Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Haziran 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ekonominin külkedisi masalı: işportacılar

'Bir zamanlar işportacıydı' diye başlar birçok başarı öyküsü. Bugün, işletmeleri belli büyüklüğe ulaşmış, hatta marka yaratmış pek çok girişimcinin mazisinde işportacılık var. Yani pek çok 'külkedisi' masalı yarattı işporta. Ancak bu masalın da sonu geldi. Bir araştırmaya göre işportacıların 'en tepeye' tırmanma hayali artık yok. Ama kendilerine sağladıkları 'vergi muafiyeti' nedeniyle durumları sanıldığı kadar da kötü değil

ŞAZİYE KARLIKLI

Yerel seçimler öncesi 'Herkese iş, herkese aş' afişinin Eminönü meydanında sallandırılması aslında boşuna değildi... Bu afiş en çok da aş ve iş arayanların meydanına yaraşırdı. Aslında ne aş ne de iş verileceği vardı... Bunu afişi okuyan da biliyordu, yazan da... Söz konusu olan toplumsal bir ikiyüzlülüğün 'ekonomideki' ifadesiydi, o kadar... Ekonomi biliminde 'iki yüzlülük' diye bir kavram yok ama iş Türkiye'ye gelince değişiyor...
Bu toplum 'Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır' sözünü kabartma harflerle yazıyor, kabara kabara okuyor. Yani IMF'li Moghadam ya da Batılı başka bir 'adam' bu yazıyı tercüme ettirse, gözleri yaşarır, 'vay be!' der her halde. Ama o 'adamlar' bilmez, biz biliriz aslında 'vergi ödemeyi' sevmediğimizi.
Vergi üstüne güzel bir laf söylemek gerekirse, kimselere bırakmaz, bu lafı da biz ederiz. Çünkü; bizim iki yüzümüz var!
'Kayıt dışı ekonomiyle savaş' diye en havalısından cepheler açarız. Yüzyıllardır yüzlerce 'cenk'ten muzaffer çıkan bir ırkın ahfadı olarak bizler, çok geçmez öğreniriz, kayıtdışı cengaverlerinin kayıtdışı işlerini. Yani savaşa en başından 'beyaz bayrak'la girdiğimizi, 'savaşır gibi' yapıldığını biliriz. Çünkü; bizim iki yüzümüz vardır!

