Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 30 Haziran 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yanal'ın işi zor


Milli Takım Teknik Direktörü Ersun Yanal , Avrupa Şampiyonası'nı yoğun bir dikkatle izliyor. Özellikle 2006 Dünya Kupası'ndaki rakiplerimiz Danimarka ve Yunanistan ile ilgili - onların bile çıkaramadığı - istatistiklerle büyük dosyalar hazırladığını biliyoruz.
Yedi takımlı eleme grubunda Danimarka, Yunanistan ve Shevchenko 'nun Ukrayna'sı ile Türkiye'nin inanılmaz zor bir futbol macerasına tanık olacağız.
Milli Takım kura çekiminde seribaşıydı. Hocamıza da, futbolcu zenginliğimize de güveniyoruz.
Ama medya ve bazı futbol otoritelerinin eleme grubunun en dişli takımı olarak Türkiye'yi gösterip, rakipleri hafife alan ciddiyetsiz tutumu beni endişelendiriyor. Böylesine gözü kapalı "biz onlardan iyiyiz, eler geçeriz" gafleti, bize yeni hayal kırıklıkları yaşatabilir.
Yanal'ı ve futbolcularını desteklerken karşımızdaki gerçekleri de iyi görmeli, duyguyu bırakıp aklımızı rehber seçmeliyiz.

Yorgun yıldızlar

Avrupa Futbol Şampiyonası Euro 2004, çoğuna göre sürpriz sayılabilecek gelişmelerle yarı final aşamasına geldi.
Futbolun acımasız adaleti futbolun devlerine de acımadı.
İspanya, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya, küçük ülke Portekiz'e sığamayıp dışarıda kaldılar.
Yunanistan'ın Otto Rehhagel ile yarattığı büyük sıçramayı saygı ile gözleyelim. O sıçramadan çıkaracağımız büyük ibret dersleri var. Hollanda Dünya'nın en çok golcü üreten ülkelerinden biri olmasına rağmen Dick Advocaat 'ın yanlış tercihleri, yanlış seçimi ve özellikle Roben konusundaki geç uyanışı ve Nistelrooy 'u ille de tek santrfor oynatmasına rağmen kör topal yarı finalde...
Ev sahibi Portekiz, Scolari 'nin İngiltere karşısında her türlü riski göze alarak Figo 'yu oyundan çıkarması, oyuna soktuğu üç yeni adamın ikisiyle golleri bulması ve çok tartışılan kaleci Ricardo 'nun penaltı kahramanlığıyla Portekiz'i ev sahibi ülke avantajlarıyla birlikte yarı finale taşıdı. Riskleri göze alanın kahramanlığına şapka çıkaralım.
Ama en büyük kahraman savunmasındaki deliklere, gediklere rağmen futbolu bir bütün olarak en iyi biçimde oynatan, üst üste onuncu maçını da kazanıp şampiyonluğa göz diken Çek Cumhuriyeti'nin patronu Karel Brückner 'dir.
Şimdi dünya, Avrupa'daki bu oldu bittilere bakıp futboldaki tepetakla durumunu analiz etmeye, yorumlamaya çalışıyor.
Biz de bir ucundan bakalım: Özellikle İspanya, İngiltere ve Fransa'nın elenişi sanırım kadrosundaki yorgun yıldızların çokluğuna bağlanmalı.
Real Madrid hayal kırıklığı ile dolu bir sezon yaşadı. İngiliz Beckham , İspanyol Raul , Fransız Zidane , Portekizli Figo Real'in yorgun ve kaybetmiş psikolojisiyle hiç dinlenme ve kendilerini yenileme fırsatı bulamadan Euro 2004'e geldiler. Fransız Milli Takımı'nın gözbebeği Zidane 'ın bu mental yorgunluğunun yanında Arsenalli Thiery Henry ve Robert Pires 'in de İngiltere Premier Ligi'nde şampiyonlukla taçlanan gönülden doymuşluğu vardı. Fransa bu yorgun, yılgın ve doymuş adamlarla Portekiz sahalarına başarı için gerekli taze heves ve enerjiyi taşıyamadı. Tıpkı İngiltere'de Beckham ve arkadaşlarının başına gelen psikoloji gibi.
Yorgun yıldızlar milli takımlarına artık fazla birşey veremiyor. Onların futbol oynama enerjilerini ve heveslerini bu bıkkın yoğunluktan kurtarmak da Avrupa'da kolay değil. Çünkü Avrupa'nın dünyaya örnek olmuş çok yoğun bir kulüp müsabaka organizasyonu var.
Johansson, Şenes Erzik ve UEFA'nın öteki düşünen - karar veren üst düzey yöneticileri, şimdi yeni bir yol ayrımında.
Ya büyük ulusal takımların Euro 2004'te örneklendiği gibi erkenden çekilip gitmesine razı olacaklar, onların gidişiyle birlikte yıldızlar da ekranlardan çekileceği için reytingler, izlenme oranları ve futbolun pazarlanma şansı düşecek, sponsor gelirleri azalacak...
Ya da küçük ve iddiasız ülkelerin de gelişmesine hak ettikleri sportif saygıyı da gösterip ilk turlarda elenme kazalarını azaltacak yeni bir format deneyecekler.
Örneğin altışar takımlı üç gruptan 18 finalist ülke denemesi. Sonra o gruplardan çıkacak dörder takımı üçer üçer eşleyerek ikinci tur organizasyonu. Daha çok maç, daha az kaza. Bunun dışında dürüst ve sportif ilkeleri zedelemeyecek çareler de bulunabilir. Kesin olan şu ki, bu sürprizlerle dolu Avrupa Şampiyonası böyle devam edemez. UEFA bugünkü şablonda ısrar ederse devler gider, ilgi azalır, futbol da çöker!

