişmiş ülkelerde silahların topraktan yetişmeyip NATO üyesi ülkeler tarafından o mazlum insanlara pazarlandığını, bu sistemin Allah'ın belası bir sistem olduğunu ve buna karşı gelmek gerektiğini adı gibi bilir... Daha ne diyeyim? Bugün yürüyüş var işte! n
Ayrıntılı bilgi için internette www.kureselbarisveadalet.org ve www.savaskarsitlari.org sitelerine bakabilirsiniz...
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|