İşportada bölgesel egemenlik
Bizde namuslu, 'iyi aile babası'nın tanımı 'limon satıp, çoluğunu çocuğunu geçindiriyor'dur. Ya vergisi?.. Kulağa şaka gibi geliyor, değil mi...
Bayılırız işportacılıktan gelip büyük şirket sahibi olanların öykülerine. Örnekleri o kadar çoktur ki...
İtiraf etmek gerek. İşportacılık bu ülke ekonomisinin 'külkedisi' masalıdır. Ama yine itiraf etmek gerekir ki işportacılık bu ülkenin vergi dışı ekonomisinin toplumca hoş görülen, ama iş lafa gelince en çok şikayet edilen bir iş koludur. İş ciddiye binince 'bırakın zavallı işportacıları, babalarla uğraşın diye' tuhaf bir vicdan hesabıdır. Balığın baştan mı, yoksa kıçtan mı koktuğu konusunda bir türlü uzlaşamamaktır... Ekonomimiz kayıt dışı olduğu için mi yoksuluz ya da yoksul olduğumuz için mi kayıt dışıyız sorusudur aslonan. Sorularımız da iki tanedir, yüzümüz de...
Aş ve iş arayanların dolayısıyla işportacıların mekanı olan Eminönü Belediyesi, konuya bir kez daha 'parmak basmak' için akademik bir araştırma yaptırdı. Doç. Dr. Tekin Akgeyik, Yard. Doç. Dr. Arif Yavuz, Yard. Doç. Dr. Halis Yunus Ersöz, Dr. Süleyman Özdemir ve Araştırma Görevlisi Hasan Şenocak el ele verdiler ve 'İstanbul'da Enformel Sektör İşportacılar' başlıklı bir araştırma yayınladılar.
İşportacılıkla yoksulluk arasındaki bağı, araştırma bir kez daha ortaya koyuyor. Bu anlamda araştırmadan öğreneceğimiz yeni bir şey yok. 'Memleketlerinde iş bulamayıp, yoksullaşanların' iş kolu işportacılık. Öğrendiğimiz yeni şey şu ki: İstanbul işportacılarının ağırlığını Malatyalılar oluşturuyor. Ankete katılan işportacılar ülkenin 46 ayrı şehrine dağılmışlar. Ama ezici ağırlık (yüzde 17.2) Malatya doğumlularda. Onları yüzde 7'ile İstanbul doğumlular izliyor. Arkadan yüzde 6.67 ile Kayseri, yüzde 5.56 ile de Adıyaman geliyor. Van, Ardahan, Iğdır, Osmaniye gibi illerden gelenlerin oranları ise yüzde 1'i bile bulmuyor. Şöyle bir baktığınızda listedeki illerin 'az gelişmiş' illerden oluştuğu görülüyor. Ama oranlara baktığınızda 'en çok işportacıyı en yoksul il çıkartır' diyemiyorsunuz. Ortaya bazı sorular çıkıyor.
a) Iğdır'ın yoksulu Malatya'nın yoksulundan zengindir,
b) Iğdırlılar açık havada çalışmayı sevmez,
c) Iğdırlı'nın gücü, İstanbul'da Malatyalı'ya yetmez
Bildiniz! Doğru cevap 'c'. Araştırmacılar diyor ki: 'Eminönü bölgesinde işportacılık yapılabilecek alanların önemli bir kısmının belli bir bölge veya grup kontrolünde olduğu ve bu etkin kişilerin izni olmadan buralarda işportacılık yapamayacakları bilinmektedir.'
Akademisyenler, 'kibar' bir açıklama getirmişler. Eminönü Emniyet Müdürlüğü'nde çalışan polislere bir sorun bakalım. Elinizde bir tablayla Yeni Camii'nin önüne gidip satış yaparsanız ne olur? Tahmin serbest. İşportacılık masum değildir. 'Gücün güce yettiği' bir işkoludur.
Yine araştırmadan öğreniyoruz ki; 'Gıda sektöründe Malatya kökenliler daha etkiliyken, elektronik sektöründe İstanbul orijinlilerle Kayseri orijinliler büyük ağırlık taşıyor.' Bu uzmanlaşmaya dönük soru çok da, cevapları bende de araştırmada da yok. Yani tahmin yine serbest.

İşportacıya kız verilir
Araştırmadan anlıyoruz ki (aslında sokağa çıkıp bakmak da yeterdi) işportacılık erkek egemen bir sektör. Kadınların oranı sadece yüzde 1.67. İşportacıların yüzde 43.33'ü 25 - 34 yaş grubundan. 35 - 44 yaş grubunda olanların oranı yüzde 23.89. Bu oran yaş ilerledikçe düşüyor. 45 - 54 yaş grubunda yüzde 11.11'e inerken, 55 yaş üstünde ise 0.56 oranıyla dibe vuruyor.
Yaş grubu araştırması işportacılara ilişkin genel geçer bilgilerimizin yanlışlığını ortaya koyuyor. Araştırmacılar diyor ki: 'İşportacıların yaklaşık yüzde 67.22'si, yani her üç işportacıdan ikisi 25 - 44 yaş grubu arasındadır. Bu, işportacılığın geçici olarak gençler ve yaşlılar (özellikle emekliler) tarafından yapılan bir iş olmadığını teyit etmektedir. Nitekim düzenli bir işe geçme yaşı olan 20'ler civarındaki ve emeklilik yaş grubu olarak kabul edilen 55'li yaşlardaki kişilerin toplam işportacılar içindeki oranı daha düşüktür.'
Araştırma işportacıların yüzde 66'sından fazlasının evli olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar bu oranı "işportacıların üçte ikisinin evli olduğu ve dolayısıyla bir aile geçindirdiği söylenebilir ki, bu da işportacılığın giderek toplum nazarında kabul gören mesleki bir statü haline dönüştüğünü göstermektedir" diye yorumluyorlar.

