Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Temmuz 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ne olacak bu solun hali?

Gülü-yorum / Çağlayan Bilgen

TÜRKİYE'DE sol, hep bir taze umut da, her nedense çiçeği yeşermiyor...
Kökü sağlam, temeli dayanıklı bir çınar ağacı da, yeterince serpilip büyüyemiyor. Her seçimde sosyal demokratların gözü - kulağı sandıkta...
Hep iyi haber bekleniyor... Dile kolay, 25 yıldır hiçbir sonuç tam olarak içe sinmiyor.
Sonuçlar, hep bir önceki seçimi aratır türde oluyor..."
Eski İzmir Milletvekili Hakan Tartan, son yazdığı "Ne olacak bu memleketin solu!" adlı kitabının önsözünde böyle diyor.
Evet; son seçimde CHP "deniz"e döküldü, sahillerin partisi oldu.
SHP'nin öncülüğündeki "güçbirliği" umduğunu bulamadı.
DSP, YTP, ÖDP, İP ve "diğer partiler" arasında yer aldı ve binde bir oranında oylarla yetindi.
Öyle ki; işsizliğin, yoksulluğun, yolsuzluğun, hırsızlığın, adaletsizliğin, sömürünün, kısacası sefaletin kol gezdiği bir ülkede, sosyal demokrat ve sol partiler halkın beklentilerine yanıt veremez oldu. Umut olmaktan çıktı. Bu partileri yönetenler, ülkede iktidar olmak yerine, partide iktidar olmanın kavgasına tutuştu. Herkes birbirine çelme atar oldu. Amip gibi bölündü, parçalandı.
Adeta un ufak oldu.
Solun büyük partisi konumundaki CHP, iki gün önce olağanüstü bir kurultay yaptı. Ancak CHP'de sular durulacak gibi görünmüyor. Çünkü ufukta yeni bir olağanüstü kurultay daha gözüküyor. Eeee, boşuna denmiyor ya CHP'ye "Kurultaylar partisi" diye. Öyle ki; kuruluşundan kapatıldığı 12 Eylül 1980'e kadar geçen 67 yılda 24'ü olağan, 8'i olağanüstü 32 kurultay yapan CHP, yeniden açıldığı 1992'den bugüne kadar geçen 12 yılda ise 6 olağan, 4 olağanüstü kurultay gerçekleştirdi. Üstelik bunlara SHP döneminde, Baykal'ın "yenilen pehlivanın güreşe doymadığı" gibi sık sık yaptırdığı kurultaylar dahil değil.
Yazık, çok yazık...
Sosyal demokratlar, bu kurultaylarda harcadıkları enerjinin binde birini, başka yerlerde harcasaydı Türkiye bu hallere düşer miydi acaba?
Sizce de öyle değil mi?

ÖZLÜ SÖZ

Akıllılarla cenk etmek, akılsızlarla helva yemekten kolaydır!
Fudayl Bin İyad

DUYDUK

ANAP'ın yeniden diriliş mücadelesi
ANAP İzmir İl Yönetim kurulu yeniden belirleniyor.
İl Başkanı Yunus Yunusoğlu, 40 kişiden oluşan yönetim kurulundan 17'sinin TOBB Yasası ve seçim öncesinde çeşitli makamlara aday olmaları nedeniyle boşaldığını söylüyor.
Yunusoğlu, ANAP'a yönelik sistemli bir kampanya olduğunu da iddia ederek, "ANAP tamamen bitirilmek isteniyor. DYP'de de benzer şekilde eksilmeler, boşalmalar olduğu halde, nedense herkes bizi konuşuyor. Ama kimsenin gücü bizi yoketmeye yetmeyecek ve yeniden güçleneceğiz" diyor.
Ancak önümüzdeki yıl Mart ayından itibaren geçerli kılınacak TOBB Yasası uyarınca halen AKP ve CHP'nin yönetimlerinde görev alan sanayici ve esnafın henüz istifa etmedikleri anlaşılıyor.
Gerçi siyasette AKP ve CHP dışındaki bütün partilerde "bir nadas" döneminin hüküm sürdüğünü itiraf eden Yunusoğlu, "Ancak ufukta 2005 yılında bir erken genel seçim görünüyor. ANAP olarak bütün gücümüzü bu seçimde göstereceğiz. Yine eski günlere döneceğiz. 83 ruhunu canlandıracağız" diyerek iddiasını ortaya koyuyor.
Bakalım nadasa bırakılan ANAP, önümüzdeki günlerde verimli olabilecek mi, meyve verecek mi? İzleyelim görelim.

