|
 |
|
|
NATO doruğunun eğlenceli yanları...
Gerçeklerle, dışardan bakıldığı zaman görülenler arasında daima büyük farklılıklar vardır. Hele bu olay, NATO gibi bir doruk toplantısı ise, fark daha da artar.
Sizler dışardan baktığınız zaman, eminim NATO doruğunu son derece ciddi, hatta dramatik bir toplantı gibi görürsünüz. Koca koca Devlet ve hükümet başkanlarının müthiş pazarlıklar yaptıklarını, büyük kararların alındığını sanabilirsiniz.
Oysa, gerçekler bambaşkadır.
Herşeyin başında, özellikle bu tip toplantıların her satırının daha önceden hazırlanması gelir.
Herşey bilinir.
Hangi Başkan veya Başbakanın ne zaman salona geleceği, kimlerle el sıkışacağı ve nasıl bir konuşma yapacağı bellidir.
Hiçbir şey süprize bırakılmaz. Uluslararası toplantılara katılan liderlerin en sevmedikleri şey, beklenmedik gelişmelerdir. Bundan dolayı da senaryoların dışına çıkılmaz. Toplantı sonunda yayınlanan ortak bildiri dahi hazırlanır.
Bu tip toplantılar birer show'dur.
Kimi okul müsameresine benzer, kimi daha iyi düzenlenir ve etkili olur.
Bizlerde (medya) perde arkasındaki bu oyunu bilmemize rağmen, senaryo'da bize verilen rolü eksiksiz oynarız. Olayın dramatiğine dikkat eder, ona göre cümleler kurar, sloganlar üretiriz. Vurucu yazılar, işin dramını yansıtan manşetler, TV programları yaparız.
Siyasi liderler içinde, bizim için de önemli olan toplantı salonunda bulunabilmektir. Orada görünmek, söylenen veya yapılandan daha önemlidir. Yani müsamerenin bir parçası olmak, herşeyin başında gelir.
ASIL İŞ İKİLİ GÖRÜŞMELERDE ÇIKAR
Gerçek pazarlıklar, kapalı kapılar ardında yapılan ikili görüşmelerde gerçekleşir.
Daha önceden randevular alınmıştır. Örneğin, NATO doruğunda konuşmalar sürerken, iki ülke liderinin arkasında duran danışmanları işaretleşir, ardından liderlerinin kulağına eğilirler ve bir bakarsınız ikisi birden salonu terkederler. İşte o zaman herkes, yeni bir ikili görüşmenin başlayacağını anlar.
Bazı toplantılarda öylesine bir 2'li görüşme trafiği yaşanır ki, asıl oturumlar bile unutulur. Daha doğrusu iş tümüyle dışişleri bürokrasisine bırakılır.
TOPLANTILARIN EĞLENCESİ DE VARDIR
Sizin dışardan son derece ciddi gibi gördüğünüz bu toplantıların çok eğlenceli yanları da vardır.
Bu eğlenceyi, Devlet veya hükümet başkanları paylaşmayabilirler, ancak tepedekilerin bir altından itibarenki kadroların keyfine doyum olmaz.
Özellikle akşamüstü toplantıların resmi bölümü kapandıktan sonra, vur patlasın çal oynasın bölümü başlar. Bunu da en iyi gazeteciler becerir.
Her doruğun bir hikayesi vardır. Bir sloganı, öne çıkan bir politikası ve mutlaka kulislerde yayılan aşkları vardır.
Anlayacağınız, dışardan görülenle gerçekte olup bitenler birbirinden çok farklıdır.(!)
YUNANLI KUPA'YI ALMALI...
Yunanistanın Avrupa kupasında çeyrek finale kalması bu ülkede son derece ilginç bir alkışla karşılandı.
İlişkilerin nereden nereye gittiğini gösteren son derece önemli bir gelişme.
Türk kamuoyu, Yunanistanı artık bir düşman gibi görmüyor. Tam aksine, yakın bir arkadaşı olarak niteliyor.
Bende aynı görüşteyim.
Kupa'nın, Kopenhag, Paris veya Londra'ya gideceğine, Atina'ya gitmesini, Ege'nin sıcak sularında kalmasını tercih ederim.
Bu arada kıssadan hisse...
Demek ki devlerle mücadele edilirken, maç kazanmak için Figo veya Zidane gibi yıldızlara sahip olmak şart değilmiş, iyi oyun, iyi yönetim ve yüksek kondisyon yetermiş.
Ne yazık ki Türkiye, bu Avrupa kupasını kaçırdı.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|
|

|