Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Temmuz 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hollanda Parlamentosu üyesi Nebahat Albayrak
Avrupa'da herkes Türkiye'yi konuşuyor

"Türkiye, Avrupa'da her anlamda 'in' oldu" diyen Nebahat Albayrak'a göre, AB artık müzakere tarihi vermeli ancak Türkiye tam üyeliğe hazır değil...

SOHBET ODASI
DERYA SAZAK




DERYA SAZAK: Hollanda'da 1998'den bu yana üç dönemdir milletvekili seçiliyorsunuz, Sivaslı göçmen bir ailenin kızısınız, siyasete ilgi ve genç yaşta yükseliş nasıl oldu?
NEBAHAT ALBAYRAK: Üniversitede Avrupa Hukuku okudum, Türkiye'ye kesin dönüş yapacağız düşüncesinde olduğum için avukat olursam uluslararası alanda çalışırım diye planlamıştım. Daha sonra Hollanda İçişleri Bakanlığı'ndan gelen bir teklifi değerlendirdim ve 'bakan danışmanı' olarak çalışmaya başladım. Sosyal Demokrat İşçi Partisi'ne üye oldum. Biliyorsunuz Hollanda İşçi Partisi 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Hollanda siyasetinin belirleyici güçlerinden, uzun yıllar iktidarda kaldı. Şimdi muhalefetteyiz. Son seçimlerde kazanmamıza rağmen hükümeti merkez sağ, Hıristiyan demokrat birlik kurdu.

Siyasete girişinizle milletvekili seçilmeniz arasında geçen süre 4 - 5 yıl kadar, tanınmak açısından uzun sayılmayacak bir zaman...
Hollanda'da sistem biraz daha farklı, merkez listelerinden seçiliyoruz. Milletvekili adaylarını listeye yerleştirmek için bir komisyon oluşuyor. Onlarla yapılan görüşmelerde parti aday gösteriyor. 1998 seçimlerinde 41'inci sıradaydım. 43 milletvekili çıkardık. Hiç siyasi tecrübem olmadan sıfırdan milletvekili seçildim. 2002 seçimlerinde 10. sıradaydım, o çok büyük bir yükseliş oldu. Seçilince ülke milletvekili oluyorsunuz.

Parlamentoda şu anda kaç Türk kökenli milletvekili var?
4 kişiyiz. İkisi Hıristiyan Demokrat Parti'den. Hollanda parlamentosu'nun 150 üyesi var, yüzde 36'sı kadın.

Hangi alanda çalışıyorsunuz?
Hukuk. Yargının yapılanması, hukuk sistemi ve AB konularına bakıyorum.

Hollanda'nın dönem başkanlığı sonunda Türkiye AB ile müzakerelere başlama umudunda... Türkiye'ye ziyaretler hangi sıklıkta?
Yılda birkaç kez mutlaka geliyorum. AGİT parlamentosu üyesi ve komisyon raportörüyüm. İnsan hakları ve demokrasi konularında Türkiye'yle temaslarımız oluyor.

Başbakan Erdoğan geçen hafta Hollanda'yı ziyaret etti, Türkiye sizin pencerenizden nasıl gözüküyor?
Çok iyi gözüküyor. Avrupa'da Türkiye her anlamda 'in' oldu. Herkes Türkiye'yi konuşuyor, AB üyeliği süreci tabii ki önem taşıyor. Son iki yıla özellikle çok olumlu bakılıyor. Çünkü Türkiye'nin 40 yıldır beklediği noktaya sanki biraz daha geliniyor. Türkiye 40 yıldır o bekleme odasında ama kapıyı zorlayıp da 'Ben geldim, almıyor musunuz?' diyecek noktaya hiç gelmemişti.

Aralık 2004'te müzakerelere başlama kararı alınır mı? AB kulislerinde İngiltere'nin dönem başkanlığını devralacağı 2005 Temmuz'u da konuşuluyor. Herhalde bir tarih çıkacak?
Biraz falcılık gibi olacak ama çıkması gerek. Şimdiye kadar üye olan ülkelerin geçtiği süreçleri göz önüne alırsak müzakerelerin başlaması gerekir. Hollanda halkı arasında şöyle bir yanlış anlama var: '1 Ocak 2005'te Türkiye üye olacak.' Hayır, buna hazır değil. Sadece müzakereler başlayacak. Ben de Türkiye'nin iyiliğini isteyen bir insan olarak baktığımda o müzakerelerin ne kadar gerekli olduğunu görüyorum. Çünkü yasalar değişebilir ama mantalite değişikliğini halka indirmek ve onu sindirerek bazı değişiklikleri yaşamak tabii ki zaman alacaktır. Hollanda'da hava şu anda pozitife yakın.

