Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 30 Haziran 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
'Tabanları yağlayan' bir tarihî gün:
Geldikleri gibi gitmediler!


Nato-mermer derken, pazartesi günü, insan gözünün izleyemeyeceği kadar hızlandırılmış bir törenle ABD, Irak'ın egemenliğini -güya- Iraklılara terk edip Bağdat'tan topukladı. Sömürge valisi, ABD'nin Irak'a koyduğu geçici bilmemneci Bremer, pata küte bir konuşma yapıp, Irak Başbakanı Allawi'ye bir takım kağıtlar verip uçtu olay yerinden. Gitmeden önce Irak bankacılık sektörü ve endüstrisinin tamamını ABD ve İngiltere'ye "bağışlayan" kağıtları da imzalamayı ihmal etmedi tabii. Bizim sima olarak bile olsa tanımaya henüz fırsat bulamadığımız Başbakan Allawi ise zaten kendi halkı tarafından da pek "tanınmıyor". Geçen ayki halkoyu yoklamasına göre kendisine verilen destek yüzde beş ile sınırlı. Neyse ki ABD Irak halkının "başına" Büyükelçi süsü verilmiş yeni bir adam koydu: Negroponte. Bir de tabii Irak'ta ne kadar kalacakları belli olmayan 40 bin ABD askeri!
Sessizce olup bitti her şey. Bütün uluslararası TV kanalları şöyle şatafatlı bir tören beklerken, "geri sayım" programları filan yaparken hiç de öyle anlı şanlı canlı yayınlar yapılacak bir tören olamadı "egemenliğin devri" töreni. Bu, egemenliğin aslında devrilmemesinden kaynaklanmış olabilir. Ama bir başka sebep de ABD'nin eline yüzüne bulaştırdığı bir meseleyi paketleyip fiyonk edip kenara koyma telaşı muhakkak. Çünkü Başkan Bush'un önümüzdeki günlerde "evde" yapılacak katakulliler olacak.

Dünya benim evimdir
ABD'deki seçimler yaklaşırken Başkan Bush ve kabinesinin Irak'ta fena halde çuvallamış olduğunu herhangi bir biçimde anımsatacak, bunu sezdirecek bir törene hiç ihtiyacı yoktu. Daha ziyade, gönül ister ki tıpkı Afganistan lideri Karzai gibi Allawi de gelsin, güzel bir Amerikan ortamında bir konuşma yapsın. Tıpkı Karzai gibi Amerikalıların ne güzel insanlar olduğunu, ABD'nin Ortadoğu'da ne tarihi başarılara imza attığını şöyle dosta düşmana karşı anlatsın. Böylece Irak meselesi de ABD halkı için bir muamma olmaktan çıksın, tarih sayfası bu olaylar üzerine kapansın ve yeni filmlerin çevrilmesi için bu kötü biten Irak filmi unutulsun.

İllüzyon duvarı
ABD liderleri, bilhassa Bush, ülkelerini böyle yönetiyorlar zaten. Dünyanın geri kalanıyla ilgili "filmler" gösteriyorlar kendi yurttaşlarına. Gerçekler değil, filmler. Afganistan "Korkunç adamları yok etme" filmiydi mesela, Irak "Demokrasi için ölürüz!" filmiydi.
Dünya ile Amerikan halkı arasında yıkılmaz, kalın ve iktidarların denetiminde bir "illüzyon" duvarı var. Dünyada olup bitenler duvardan geçip ABD halkının olduğu tarafa ulaşırken hükümet tarafından "seçilmiş görüntülere" dönüştürülüyor. Bu görüntüler ülke içindeki iktidar yarışında kullanılıyor. Şimdi binlerce insanın öldüğü, bir ülkenin ırzına geçildiği gerçeği de o duvardan geçip, Bush'un başarısı olarak yansıyacak duvarın ABD halkının bulunduğu tarafına. Seçimlere kadar bu illüzyonu yaratmak için zamana ve hazırlığa ihtiyaç olduğu için de ABD müthiş bir aceleyle devrediyor Irak'taki egemenliği. Şimdi sıra Başbakan Allawi'de. O da gelip ABD'de tatlı bir konuşma yapınca Amerikalılar için illüzyon tamam olacak. ABD halkı mutlu sonla biten bir filmi daha izlemenin rahatlığıyla paşa paşa gidip Bush'a oylarını atacak.

Haksızlık ve yalan çağı
Bağdat'a ilk bombaların atıldığı o gece geliyor aklıma. "Bin Bir Gece Masalları" şehrinin insanlarıyla birlikte yok edildiği o ilk gece. Bağdat, mecalsiz bir Arap atı gibi uzatmıştı boynunu kendi ölümüne. Sonra Batılıların yağmaladığı tarihi eserler, insanlar, çocuklar, ayakkabılarıyla heykelleri döven çıldırmış Irak halkı... Büyük haksızlıkların ve büyük yalanların yeryüzünü ters yüz ettiği bir çağın başlangıcı gibiydi o günler. Ve ABD'liler... Geldikleri gibi "kahramanca" (!) gitmediler. Yalanlar çağının çocukları olarak, ırzına geçtikleri ülke yerde yatarken korkuyla koşarak kaçtılar.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Bush'u dinlerken

Çetin ALTAN
Geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye...

Melih AŞIK
Cyprus Gardens

Hasan CEMAL
Amerika, Türkiye, Avrupa!

Güneri CIVAOĞLU
Karne notu

Abbas GÜÇLÜ
Beyin göçü?..

Hurşit GÜNEŞ
Cari açık korkusu

Nail GÜRELİ
Tarihe tanıklık

Sami KOHEN
Bush'un Boğaz'dan seslenişi...

Mehmet Y. YILMAZ
Emine Erdoğan'ın giyim tarzı

Hasan PULUR
Başkan Bush Damat Kadir...

Meral TAMER
Sezer'i öpüp, başınla tempo tutarsın!

Ece TEMELKURAN
Geldikleri gibi gitmediler!

Yaman TÖRÜNER
10 hedef ve NATO

Osman ULAGAY
Avrupa, Türkiye'ye tarih verecek mi?

Güngör URAS
Ataş 'rafineri'ydi 'depo' oluyor

M. Ali BİRAND
Ohh, kazasız belasız gittiler

© 2004 Milliyet