|
 |
|
|
Kupayı kaldırdılar
Portekizliler takımlarını stada götüren otobüsü kilometrelerce uzunluktaki yolda onbinlerle selamladı. Yolun kenarına yığılarak, arabalarla ya da denizi geçerken teknelerle. Bunu onlardan Brezilyalı hocaları istemişti. Tıpkı daha önce maçlara kırmızı ve yeşil renklerle gelmelerini, balkonları bayraklarla donatmalarını istediği gibi. Öyle yaptılar. Ama maçı şehir merkezinde beklemeyi tercih edenler, Lizbon'da değil de Selanik ya da Atina'da olduklarını düşünebilirdi. Her yer Hellas'tı. Statta da durum farklı değildi. Tribünlerin 4'te birine yerleşmiş Mavi - Beyazlılar öyle taraftardılar ki, sadece seyirci olan Portekizliler'i sesleriyle ezdiler. Gittikçe daha güçlü. Kupanın başından bu yana olduğu gibi takım savunması güçlendikçe, takımın direnci arttıkça onların da güveni arttı. Yine bağırıyorlardı: "Sikose to, to gamimeno, den mporo, den mporo na perimono - Kaldırın artık şu kahrolası kupayı. Beklemeye tahammülümüz yok." Muhtemelen kupanın en iyi on birinde yer alacak üçlü, Seitaridis, Dellas ve Kapsis yine bayıltıcı açık vermez oyunlarıyla Yunanlılar'ın 'kütle savunma'sının delinmez tuğlaları oldular. Henüz fileleri bulamamış Pauleta için fazla iyilerdi. Rehhagel, Çek maçındaki kadar olmasa da sert bir adam adama uyguluyor, Dellas'ı sarkık bırakıyor ama her halükarda açık vermeyen bir yapı kuruyordu. Adamını kovalayanın yeri dolduruluyordu. Bu kupanın tartışmasız olarak ortaya koyduğu yenilenmiş kütle savunmayı (Parreira buna kompakt savunma diyor) mükemmel uyguluyorlardı.
Maç öncesi sahne alan Portekiz asıllı ABD'li şarkıcı Nelly Furtado'nun "Força - daha güçlü" adlı şarkısıyla Portekizliler aşka gelmişti ama gittikçe güçlenen Yunanlılar'dı.
Büyük oyun ikinci yarıda da devam etti. Portekiz kelepçeyi takmış ama bir türlü yumruğu atamıyordu. Topu çeviriyorlar ama ceza alanına girecek bir küçük delik dahi bulamıyorlardı. Tam bir baş belasıydı Hellas. Sıkıntı veren yılmaz dövüşçüler. 56'da Charisteas'la golü bulduklarında Scolari'yi gördünüz mü? Yüzünün "baş belaları diyen ifadesini. Bu kupada Yunanistan'ı en iyi anlatan resim işte budur.
Scolari işte bu ruh haliyle hemen hamlesini yaptı. Costinha çıkar, Rui Costa girer. Orta sahasını yumuşatma pahasına dilek bulacak bir adam almak. Riskli ama tek çare. Baskıyı kurdular ama yine tek şut dahi çekemiyorlardı. Oyunu onlar kontrol ediyor görünüyordu ama hayır Yunanlılar'ın istediği oluyordu. Tıpkı 22 gün önce açılış maçında olduğu gibi. Seyirci hareketlendi ulusal marşlarını haykırmaya başladılar. Ama olmuyordu. 74'e kadar sadece uzak şutlar. Hedefi yakalayamayan denemeler. O dakikada maçta ilk kez boş alana oyuncu kaçırdılar. Deco'yla Ronaldo'yu. Genç Manchester'lı çok kötü vurdu. Bundan sonra yorulan komşu savunmasını delmeye başladılar. Nuno Gomes'in girişi, Ronaldo ve Figo'yla üçlenen forvet onları yüreklendirmişti. Nıkopolidis'e kupa başından bu yana ilk kez bu kadar iş düşüyordu. Oyun Portekiz'e dönerken bu kez Yunanlılar milli marşlarını haykırmaya başladı. Artık en fazla lazım olan inançtı. Başta bu yana en kuvvetli silahları. Ve bu inançla akıllara durgunluk veren alışıldık işlerini bir kez daha yaptılar. Önce açılışta, sonra İspanya'ya, Fransa ve Çek Cumhuriyeti'ne yaptıklarını yine tekrarladılar. Maçı bir farka bağladılar. Kalelerine bir çılgın bir Barça'lı dışında hiçbir şey sokmadılar. Ve kupayı taraftarlarının hep haykırdığı, kimsenin inanmadığı şekilde kaldırdılar. Belki de futbol tarihinin en büyük sürprizine imza atarak. Ne denebilir ki, helal olsun.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|