Türkiye'yle ilgili şöyle bir kaygı var: Kesin tarih vermeden müzakerelerle ilgili kararı ileriye atmak... Oyalama ve belirsizlik.
En kötü ihtimal o. Müzakereler 6 ay ya da 1 yıl sonra başlayacak, şunları da tamamlayın ondan sonra gelin.

Son Avrupa Parlamentosu seçimleri Türkiye'yi destekleyen Sosyalist Blok açısından parlak geçmedi; Almanya'da SPD geriledi, Ozan Ceyhun seçilemedi... Avrupa'nın sağa kayıyor olması aleyhte bir gelişme...
Hollanda'da tersi oldu, Hıristiyan Demokratlar en büyük parti çıktılar ama bizim Avrupa Parlamentosu'nda sayımız arttı.

Almanya'da Sosyal Demokratlar'ın oy kaybında Türkiye'ye destek de faktör mü?
Almanya'nın önde gelen partilerinden biri 'Türkiye'ye hayır'ı seçim malzemesi yapıyorsa, etkisi yok demek mümkün değil. Fransa'da da sorun var ama orada Sosyalistler güçlü. Fransa asıl Avrupa'daki gücünü kaybetmekten korkuyor, onların mücadelesi Almanya ve İngiltere'yle etkinlik noktasında. Türkiye girerse, AB'deki sandalye dağılımı ve karar mekanizmalarında sözü geçen bir ülke olacak. Bu da bir etken.

AB'nin yeni misyonu Doğu-Batı buluşması

Özellikle Fransa'da yükselen 'İslam fobisi' var. Türkiye'de ise AKP, İslami köklerine karşın, muhafazakar kitleyi AB'ye taşıyor. Bu İslamın sekülerleşmesi demek. Avrupa bunun ne kadar farkında?
Avrupa'da bunu hisseden çevreler elbette var. Türkiye'nin AB yolunda ilerlemesi İslam'ın Batı'ya tehdit olmadığının ispatı olacak. 65 milyonluk bir ülkenin uyandıracağı ekonomik kaygılar da tartışılıyor. Türkiye'nin üye olduğu AB eski AB olmayacak. Avrupa 2. Dünya Savaşı'ndan sonra İtalya ile Almanya'yı tekrar demokrasi rayına oturttu. İkinci tarihi görev Doğu ile Batı'yı birleştirmek oldu. Duvar'ın yıkılmasıyla bunu da başardık. Şimdi önümüzdeki hedef geniş anlamda Doğu'yla Batı'yı birleştirmek, İslam dünyasıyla Hıristiyanlığı buluşturmak. Türkiye'nin AB üyeliği bu köprüyü kuracak. Bunun Avrupa ve dünya barışına çok büyük katkıları olacak. Ben Avrupa'ya inanıyorum, Avrupa'nın uzun vadeli stratejik bir bakış açısı oluşturacağını düşünüyorum..

Türkiye yeni bir geleceğe ilerliyor

Kürt sorunundaki yeni açılımlar, Leyla Zana ve eski DEP'lilerin tahliyesi, Türkiye'nin AB sürecini olumlu etkileyecek. Türkiye, Avrupa Konseyi izleme raporlarından nihayet çıktı. Bu gelişmeler Hollanda'yı ve Avrupa Parlamentosu'nu nasıl etkileyecek?
Hollanda, insan hakları konusunda Avrupa Konseyi'nde ve Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'yi sürekli eleştiren ülkelerin başında geliyordu. Kürt sorunu da gündem maddelerinden biriydi. Artık eski defterleri kapatıp yeni ufuklar açmanın zamanı. Türkiye yeni bir geleceğe doğru ilerliyor. Hollanda'da tabii Türkiye'nin AB'ye girmesini istemeyen çevreler de var. Hıristiyan Demokratlar açıkça söylemeseler de karşılar. Muhafazakarlar doğrudan 'Hayır' dediler. Ekimi bekliyoruz. AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu'nun nasıl çıkacağı önemli, Hollanda hükümetinin alacağı kararı da etkileyecek. Hollanda'nın dönem başkanlığında tartışılacak en önemli konulardan biri Türkiye'nin üyeliği olacak.

