|
 |
|
|
Zirve zırvası ve demokrasi krizi
Oh nihayet bizim de bir zirvemiz oldu! NATO Zirvesi'nin İstanbul'da yapılması nedeniyle dünyanın gözü üzerimizde olacak, biz de zirvesever ve tabii vatansever İstanbullular olarak her türlü sıkıntıya göğüs gerip iyi bir sınav vermeye çalışacağız. Cefakâr İstanbul halkı bu sınavı iyi verirse, ilerde belki başka zirveleri de kaparız, hatta Olimpiyat'ı bile alırız. Onun için uslu çocuk olalım, protestolara falan katılmayalım, şu sınavı yüz akıyla verelim. Böylece "NATO'ya hayır" demenin ya da zirveyi protesto etmenin modası geçmiş bir eylem tarzı olduğunu belirten Başbakan Erdoğan'ı da memnun etmiş oluruz.
Bu zirve zırvasını daha da uzatmak mümkün ama ben bu işi heveslilerine bırakıp önce bu tür zirveleri neden "zırva" diye nitelediğimi açıklamaya çalışayım. Ayrıntılı bir açıklamaya da gerek yok aslında, son yıllarda hangi zirvenin hangi önemli sorunu çözdüğünü düşünecek olursanız cevap kendiliğinden çıkıyor ortaya. Milyonlarca dolar harcanarak düzenlenen bu zirvelerden somut bir çözüm çıkmıyor genelde. Yoksulluk ve çevre kirlenmesi gibi temel sorunların çözümlenmesi bir yana, ABD ile kimi Avrupalı müttefikleri arasındaki görüş ayrılıklarına bile çözüm bulunamadı, son dönemdeki zirvelerde.
Güvenlik kaygısı
Küresel düzene yön verme iddiasındaki ülke liderlerinin katıldığı zirveler, küreselleşme karşıtlarının protestolarına hedef olmamak ve teröristlerin yarattığı tehditten korunmak için, artık gözlerden uzak, korunması kolay, küçük yerleşim birimlerinin bulunduğu yerlerde yapılıyor. Böylece zirve nedeniyle alınacak güvenlik önlemleri yüzünden çok sayıda kişinin, örneğin koca bir kent halkının rahatsız edilmemesi de sağlanmış oluyor. Devlet başkanlarının katılacağı bir zirvenin İstanbul gibi bir metropolün göbeğinde yapılması bu bakımdan da bir zırvalık örneği sayılabilir.
Pekiyi, bugün hemen hepsi demokrasiyle yönetilen ülkelerin liderleri neden böylesine yoğun güvenlik önlemleri altında toplanabiliyor? Soğuk Savaş döneminde bile daha rahat koşullarda bir araya gelebilen bu liderlerin bugün neden böylesine korunmaları gerekiyor? Neden dünyanın dört bir yanından ve bu liderlerin kendi ülkelerinden yüzlerce, binlerce insan bu tür zirvelerin yapılacağı yerlere akın edip protesto gösterileri düzenlemek gereğini duyuyor? Süregelen bir "çocukluk hastalığı"nın belirtisi mi bu, yoksa siyasetçilere karşı giderek yaygınlaşan bir tepkiyi mi açığa vuruyor bu eylemciler?
Demokrasi krizi
Avrupa Parlamentosu için yapılan son seçimlerde, demokrasinin beşiği olan Avrupa ülkelerinin yanı sıra, demokrasiye yeni kavuşmuş olan Avrupa ülkelerinde de seçimlere katılma oranları genelde çok düşük kaldı. Hemen her ülkede iktidardaki partiye ve Avrupa Birliği'ne karşı tepki oyları öne çıktı. Siyasetçiler, yeni bir anayasa ile Avrupa Birliği'ni güçlendirmeye çalışırken seçmen kitlesi, kapalı kapılar ardında, kendisine danışılmadan bir şeyler çevrildiğini düşünüyor ve buna tepki gösteriyor. Küreselleşmeye karşı oluşan tepkilerin de katkısıyla, hemen tüm demokratik ülkelerde seçmenle siyasetçi arasındaki bağın zayıflamasından kaynaklanan bir temsil sorunu yaşanıyor.
Öte yandan dünyaya ve özellikle Ortadoğu'ya demokrasi götürme iddiasındaki ABD'nin "terörle savaş" gerekçesiyle demokrasinin temel değerlerini çiğnemekten, insan haklarını askıya almaktan çekinmediği, işkenceyi yöntem olarak kullandığı görülüyor ve bunlar da demokrasi krizine katkıda bulunuyor.
Bu durumu yaratan liderleri bir araya getiren zirveye neden zırva dediğimi bilmem anlatabildim mi? NATO Zirvesi'nde önemli kararlar alınsa bile neye yarayacak acaba?
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|