|
 |
|
|
Bu işte bir yanlışlık var
Satır Arası / Deniz Sipahi
Futbol artık hayatımızın bir parçası... Bu sektörde milyarlarca dolar dönüyor ve futbola olan ilgi azalacağına giderek artıyor. Eskiden çocuklar futbolcu olmak isteyince ailelerde bir kıyamet kopardı; futbolcu olmakla işsiz olmak eş değer tutulurdu.
Şimdi ise anne babalar çocuklarını çok erken yaşta kurslara yazdırabilmek, kulüplerin altyapılarında yer bulabilmek için adeta yarışıyorlar.
Türkiye gariplikler ülkesi...
Gerçek sanatçılar evsiz, kimsesiz, parasız, pulsuz ve yalnız bir yerlere atılırken; sözde pop starlar paraya para demiyor. Böyle olunca da; yarışmalara katılabilmek için uzun kuyruklar oluşuyor, bazı gençler bunu hayatlarının fırsatı olarak görüyorlar.
Futbolda da benzer bir durum sözkonusu.
Asgari ücretin 300 milyonlarda olduğu, on milyon küsur kişinin açlık sınırının altında yaşadığı bir ülkede öyle transfer rakamları piyasada dolaşıyor ki şaşmamak mümkün değil. Sözde pop starlar gibi kendini futbolun starları sayanlar kapıyı 1 milyon dolardan açıyor. Kaprisler, rest çekmeler, sözleşme krizleri, büyük büyük laflar...
* * *
Bütün bu gelişmelerden medyanın da suçu yok değil elbette. Yine de kendilerine mikrofon uzatılan bu değerli arkadaşlarımız, pardon bu futbol starlarımız iki kelimeyi bir araya getiremediklerinin farkındalar mı? Milyon dolarlık sözleşmeleri imzaladıktan sonra Laila'ya değil; söyleyemedikleri o iki kelimenin yanına üçüncü kelimeyi ekleyebilecekleri bir yere gitmeyi düşünmezler mi?
Kabul etmek lazım ki; sporun her dalı bir performans ve strateji işi...
Yani yetenek bir yere kadar çağdaş dünya sporunda ise esas olan takım oyunu oynayabilmek. O yüzden Türkiye'de başarılar günlük ve hiç beklenmedik bir anda geliyor.
Bana göre son Dünya Şampiyonası'nda milli takımımızın aldığı üçüncülük unvanı da tamamen tesadüfiydi. Bunları küçümsemek adına değil, istikrarı ve ekip ruhu oluşturmayı bir türlü başaramadığımız için söylüyorum.
* * *
Uzun lafın kısası şu... Kendisine mikrofon uzatılıp karizmayı yerle bir eden, bir anda kekeme kesilen; milyon dolar üzerine bir milyon dolar daha isteyen bu futbol starları tatil yaptıkları yerlerde lütfen kafalarını bir kaldırsın da; devam eden Avrupa Şampiyonası'dan kendilerine dersler çıkarsınlar.
Zidane'ın Fransa elenirken ve geriye iki dakika kalmışken; rakip takımın oyuncusunun sakatlığı nedeniyle topu taça atmasını...
Çek Cumhuriyeti futbolcularının sanki sahaya değil dünyanın en büyük holdiginin yönetim kuruluna girermiş gibi maça hazırlanmalarını...
Seri A gibi dünyanın en pahalı ligine sahip İtalyanların kupadan elenmesinden sonra yenilenme, yapılanma, strateji değiştirme, gençlere önem verme gibi bizim pek sevmediğimiz, söylediğimizde de yanlış kullandığımız kavramları duymalarını istiyorum.
* * *
Benim çok sevdiğim bir atasözümüz var; "Balık baştan kokar" diye...
Böyle liglere, böyle futbolcu profiline işte böyle futbol federasyonu... Genel Kurul geçtiğimiz cumartesi yapılacaktı ama mahkeme kararıyla Temmuz'un sonuna ertelenmiş oldu. Yeni futbol yasası "İki dönem görev yapanlar, bir daha seçilemezler" hükmü getirmiş ama yasa masa Haluk Ulusoy'un umurunda değil.
Hükümet olanlara seyirci, kulüp başkanları sessiz... Burası Muz Cumhuriyeti mi, Türkiye Cumhuriyeti mi?
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|