Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 30 Haziran 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Sezer'i öpüp, başınla tempo tutarsın!


Genelde izlediğim TV kanallarının hemen tümü, önceki akşam Topkapı Sarayı'ndan canlı yayındaydı ve karşıma hep aynı görüntü çıkıyordu:
NATO ülkelerinin devlet ya da hükümet başkanları, Lirik Tarih gösterisini izliyorlar. Müziğin ritmi bir yöreden diğerine sürekli değiştiği halde, TV kameralarının "ritmi" neredeyse sabit! İngiliz, Alman, İtalyan başbakanlarını rüzgar gibi geçip ABD Başkanı George W. Bush'ta karar kılıyorlar. Çünkü diğer tüm liderler hareketsiz gösteriyi izlerken sadece Başkan Bush, köçekçeden Mozart'ın Türk Marşı'na varan geniş yelpazede, çalınan müziğin ritmine uygun olarak başını sürekli yukarıdan aşağı sallayarak tempo tutuyor. Görüntü yetmiyormuş gibi her kanalda fondaki farklı bir ses de, Bush'un başıyla tempo tuttuğunu ısrarla Türk halkının gözüne sokmaya çalışıyor...

Prag'da neden öpmedi?
Birden ABD Başkanı'nın Ankara'ya gelişinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in elini sıktıktan sonra bir hamle yaparak, iki yanağından Türk usulü öpmesini anımsadım. Sedat Ergin'in dün Hürriyet'teki köşesinde okudum. İki yıl önce Prag'daki NATO Zirvesi'nde karşılaştıklarında öpüşmemişler mesela. Bir önceki NATO Zirvesi'nden bugüne ne değişti? Bayram değil, seyran değil Bush Sezer'i neden öpüyor? Üstelik Sezer, karşısındakini sarılıp öpmeye teşvik edecek en ufak bir davranışta bulunacak en son kişi herhalde!
Yoksa Başkan'ın danışmanları, Irak saldırısının ardından dünyada hızla yayılan Amerikan aleyhtarlığının ciddiyetini nihayet fark edip, küçük karşı hamleler mi yaptırıyorlar Bush'a?

"Clinton bir Türk'tür"
Bu sempati gösterileri, pekala ABD Başkanı'nın protokol yetkilileri tarafından önceden belirlenmiş olabilir. Aynı protokol yetkilileri, Bush'un Türkiye'ye gelmeden önce ziyaret ettiği İrlanda'da, İrlandalıların beğenisine uygun ne tür "şirinlikler" hazırladılar acaba?
ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın, deprem felaketi yaşayan İzmit'teki çadırkenti ziyaretinde kucağına aldığı Erkan bebek de sempati senaryosunun bir parçası değil miydi? Nitekim Clinton da, geçen hafta piyasaya çıkan My Life (Hayatım) adlı kitabında Erkan bebeği, bir senaryonun parçası olarak kucağına aldığını bir anlamda doğruluyor: "Çocuk, aynen küçükken kızım Chelsea gibi burnumu tuttu. Fotoğraf, bir gün sonraki Türk gazetelerinin hepsinde vardı. Bir tanesi fotoğrafla birlikte 'O Bir Türk' manşetini attı..."
O bir Türk! Gittiğiniz ülkede bundan âlâ pozitif imaj yaratılabilir mi?

NATO müsameresi!
Öküz altında buzağı mı arıyorum derken, Mehmet Ali Birand'ın dün Posta'daki köşesinde şu ilginç satırları imdadıma yetişti:
"Sizler dışarıdan baktığınız zaman, eminim NATO doruğunu son derece ciddi, hatta dramatik bir toplantı gibi görürsünüz. Koca koca devlet ve hükümet başkanlarının müthiş pazarlıklar yaptıklarını, büyük kararların alındığını sanabilirsiniz.
Oysa, gerçekler bambaşkadır. Her şeyin başında, özellikle bu tip toplantıların her satırının daha önceden hazırlanması gelir. Hangi başkan veya başbakanın ne zaman salona geleceği, kimlerle el sıkışacağı ve nasıl bir konuşma yapacağı bellidir. Hiçbir şey sürprize bırakılmaz. Senaryoların dışına çıkılmaz. Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiri dahi önceden hazırdır.
Bu tip toplantılar birer show'dur.
Kimi okul müsameresine benzer, kimi daha iyi düzenlenir ve etkili olur. Medya olarak bizler de, perde arkasındaki bu oyunu bilmemize rağmen, senaryoda bize verilen rolü eksiksiz oynarız.(...)"
Hal böyleyse, Bush'un kimi ne zaman öpüp, nerede başını sallayacağı da neden önceden belirlenmiş olmasın?
Not: Amerika'da 22 Haziran'da piyasaya çıkan Bill Clinton'ın kitabı My Life, 4 gün sonra Londra'yla aynı anda Remzi Kitabevi'nde de raflara girdi. NATO patırtısına rağmen çok da iyi satıyor.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bush'u dinlerken

Çetin ALTAN
Geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye...

Melih AŞIK
Cyprus Gardens

Hasan CEMAL
Amerika, Türkiye, Avrupa!

Güneri CIVAOĞLU
Karne notu

Abbas GÜÇLÜ
Beyin göçü?..

Hurşit GÜNEŞ
Cari açık korkusu

Nail GÜRELİ
Tarihe tanıklık

Sami KOHEN
Bush'un Boğaz'dan seslenişi...

Mehmet Y. YILMAZ
Emine Erdoğan'ın giyim tarzı

Hasan PULUR
Başkan Bush Damat Kadir...

Meral TAMER
Sezer'i öpüp, başınla tempo tutarsın!

Ece TEMELKURAN
Geldikleri gibi gitmediler!

Yaman TÖRÜNER
10 hedef ve NATO

Osman ULAGAY
Avrupa, Türkiye'ye tarih verecek mi?

Güngör URAS
Ataş 'rafineri'ydi 'depo' oluyor

M. Ali BİRAND
Ohh, kazasız belasız gittiler

© 2004 Milliyet