Doğru bildiğimiz yanlışlar
Araştırma, doğru bildiğimiz yanlışları da düzeltiyor. Örneğin 'Üniversite bitirenler iş bulamaz, işportacı olur' önyargısını paranoyaya çevirmemek lazım. Evet, üniversite mezunları arasında da işportacılık yapanlar var ama onlar yüzde 35'i oluşturan ilkokul mezunlarının yanında sadece yüzde 2.78 gibi bir oranla azınlıktalar. Ama düz lise bitirenler için durum vahim. Yüzde 28'le ilkokul mezunlarını takip ediyorlar. Meslek liselilerin oranı ise yüzde 1'le üniversitelilerin bile altında.
Bir meslekte uzmanlaşmanın işe yaradığı çok açık. Araştırmaya katılan işportacıların önemli bir bölümü ayda ortalama 200 - 350 milyon lira kazandıklarını beyan etmişler. Ama bu yanıtla araştırmacıları ikna edememişler.
Araştırmacıların yorumu şöyle: 'Herhangi bir vergi ve kirası olmayan işportacıların çoğunluğunun 350 milyon liradan daha az bir gelire sahip olduğunu belirtmesi şüpheyle karşılanması gereken bir durumdur. Çünkü işportacıların önemli bir kısmının, reel sektörde karşılaştığı düşük ücret politikası nedeniyle sosyal olanaklardan yoksun seyyar satılıcılığı seçtiği gözlenmektedir. Eğer burada da düşük bir gelir düzeyine sahipseler, işportacılık yapmanın gerçekçi bir nedeni kalmamış olmaktadır. Gelir düzeyini belirtmemenin diğer bir nedeni de, işportacıların kayıtlı sisteme alınacakları ve yüksek vergiler ödeyecekleri korkusu olabilir.'

Yüzde 40'ının kendi evi var
Araştırmacıların bu kuşkularını işportacıların ev sahipliği oranlarının yüksekliği de doğruluyor. İşportacılarda ev sahipliği yüzde 40 oranıyla oldukça yüksek. Kirada oturanlar da görece yaşam koşulları daha iyi olan apartmanları tercih ediyor. Gecekonduya kira ödeyenlerin oranı ise epeyce düşük.
Sahip oldukları ev eşyaları bakımından incelendiklerinde ise 'durumlarının tahmin edildiğinden iyi' olduğu gözleniyor. Televizyon sahiplik oranı yüzde 95, buzdolabı yüzde 89, çamaşır makinesi yüzde 70'lere çıkıyor. Binek aracı sahipliği de yüzde 11'lik oranla azımsanmayacak bir düzeyde.
Araştırmanın bir başka önemli sonucu da 'Külkedisi Masalı'nın sonunun gelmekte olduğu. Çünkü işportacılar gelecekten umutsuz. Yani içlerinde ileride 'köşeyi dönmeyi' umanlar çok az. Anlaşılan gelecekte yazılacak başarı öykülerinde 'bir zamanlar işportacılık yapardı' diyemeyeceğiz.

BUSINESS
 Cinsellik ve pis şakalar 'out', duygusallık 'ın'
 Editörden
 Büyük kafalı lila ineğin sütüyle üretti, pozuyla reklam yaptı
 Maraton yolunun taşı da ustası da Türkiye'den gidiyor
 Fabrika yerliden üretim yabancıdan
 Türkiye, yurtdışına kaçırılan 17 hazinenin izini sürüyor
 Kleopatra'nın aşk iksiri Hipokratın ilacıydı
 Yolsuzluk yapanları affetmek toplumda etik değerleri sarsıyor
 Aksoy: ABD'deki bankamın 5 milyon doları batık
 Enflasyon muhasebesinde sürpriz var...
 TEBA'nın 'teknesiz kaptanı' hanım köyde tempo tutturdu
 Enflasyonda '1970'lere mi dönülüyor' korkusu
 İngiltere ekonomide de gol yedi
 Yemek zirvesi
 Schwarzenegger, tasarruf için kedi ve köpeklerin peşinde
 7 milyar renkli 5'inci kuşak plazma tv
 Deniz dibinde yogayla anne karnı ortamı




© 2004 Milliyet