|
 |
|
|
Demokrasi ve beklentiler
Notlarım / M.Ali Kasalı
Friedrich A. Von Hayek'in şu sözlerini beğenirim.
"Demokrasi kavramı yüksek bir değer ve aynı zamanda bir zenginliktir. Demokrasi, zorbalık ve zulüm karşısında belli bir koruma sağlamaz, sadece bir ümit verir. Bununla birlikte demokrasi çoğunluğun sesidir ve çok önemli bir değerdir."
NATO Zirveleri'nin yapılacağı şehirler genellikle yoğun protesto gösteriyle karşı karşıya kalır. Bu büyük organizasyona benzer Davos, G8 toplantılarında küreselleşme aleyhtarlarının birbirinden ilginç tepkilerine sahne olur. İstanbul'da da aynı görüntüler yaşandı; zirveyi engellemek için binlerce insan sokaklara döküldü, sloganlar atıldı, pankartlar açıldı.
Hafta sonunda gazetelerde eylemlerle ilgili halkı uyaran, bilgilendiren yazılar vardı.
Haberler beni alıp geçmişe, ODTÜ'lü yıllarıma götürdü. 68 kuşağının belki de hiçbir dönemine benzemeyen ateşli, hararetli, heyecanlı yaklaşımları gözümün önüne geliyor. Sol - sağ çatışmaları, fikir uyuşmazlıkları; giderek şiddetin artacağını gösteren bir takım adımlar halkın kaygılarını daha da artırıyor. Toplumun sosyal olaylar karşısındaki duyarlılıkları artmış, gerginlik yükseliyor.
ODTÜ'de bu sözünü ettiğim ortam ise fazlasıyla mevcut. O günlerin gündemi aklıma geliyor, bir de bugünlere bakıyorum. ODTÜ'lü öğrenciler için içinden çıkılması zor hatta imkansız gibi gözüken sorunlardan bugün sözedilmiyor bile. Bizi heyecanlandıran konuşmaları, tartışmaları bugün sadece tarih kitapları yazıyor. Duygular, endişeler, sorular, cevaplar değişmiş, bambaşka bir dünya karşımıza çıkmış.
İstanbul'da yapılan NATO nihai bildirgesinde de terörizmin önemli bir tehdit olduğu vurgulanmış. Terörizm ile kitle imha silahları ve bunların fırlatma sistemlerinin yayılmasının yeni dönemin en önemli tehditleri arasında olduğu belirtilmiş. Bir başka deyişle, terörizm insanlığı belki de ilk defa birarada olmaya itiyor. Ben yine Friedrich A. Von Hayek'in sözlerine döneceğim. Yani demokrasinin zorbalık ve zulüm değil; ümit veriyor olmasına.
Eğer sokaklar geleceğin, beklentilerin, isteklerin, ideallerin ümitlerini sergiliyor ve demokrasi bu uğurda işlevini görüyorsa herşey yolunda gidiyordur. Yok tersiyse işte o zaman toplumun bilge kişileri devreye girmeli, sokaktaki insanları demokrasinin sınırları içine sokabilmelidir.
Buradan gelmek istediğim nokta şudur. Geçmişe dalıp o eski günleri hatırladığımda, ne bizler geleceğin dünyasının hayallerini tam anlamıyla kurmuşuz, ne de devletler yazdıkları senaryolara uygun davranmışlar. Sözün özü bana göre şöyle.
Dikkat ederseniz sokakları dolduranlar da, NATO sonuç bildirgesini şekillendirenler de, aslında aynı düşmana savaş açmışlar. Teröre... Bu yeni bela dünyanın geleceğini de değiştirecek. Geçmişte insanlar kafalarını biraz kaldırıp o günün gündeminden biraz çıkabilselerdi, bugün bambaşka bir dünyada yaşayacaktık. Eminim, yarın da aynı şeyleri düşünüp, söyleyeceğiz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|