Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Temmuz 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Milyarlarca yıldız

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

9Ege... Efsanelerin sıradan heyecanlara hayat hakkı tanımadığı ve hala, gerçeklerin rüyalara tutsak yaşadığı toprakların adı... Ve bu coğrafyanın doğayla, tarihle olan sürekli randevusuna hep geciken insanları... Yaşamakla, tüketmekle bitirilemeyen belde... Ege'yi İzmir ve civarından ibaret sanan, tatillerini "büyük tesislerin açık büfe kuyruklarında tüketen" dostlara armağan edilmiş bu yazıya, mütebessim bir anıyla başlamak istiyorum:

* * *

Birkaç yıl önce... Güney Ege'yi tarif eden haritanın hemen hemen en ucunda, önce herkesin "böcübörtü"den türetildiğini sandığı, ama aslında İngilizler kuşların bolluğu sebebiyle "Birdsbed" dedikleri için, yerel lisana "Bördübet mevkii" diye yerleşmiş bir bölgedeyiz. Açıkhava eğitimleri için geldiğimiz "www.klupamazon"da vakit geceyarısını çoktan geçmiş. Yol yorgunluğunun tatlı rehaveti içindeki iki dost genel müdür, bungalowlarının önünde, gerçek sessizliğin ne olduğunu farketmişler. Büyülenmiş vaziyetteler ve acaba sohbet, bu güzelliği bozar mı kuşkusu içinde soluklanıyorlar; Aralarında şu diyalog geçiyor: "Cennet de herhalde böyle bir yer. Adını Amazon koyduklarına göre, ister misin gecenin ilerleyen saatlerinde Amazonlar da bizim tatile iştirak etsinler?" Cevabı arkadaşından önce kampın sahibi Güneş Tecelli verecektir. Yavaş adımlarla evine gitmekte olan duayen gazeteci, alışılmış bir nükte kıvılcımıyla geceyi tutuşturur ve yoluna devam eder: "Çok beklersiniz Efendim... Ben 30 yıldır buradayım; daha gelen giden kimseye rastlamadım..."

* * *

Bir kaçamak düşleyin kendinize... Sabah yüzünüzü yıkarken, aynanın kenarında, kollarını kavuşturmuş, işinizin bitmesini bekleyen ve tropikal bir paletin renklendirdiği "Bilge Yeşil Kurbağa" ile göz göze geliyorsunuz. Kahvaltıya giderken, sağa sola kaçışan sincaplarla rastlıyor, şairin "bir devri taşır gibi sırtlarında mumları/ağır ve ürkek ama vakur adımları" dediği kaplumbağalarla selamlaşıyorsunuz. Bir sepetin içindeki köy kahvaltısı, güne iyi bir başlangıç yapmak için sizi bekliyor. Amazon'da herkes evsahibi. Emektar Mehmet ve ailesinden Mustafa'ya kadar bütün çalışanlar "pozitif düşünce olmak, pozitif düşünmekten öte birşeydir" diyerek hizmet ediyorlar. Sizi karmaşadan uzak tutuyorlar, ama ayrıntıya sahip çıkıldığını hissediyorsunuz. Bu abartısız, iddiasız, sade ve samimi içtenliğin ardında, Kaan, Özge ve Cengiz Tecelli var. Ulaş daha bebek arabasında...

* * *

Çorba kasesi gibi bir koy hemen yürüyüş mesafesinde. İnsanlar üstüste olmadığı için, bazen "bütün koyu kapatmışsınız" gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Akşam üstü mutlaka 5 çayı. Sallama bir kandırmaca değil; odun ateşinde demlenmiş bir huzur. Yemek faslı bir aile geleneği olarak korunuyor ki, siz kendinizi evinizde hissedebilesiniz; o iş "Mustafa Usta"ya emanet edilmiş. Çok beğendiğinizi söylemişseniz, bir daha gelişinize irmik helvası da hazır... Kadim bir müzik koleksiyonu eşliğinde, gemici fenerlerinin gölgeli aydınlığında akşam yemeği... Ve nihayet Ocakbaşı. Sohbet, Erkan'ın elinden kahve, bazen sıcak şarap, bazen patlamış mısır; meraklısına nargile... Tatil biterken ister istemez soruyorum: "Gökte milyarlarcası varken, neden sadece 5 yıldızla yetiniyorsunuz?"

ege@milliyet.com.tr




EGE
Milyarlarca yıldız
Üç ayrı konu
Bu CHP bir erken seçime yakalanırsa
Başarı için doğru adımlar





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Nihat Demirkol
M.Ali Kasalı
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer
© 2004 Milliyet