Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Temmuz 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ne yemek düşer


Bir yabancı diplomat, İstanbul / NATO Zirvesi öncesi anlatıyor: "Bir trafik kazasında 3 Türk ölür.
Defterlerine bakılır... Üçü de günahkardır. Cehennemi boylayacaklardır.
Görevli, onlara bir tercih hakkı tanır.
'İki kapı var.
AB kapısından girerseniz, orada ceza olarak 1 yıl her gün bir bardak dışkı yiyeceksiniz.
İkinci kapı, Türkiye kapısı.
Oradan girerseniz, 1 yıl boyunca günde 1 kova dışkı yiyeceksiniz.'
Türklerden biri, ömrü boyunca AB üyeliğini hayal ettiğini, hiç değilse öbür dünyada AB kapısından girebileceğini, üstelik, günde bir kova yerine bir bardağın daha hafif ceza olduğunu düşünür.
'AB kapısından gireceğim' der.
Diğer iki Türk ise 'Her gün dışkı yiyeceksek, hiç değilse memleketimizde yiyelim. Bardağı da, kovası da ne fark eder? Hem memlekette ölmüş akraba, arkadaş da görürüz' diye düşünüp Türkiye kapısından girerler.
Aradan birkaç ay geçer.
AB kapısından giren Türk, önüne her sabah konulan dışkıyı, mide bulantıları, karın ağrıları, kramplarla yemektedir. Nihayet bir gün diğer iki arkadaşını görmek ister.
Zebaniden izin alır.
Türkiye kapısından girer.
Bir bardağı bile içimi dışıma çıkarıyor. Bu iğrençliğin her gün bir kovasını yemekten kim bilir ne hale geldiler diye düşünmektedir. Fakat bir bakar ki, o iki arkadaş keyifle, pulları patlata patlata tavla oynuyorlar.
Kakara kikiri halindeler.
Diğerleri de öyle...
Karşılıklı takılmalar, laf atmalar. Futbol muhabbeti gırla...
Sorar:
'Yahu arkadaşlar... Bu ne keyif, anlayamadım. Sizi gören hiç kimse, bana günde bir bardak verilen şeyin günde bir kovasını yediğinizi anlamaz.'
Arkadaşları durumu anlatır:
'Bak kardeşim burası Türkiye...
Her şey hiçbir zaman tam olmaz.
Dışkı olduğunda, kova olmuyor.
Kova tedarik edildiğinde, dışkı bulunmuyor.
Biz de gördüğün gibi geldiğimizden beri hiçbir b.. yemeden yan gelip oturuyoruz."
Hikayenin mesajı iğneleyici...
Yani... "Türkler böyle, en büyük, üye sayısı en fazla NATO Zirvesi'ni topluyorlar ama, hep bir şeyler eksik olacak... Ellerine yüzlerine bulaştıracaklar" demenin diplomatçası!..
.......
Gerçeği konuşalım.
Bu zirve, iddialı bir Batı ülkesinin standardındaydı.
Organizasyon, güvenlik, sunuş, tanıtım notları bol yıldızlı oldu.
......
Şimdi acaba, bu öyküyü anlatan diplomata ne yemek düşüyor?
İster bardakla, ister kovayla...

Hedefler
Peki Türkiye'nin siyasal beklentilerine ulaşıldı mı?
"AB'ye tam üyelik görüşmeleri için gün verilmesi" bağlamında, bugüne kadar en ileri söylemler dile getirildi. Fransa ve hatta en katı tavırdaki Avusturya bile yeşil ışık yaktılar.
Daha Komisyon raporu gelmeden, "tarih kesinlikle verilecektir" diyemezlerdi ya?
"Kıbrıs" konusunda beklenti çıtası zaten çok yüksek değildi.
AB ve ABD paralel tutularak, KKTC'yi izole konumdan çıkaran ilk adımların atılacağı görünmekte.
"Kuzey Irak ve PKK..."
Kuzey Irak'ta bir federe devlet oluşumu tamamlanmış gibidir. Irak'ın toprak bütünlüğü içindeki bu yapılanma, komşu ülkenin "iç işidir", karışılamaz.
Kerkük sorunu için kararın da halkoylamasıyla verileceği anlaşılıyor.
Böyle bir oylama, "kentin ve Musul petrollerinin Kürt yönetiminde kalması" sonucunu verirse, - hile ve zorbalık kanıtlanmadıkça - Türkiye'nin müdahalesi gene çok zor.
PKK'ya gelince... Kuzey Irak Kandil Dağları'nda üslenerek ve binlerce silahlısını, Türkiye'ye eyleme göndererek, orada cirit atmayı sürdürürse, iş değişir.
Türkiye, önce yeni Irak yönetiminden - hiçbir pratiği olmayacağını bildiği halde - bu duruma son vermesini ister.
Sonra aynı bildirimi, Kuzey Irak Kürt Yönetimi'ne, daha önce de Suriye'ye Apo'nun teslimi için yaptığı bildirim tonunda yapar.
Gene sonuç alınamazsa...
Türkiye, Kandil Dağı'nı, orada üslenenlerin başına geçirir.
Peki, tam da AB'den tarih alınacak süreçte mi?
Zamanı var. Son gülen iyi güler.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Orta sınıf geliyor!

Çetin ALTAN
Oh neyse, bu da geçti yahu...

Melih AŞIK
Merkez ülkesiyiz

Hasan CEMAL
İnşallah yoldan sapılmaz!

Yılmaz ÇETİNER
Anılarımda Bodrum

Güneri CIVAOĞLU
Ne yemek düşer

Hurşit GÜNEŞ
Cari işlemler açığı ve turizm

Doğan HEPER
Zirve gitti, adı kaldı yadigâr...

Sami KOHEN
Bilanço...

Mehmet Y. YILMAZ
Türkiye ve İstanbul 'çok zoru' kolay başardı

Faik ÖZTRAK
Yüksek büyüme sürdürülebilirlik endişesi yaratıyor

Hasan PULUR
Sakallı Celal...

Derya SAZAK
Farkların ahengi

Meral TAMER
Çin'i ve Hindistan'ı imrendirecek büyüme

Güngör URAS
Büyüme ithalat ve ticaretten kaynaklandı

M. Ali BİRAND
Erdoğan, doruklardan güçlenerek çıktı...

© 2004 Milliyet