
|
|
|
 |
|
|
Kültürünü ceketin üstüne değil, astarına işliyor
Türkiye'deki ilk kişisel defilesine hazırlanan Arzu Kaprol: "Benim giysilerim uluslararasıdır. Türk olduğumu ilk bakışta kimse anlamaz. Kültürüm ancak ceketin içindeki Galata Kulesi işlemesiyle ortaya çıkar"
GÖKÇE ACAR
Yedi aylık hamile olan Arzu Kaprol'un ağustos ayında ikiz oğulları olacak. Buna rağmen röportaja gittiğimizde en ufak bir yorgunluk belirtisi göremedik yüzünde. Oradan oraya koşturuyor ve gayet neşeli görünüyordu.
Ünlü modacılarımızdan biri olan Kaprol, ilk kişisel defilesini 13 Temmuz'da Dolmabahçe Kültür Merkezi'nde yapacak. Kaprol'un 2004-2005 kış sezonu giysilerinin tanıtılacağı bu defilenin tüm geliri İstanbul Çocukları Vakfı'na gidiyor. "Inside İstanbul" isimli koleksiyoknun özelliği fark yaratan özelliklerin giysilerin hemen görülemeyen bölümlerinde saklı olması. Ceketin içine işlenmiş tuğra deseni gibi.
Bu kadar ünlü bir modacısınız. İstanbul'da bir defile için neden bu kadar beklediniz?
Şanım artsın diye defile yapmak bana manasız geliyor. Defile yapılıyorsa bunun arkasında gerçekçi sebepler olması gerekir çünkü inanılmaz para harcanıyor. Şimdi yapıyorum çünkü talep geldi. Ayrıca yurtdışından bu defile sebebiyle birçok basın mensubu gelecek. İstiyorum ki İstanbul'a gelsinler, burayı da görsünler. Tabii bir de "Ailem Olsun" projesi var. Defilenin tüm geliri İstanbul Çocukları Vakfı'na verilecek.
Gelirin bağışlanmasına nasıl karar verdiniz?
Zaten defilelerimin mutlaka sosyal bir misyonunun olması gerekir. "Ailem Olsun" projesinde çalışıyordum. Bu, Türkiye'deki sokak çocuklarına yardım eden bütün vakıflara kaynak yaratan bir organizasyon.
Dünyada birçok modacı defilesinin gelirini sosyal yardım kuruluşlarına bağışlıyor. Ama bazı modacılar bunun gösteriş amaçlı yapıldığını düşünüyor. Sizce de böyle mi?
Evet, böyle bir şey var. Bunun da bir modası oldu artık diye düşünüyorum. Bence güzel bir hareket. Moda olsa bile iyi bir moda.
Hem hamilelik hem yeni bir koleksiyon hazırlamak yorucu olmadı mı?
Evet, çok yorucu ama farklı bir hayat süremem. Ağacın altında çayımı içerken sakin sakin oturduğumu hayal edemiyorum. Hamilelik öncesi ile şimdiki hayatımın tek farkı artık akşamları kendimi yorgun hissettiğim için dışarı çıkamıyor olmam.
Hamile olmanızın getirdiği duygusal değişiklikler tasarımlarınıza nasıl yansıdı?
Benim açımdan o kadar ciddi bir etkisi olmadı. Tabii daha duygusal olunuyor, daha zor bir insan olup daha fazla kapris yapıyorsun.
"Tarkan'la çalışmak çok son derece eğlenceliydi"
Belkemiği yaratıcılık olan bir işiniz var.
Ya bir gün hiç ilham gelmezse, iyi bir fikir bulamazsanız... Garantisi yok çünkü. Bu sizi korkutmuyor mu?
Her gün bu korkuyla yaşıyorum. Çok depresif bir hayatım var bu açıdan. Çünkü mesela bir koleksiyonumu sunuyorum ve çok beğeniliyor. Bu sizi rahatlatamıyor çünkü bir sonraki koleksiyon daha da başarılı olmak zorunda. Sinir bozucu bir şey. Bir öncekinin aynısı kıyafetler olmamalı ama bir çizgin olduğu için benzer şeyler yapacaksın...
Defileye hangi mankenlerin çıkacağı belli oldu mu?