Kopenhag siyasi kriterlerine büyük ölçüde uyuldu, oyalama amaçlı yeni kurallar ortaya konursa AB'ye inan sarsılmaz mı? Avrupa içinde 'Türkiye'yi almayacaksak aldatmayalım, üyelik statüsünden düşürelim' diye düşünenler de var. O zaman bunu söylesinler.
Onu söyleyemezler, o karar sadece Türkiye'yi dışlamak anlamına gelmez, Avrupa'da yaşayan Türkleri ve orada yaşayan 15 milyona yakın Müslüman nüfusu da dışlamış olurlar. O zaman, almayalım demenin asıl gerekçesi din olur.

Hollanda 'başlık parası' alıyor

Genç bir kadın olarak Hollanda'da üç dönemdir parlamenter seçiliyorsunuz. Türkiye'de ise siyasette 'Kadının adı yok!' Siz TESEV'in bir paneli için Türkiye'deydiniz... Konusu?
Batı ülkelerinde Müslüman kadının yeri.

Hollanda'da göçmen ailelerin, özellikle Türkiye'den evlenerek giden kadınların ciddi sorunlarını takip ediyorsunuz.
Milletvekili olduktan sonra kapıma gelip de dayak yüzünden eşinden ayrılmak isteyen, aile içi şiddet nedeniyle tehdit alan, ne yapacaklarını bilmeyen, sığınma evlerine giden kadınlar o kadar çoktu ki... Hollanda'da 'ithal gelin' diyoruz. Türkiye'den evlenerek gelen kadınlar. Hollanda bunlardan artık 'başlık parası' alıyor. 7 bin euro. Türkiye'den 'ithal gelin' getirdiğiniz zaman uyum kursu için para ödemek zorundasınız. Bu, merkez sağ hükümetin resmi göçü caydırıcı politikalarından biri.

İthal gelinler mutsuz olup ayrıldıklarında ne oluyor?
Hollanda eskiden evlilikleri üç yılı doldurmadıysa, eşinden ayrılan kadını sınırdışı ediyordu. Çünkü sahte evlilikler oluyordu. Üç yıldan sonrada eğer sürekli bir iş bulursanız, oturma izni veriliyordu. Milletvekili olduktan sonra ben iki uygulamayı da değiştirttim. Kadınlar eğer aile içinde şiddetten dolayı ayrılıyorsalar, artık eşlerinden bağımsız oturma izni alabiliyor. Yurt dışı olacağım, aileme rezil olacağım çoluk çocuk var, annem kabul eder mi? Üç yıldan sonra ayrılıyorlarsa, artık iş bulmadan da kalabiliyorlar.

Hollanda'da Türk nüfus ne kadar?
250 bin dolayında.

'Göçmen parlamenter imajını yıkıyoruz'

Hollanda'ya çocuk yaşta gelip Türk kökenli birisi olarak milletvekili seçilmek gerçek bir başarı modeli...
Siyasete girmemin nedenlerinden biri Hollanda'nın yetiştirdiği insan tipini göstermek istememdi. Hollanda çok huzurlu bir toplum, tabii göçmenler bir dönem zorluk yaşıyorlar. Bunlar iş göçünden dolayı Hollanda'ya, Batı Avrupa'ya giden insanların 30 - 40 yıldır yaşadığı öyküler. Daha yeni yeni uçurumlar kapatılıyor.
Benim kuşağım 'göçmenlik imajı'yla yetişti, bazıları bunları oy getirmek için listelere alıyorlardı. Daha çok göçmenleri temsil eder, genel politikacı olamazlar gibi bir izlenim vardı, tek tük parlamentoya giren insanlarda... Bizler şimdi bu imajı yıkıyoruz.




SİYASET
Avrupa'da herkes Türkiye'yi konuşuyor
Derviş: Baykal kırıcıydı
Türkiye'ye adil davranın
Don Kişot değiliz
CHP yeteneksiz muhalefet yapıyor
Rumlar, Türkiye'yi AB'de istemiyor
Ankara'ya birkaç şart konulabilir
Rum Bakan ekimde İstanbul'da
Sümeyye de yemeğe katıldı
'Erdoğan asker çekecek' iddiası






Derya SAZAK
Baykal'ı aşmak
CHP'nin makus talihi bu kurultayda da değişme...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri
© 2004 Milliyet