DSP yeniden umut olabilecek mi?

CHP'nin 12 Eylül ihtilalinden sonra kapatılmasıyla, sosyal demokratlar, Halkçı Parti (HP) ve SODEP'te örgütlenmeye başladı. SODEP veto yedi, HP yüzde 30 düzeyinde oyla ana muhalefet partisi oldu. Kapatılan CHP'nin genel başkanı Bülent Ecevit yasaklı olduğu için eşi Rahşan Ecevit'e 14 Kasım 1985 tarihinde DSP'yi kurdurdu.
İki odalı bir bodrum katında başlayan mücadelede Ecevit'ler adeta iğneyle kuyu kazdı. DSP'yi bir fidan gibi saksıda büyütüp yeşertti.
DSP, ilk girdiği 1987'deki seçimde yüzde 8.54 oy aldı ve baraja takıldı. 1991'de yüzde 10.75 oy alarak 7 milletvekili çıkardı. 1995'te yüzde 14.64' oy aldı ve 76 milletvekili ile Meclis'e girdi. 1999'da yüzde 22.19 oyla 136 milletvekilliği kazandı.
MHP ve ANAP ile koalisyon yaptı. Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi yaşandı. Ekonomideki bu kötü gidişat ve sağlık sorunları Başbakan Ecevit'in adeta "harakiri" yapmasına neden oldu ve erken seçim kararı aldı.
3 Kasım 2002'de seçim yapıldı ve yüzde 1.5 oranında oy alabildi.
Genel Başkanlığı bırakacağını açıklayan Ecevit, 28 Mart yerel seçimlerinde de umduğunu bulamadı.
Adeta "Ecevit'i Sevenler Kulübü" haline dönen DSP, 25 Temmuz'da yeni genel başkanını seçecek. Ecevit'ler saksıda yetiştirdikleri fidanı, bahçeye veya daha geniş alanlara taşımak yerine, yine gözlerinin önünde olmasını, istedikleri zaman sulamayı, istedikleri zaman ise budamayı istiyor. Bu nedenle de Genel Başkan Yardımcısı Zeki Sezer'i işaret ediyorlar. Ancak görünen o ki; DSP tarihinde ilk kez bu kadar fazla genel başkan adayı ile kurultay yapılacak. Halen Ecevit'lerin "işaret ettiği" Sezer'in yanı sıra, eski bakanlardan Şükrü Sina Gürel ve eski milletvekili Atilla Mutman adaylıklarını açıklamış durumda.
Ecevit'in "başkaldırıcılar" olarak tanımladığı Erdoğan Toprak, Hikmet Uluğbay, Suat Çağlayan ve Yılmaz Büyükerşen'in de aralarında bulunduğu grubun ise genel başkan adayı olarak Zekeriya Temizel'i çıkarması bekleniyor. Oysa bu ekip daha önce Gürel ile birlikte hareket ediyordu. Niye ayrıldılar, ayrıştılar belli değil...
48 delgesi bulunan İzmir'in kurultayda nasıl hareket edeceği merak konusu. Çünkü dört adaydan ikisi İzmir'den. İl yönetiminde "Ecevit ne derse o olur" anlayışı hakim.
Bakalım DSP'liler Ecevit'lere rağmen istediği ismi genel başkan seçebilecek mi?
25 Temmuz akşamı göreceğiz.

cbilgen@milliyet.com.tr




EGE
Ne olacak bu solun hali?
Mercedes'e sızma yağ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Reşat Yörük
© 2004 Milliyet