Tuğçe Kazaz, Cansu Dere, Sema Şimşek, Selin Toktay, Ece Sükan şu an aklıma gelen isimler.
Manken seçimlerinde üzerinde durduğunuz özellikler neydi?
Mankenlerin uluslararası standartta olması çok önemli. Yani kendi kişiliğinden çok kıyafetin kişiliğini yansıtabilen mankenler seçtim.
Defilenin nasıl bir koreografisi olacak?
Açıkçası bunun sürpriz olmasını istiyorum. Ama çok özel ışıklar kullanacağımızı ve sahne arkası görüntülerinin izlenebileceği bir sistem olacağını söyleyebilirim.
Bir zamanlar rock müzik yapan Volvox grubunun üyesiymişsiniz...
Evet. O zamanlar lisedeydim. Hepimiz okul arkadaşıydık, birlikte kurmuştuk bu grubu. Özlem Tekin ben ayrıldıktan sonra geldi. Üç sene klavye çaldım. Bir gençlik heyecanıydı işte. Grup üyeleriyle ilişkimiz hiçbir zaman kopmadı. Şebnem Ferah'la hâlâ görüşüyorum. Sonra üniversiteye girdim ve klasik müzik dinleyen, sakin bir kız haline geldim.
Tarkan'ın giysilerini de siz tasarlıyorsunuz. Onunla çalışmak nasıl?
Tarkan'la bir şeyler yapmak çok eğlenceliydi. Ona giysi hazırlarken göz önünde bulundurduğum nokta haraket kabiliyetini artıracak, sahne performansına uygun giysiler olmasıydı.
"Özel fotoğraf çekimleri İstanbul Boğazı'nda bir saltanat kayığında gerçekleştirildi. Bu kayıkların İstanbul'u renklendirdiğini ve ona çok yakıştığını düşünüyorum. Zaten defilenin konusu da İstanbul."
"Manken olarak Deniz Akkaya'yı kullandık. Ortak bir arkadaşım vasıtasıyla rica etmiştim. Hem bu defile yurtdışında Türkiye için büyük bir tanıtım olacağından hem de geliri sokak çocuklarına bağışlanacağından bu projenin bir parçası olmayı o da zaten istiyormuş. Giysileri de çok beğendi."
"Tasarımlarımı modaya aykırı yaklaşımı olanlar tercih eder"
Bu koleksiyonunuzun öncekilerden farkı ne?
Her koleksiyonda farklı kıyafetler var tabii ama çıkış noktası aynı. Kıyafetlerimde dikkat ettiğim nokta, dışarıdan bakıldığında uluslararası bir standartta olması. Çünkü yerel kültürler diyoruz, kimse şalvarla dolaşmıyor dışarıda. İlk anda sadece giysime bakarak Türk olduğumu çıkartamazlar. Yani dışarıdan uluslararası standartlara uygun bir görüntü verir benim koleksiyonum. Kültürüm ancak bir ceketin astarındaki ebru ile, bir Galata Kulesi işlemesi ile ortaya çıkar.
Giysilerde özellikle üzerinde durduğunuz bir şey var mı?
Fosforlu renkleri seviyorum.
Bu aralar takıntım olan yeşili koleksiyonda çok kullandım. Giyside de en çok malzemeye önem verdim. Farklı bir doku, kumaş yaratmak bence gerçek yaratıcılık.
Yeni koleksiyondaki giysileri kimler giyebilir sizce?
Çok belirgin bir hedef kitlesi olmamakla beraber 18-40 yaş arasına uygun. Bir de beni modaya aykırı yaklaşımı olanlar tercih eder. Asıl özelliği astarında gizli olan ceketler gibi aslında gösteremedikleri bir şeye para öderler. Ayrıca ben de yarattığım kombinasyonlara uymayıp kendininkileri yaratan insanlardan hoşlanırım.
Siz alışverişinizi nerelerden yapıyorsunuz?
Genelde kendi giysimi kendim tasarlıyorum zaten. Alışveriş yapmak için dolaşmaktan çok hoşlanan biri değilimdir. Bir şey görüp de beğenirsem alırım. Çok popüler olduğu için genellikle marka almıyorum. Hatta hiç hoşlanmadığım markalar var Louis Vuitton gibi, onlardan hiçbir şey almıyorum.
|
|
|

|
|