|
 |
|
|
Ataş 'rafineri'ydi 'depo' oluyor
Ham petrolü işleyerek benzine, mazota dönüştüren tesislere rafineri deniliyor. Biz yılda 24 milyon ton ham petrol ithal ediyoruz. Buna kendi toprağımızda çıkan 2.4 milyon ton ham petrolü ekliyoruz. Rafinerilerimizden 25.8 milyon ton işlenmiş petrol çıkıyor. Her yıl 8 milyon ton da işlenmiş petrol ithal ediyoruz.
Türkiye'nin 32 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip 5 rafinerisi var. (Veya vardı...) Bunlardan yabancı sermayenin kurduğu Mersin'deki Ataş, toplam rafineri kapasitesinin yüzde 14'üne sahip. Yüzde 86 kapasite ise özelleştirilmesi tartışmalı Tüpraş'a ait. Tüpraş'ın Batman, Kırıkkale, İzmir ve Aliağa'da 4 rafinerisi var.
Mersin'deki Ataş Rafinerisi (Anadolu Tasfiyehanesi AŞ) Mobil, BP ve Shell arasında 1957 yılında oluşturulan bir ortaklıkla kuruldu.
1962 yılından bu yana petrol işliyor. Mobil daha sonra hissesini BP'ye devretti. Yerli ortak olarak Turcas Petrolcülük'ün sahip olduğu Marmara Petrol'ün yüzde 5 hissesi var. Deniz Baykal Enerji Bakanı olunca yabancı sermayeye karşı savaş açtı ve ilk iş olarak da Ataş'a el koymak istedi. Ama başaramadı. İşte bu Ataş Rafinerisi, önümüzdeki günlerde kapatılıyor. Rafineriydi, şimdi petrol deposu oluyor.
Çünkü Ataş'ın ortakları kaliteli ürün yapmak için gerekli 80 - 100 milyon dolarlık yatırımı yapmak istemiyor. Çünkü artık yabancı şirketler için Türkiye'de rafineri işletmenin cazibesi kalmadı. Çünkü artık işlenmiş petrol ürünleri ithalatı serbestleşti. Petrolü işlenmiş halde getirerek depolamak daha kârlı. Çünkü ithal edilecek petrol için depoya ihtiyaç var. Çünkü toplam ürün depolama kapasitesinin yüzde 50'si Tüpraş'a, yüzde 10'u Poaş'a ait. Yabancı şirketlerin ithal mallarını koyacakları depoya ihtiyacı var. Çünkü Mersin'de bulunan Ataş'ın depoları ithalat için kolaylık sağlayacak nitelik ve nicelikte.
Ek yatırımı göze alamadı
Avrupa Birliği, rafineri ürünlerinde kalite için yeni şartlar ortaya koydu. "Euro Grade" denilen bu şartları (Ertuğrul Tuncer'den öğrendiğim kadarıyla ve halk diliyle) kabaca anlatayım: Motorinin içindeki kükürt havayı kirletiyor. Bizim rafinerilerimizin ürettiği mazotun içinde bugüne kadar yüzde 0.7 kükürt vardı. Benzin ve motorin kalite yönetmeliği değişti. Kükürt oranı yüzde 0.035'ten fazla olamayacak. Ancak yüzde 0.7 kükürtlü motorinin 2007 yılına kadar kullanımına da izin veriliyor. Bizim rafinerilerimizin bugüne kadar ürettiği benzin de kurşunlu benzindi. Bu kurşun, kuş serisi yerli otomobillerin motorunu yağlıyordu. Kanser yaptığı için 2005'ten itibaren kurşunlu benzin yasaklandı. Benzinin içindeki potasyum ve manganez kurşunun yerini alacak. Bu yeni ürünler için yapılacak ek yatırımı Ataş yapmayı göze alamadı. Ama özelleştirilmesine çalışılan Tüpraş yaptı.
Bazı şirketler daha 2005 olmadan, 98 oktanlı benzinle düşük kükürtlü (kükürt oranı yüzde 0.035 olan) mazot ithal etmeye ve pompalarda satmaya başlamıştı.
Bu gelişme karşısında özelleştirilmesine çalışılan Tüpraş çalışanları da "Sizin durumunuzun n'olacağı belirsiz... Bu arada bir de bu işle mi uğraşacağız!" diyerek işi sallamadan, harekete geçti. Geçen hafta Tüpraş, kendi rafinerilerinde ürettiği 98 oktan kurşunsuz benzinle kükürt oranı düşük Euro Dizel'i piyasaya sürmeye başladı.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|