Ralli kündeye geldi

Davetiyesini aldığımda gerçekten çok heyecanlandım. Dünya Ralli Şampiyonası yeniden Türkiye'ye direksiyon kırıyordu. Antalya'da hem de yılın en iyi mevsiminde rallicilerin arayıp da bulamadığı taşlı topraklı zor etaplarla dolu mücadele, hem ülkemizin tanıtımı, hem de uluslararası takvimde yer almamız bakımından sevindiriciydi.
Pilotların birbirleriyle ve doğayla yaptığı inanılmaz mücadeleden çok etkilendim.
Ne var ki, bu onur veren güzel organizasyon kamu katında hak ettiği itibarı görmedi.
Rahmetli Özal 'dan beri siyasetçiler ve devlet bürokrasisi Kırkpınar'a gereğinden fazla, abartılı bir ilgi gösterisini sürdürüyor. Bu ilgiden elbette şikayetçi değilim. Ama bazen ölçüyü kaçırıyorlar. İşte son Kırkpınar'da Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin , Edirneli Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal , DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar tekmil oradaydı. Onlar orada olunca sevgili meslektaşım Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay ve üst düzey spor bürokrasisi de orada konuşlandı.
Ve Antalya, Kırkpınar sayesinde maalesef öksüz kaldı.
Yani rallicilerin kündeye gelişini asla onaylamıyorum. Kırkpınar geleneğimizle övünelim. Yağlı güreşi hiçbir zaman terk etmeyelim. Ne var ki devlet, kamusal organizasyonuyla hem Kırkpınar'ı kucaklayabilir, hem de Antalya'daki rallide Dünya pilotlarına elini uzatabilirdi. Maalesef yine kendi içimize dönüp, Türk'ün Türk'e propagandasını sürdürdük. Turizm Bakanı Erkan Mumcu bile Antalya'da değil, Kırkpınar'daydı.
Bir yerde abarttık, bir başkasında namevcut kaldık.
Hiç de hoş olmadı!

agokce@milliyet.com.tr





SPOR
Bosque'nin Boğa sevdası
Dirseği attı, bavulu topladı
Aslan'da, Gallardo şoku
EURO 2004 NOTLARI
Kartal nefes açtı
Yeni rota Ayman
Serena'dan güç gösterisi
Kulüplerden ültimatom
Böyle nineye böyle torun!
Haber turu...
Lizbon'da komşi sohbeti
Yanal'ın işi zor
At yarışları
Darüşşafaka da ULEB Cup'ta
Memo'ya büyük onur
Eczacı - Işıl omuz omuza





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Lizbon'da komşi sohbeti
Rua Augusta, Lizbon'un denize yakın ünlü meyd...
Atilla GÖKÇE
Yanal'ın işi zor
Milli Takım Teknik Direktörü Ersun Yanal , Av...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2004 Milliyet