Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Temmuz 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Risk, korku ve güven


Ekonomide de, siyasette de riskler. Risk korku yaratır. Güven ise bunun tersidir. Mesela geçen hafta CHP Kurultayı'nda Baykal güvenoylamasında gizli oyu istemiyordu. Çünkü riskli görüyordu kendi konumunu. Korkuyordu. Nitekim riski göze almadı ve açık oylama istedi. Açık oylamanın riski yoktu. Açık oylama ile gizli oylamanın farkı demokratik olmayan ortamlarda ya da seçmenlerin seçme hakkını örgürce kullanamadığında ortaya çıkıyor.
Ekonomide de benzer bir olay var. Programın IMF'siz gidip gitmeyeceği çok tartışıldı. Aslında aynı program uygulanacak. Tıpkı aynı gündemin aynı delegelerle oylandığı gibi. Ancak piyasalarda güvensizlik egemen olduğu için mutlaka bir yerde IMF'nin olması isteniyor.
Birinde parti yönetiminden çekiniliyor. Kaldı ki, bu korkuyu artırmak için çeşitli tehditler savuruluyor. Diğerinde ise hükümete güven yok. Her an her türlü tavizkar uygulamaya geçilebileceğinden çekiniliyor.

IMF ile yola devam mı?
Malum 2001 şubatında kriz oluşunca IMF ile 4 yıllık bir anlaşma yapılmıştı. Öümüzdeki şubatta bunun sonuna geliniyor. Ancak ne yapılacağı çok önemli. Bu arada aralık ayında AB'ye tam üyelik konusunda bir müzakere takviminin ortaya çıkacağı süreçte IMF ile istikrar programının bir süre daha sürdürülmesi istenebilir.
Aslına bakarsanız, IMF ve istikrar konularına şu andaki ekonomik konjonktür gözlüğüyle değil de, Şubat 2005'te varacağımız nokta itibariyle baksak daha farklı olur. Şubat 2005'te enflasyon kalıcı olarak tek haneye inmiş, kamu borcunun milli gelire oranı belki de yüzde 62-64'e inmiş olacak. Bu da neredeyse Maastricht kriterlerine yaklaşmak demek. Büyüme yüzde 6'lara yaklaşmış olacak. 3 yıldır ciddi ve yüksek bir büyüme yaşayan ekonomi, 2005 yılında da benzer bir büyüme performansı sergileyebilecek.
Devam edelim. Dış denge konusunda dalgalı kur sigortası var. Ama yine de çok hızlı artan ihracat ve turizm sayesinde pek bir sıkıntı olmayacağı görünüyor. 2005 yılında belki de ihracat ile turizm 85 milyar doları aşacak, 90 milyar dolara tırmanacak.
Şimdi böylesi bir ekonomik konjonktürde IMF denetimi neden istenir? Demek ki, hala güvensizlik sorunu var. Hala kaygılar, korkular var. Ve bu kaygılar, hükümetin izleyeceği ekonomik politikaya bağlılığı konusunda.

Kırılganlıklar sürüyor ama...
Elbette programın henüz tamamlanmamış tarafları var. Bazı kırılganlıklar hala sürüyor. Ve öyle anlaşılıyor ki, 2005'te de bunlar ortadan kalkmış olmayacak. Mesela sosyal güvenlikte giderek büyüyen devasa açıklar. Mesela tarımdaki verimsizlik ve bitirilemeyen destekleme sistemi. Daha doğrusu başlanamayan prim sistemi. Bir türlü verimli, karlı hale getirilemeyen bankacılık sistemi.
Ama piyasaların, özellikle yurtdışı piyasaların IMF sopasını istemesinin temel nedeni iktidara güvensizlik. Medyada hükümet ne kadar pompalanırsa pompalansın bu yadsınamaz!
Son söz: Korkunun ecele faydası yoktur.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Sorumsuz Cumhurbaşkanı ve sorumluluğu

Çetin ALTAN
"Öne doğru sallanan bir yumruk" partisi kurulsa...

Melih AŞIK
Kızılay'dan haber

Hasan CEMAL
Aynayı yüzüne tutmak!

Güneri CIVAOĞLU
İki Yunanlı

Hurşit GÜNEŞ
Risk, korku ve güven

Nail GÜRELİ
Aptal ve zeki, çünkü kurnaz

Sami KOHEN
Hem 'tepeden', hem 'tabandan'...

Mehmet Y. YILMAZ
DSP, 'aile kulübü' olmaktan kurtulacak mı?

Meral TAMER
Halkımız STK'ları da sever, şirketleri de!

Ece TEMELKURAN
Jaguar Adamlar

Osman ULAGAY
Avrupalı, Türkiye'yi 'Avrupalı' sayacak mı?

Güngör URAS
'Yap bi yasa... Dediğim gibi olsun!..'

M. Ali BİRAND
Ege'de ısınma giderek artıyor

© 2004 Milliyet