Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Temmuz 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Halkımız STK'ları da sever, şirketleri de!

Çin ve Rus halkları, kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin itibara etkisi konusunda Almanlar ve Kanadalılar gibi düşünüyor


Son dönemde ülkemizde de pek moda olan kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin, şirketlerin itibarını kamuoyu nezdinde arttırdığına kuşku yok. Pekiyi bu tür bir projenin parçası olmak, sivil toplum kuruluşlarının (STK) itibarını ne yönde etkiliyor?
GlobeScan yönetiminde 4 yıldan beri 20 ülkede yaklaşık 20 bin kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk araştırmasındaki sorulardan biri de bu. Ve tahmin edebileceğiniz gibi sonuç STK'ların aleyhine.
Araştırmanın Türkiye halkasını oluşturan Yöntem Araştırma'nın yöneticisi, Araştırmacılar Derneği eski Başkanı Bülent Gündoğmuş'tan değişik ülke halklarının bu soruya nasıl yanıt verdiklerini rakamsal olarak önümüze koymasını istedik.

Çinliler ve Ruslar
Gündoğmuş'un verdiği bilgiye göre "Dünya kamuoyunun % 72'si (ortalama), spesifik bazı sosyal sorunları çözmek için şirketlerin STK'larla işbirliği yapmalarının, bu şirketlere itibar kazandırdığını düşünüyor. Buna karşılık STK'ların bazı hedefleri gerçekleştirmek için şirketlerle işbirliği yapması, dünya kamuoyunun ancak % 46'sı tarafından onaylanıyor."
Gündoğmuş'un "Kalkınmış Ülkeler" ve "Yükselen Pazarlar" olarak yaptığı 2 ayrı sınıflama, ilginç ipuçları veriyor. Zengin ülkelerde sosyal sorumluluk projelerinin şirketlere sağladığı itibarın halk farkında. En yüksek farkındalık da % 87 ile Almanya ve % 84 ile Kanada'da. Yükselen pazarlar arasında ise Çin ve Rus halklarının sosyalist geçmişlerinden gelen farklı bakış açıları dikkat çekici.
Şirketlerle işbirliğinin STK'lara itibar kazandırdığı konusunda bu 2 ülke halklarında ciddi tereddüt var. Daha doğrusu Çinliler ve Ruslar, tıpkı kalkınmış ülke halkları gibi tepki vermiş. Hatta Çin'de "Şirketlere itibar kazandırır" diyenlerle "STK'lara itibar kazandırır" diyenler arasındaki açık fark, tüm kalkınmış ülkelerinkinden fazla.
Gündoğmuş'un köşemiz için hazırladığı yukarıdaki grafiklerde bana en çarpıcı gelen ise halkımızın tepkilerinin, başka halklara nasıl da hiç benzemediği! Hale bakın! Şirketlerle işbirliği yapmanın STK'lara itibar kazandırdığını düşünmekte % 72'lik oran ile, anketin yapıldığı diğer tüm ülke halklarından açık ara öndeyiz! Ne kalkınmış ülkeler arasında, ne de yükselen pazarlarda değil % 70'li, % 60'lı oranlar bile yok. Hatta % 54'ün üstünde bile yok.
Dahası kurumsal sosyal sorumluluk araştırmasına yanıt veren Türklerden "Şirketlere itibar kazandırır" diyenlerle "STK'lara itibar kazandırır" diyenlerin oranı neredeyse eşit: % 74 - % 72. Aradaki fark sadece 2 puan.
İlk bakışta hayret verici gibi görünebilecek bu sonuç, aslında beni hiç şaşırtmadı:
  • Birincisi halkımızın birileri bir şey yapsın da parayı nereden bulursa bulsun kestirmeciliğini artık adım gibi bildiğimden.
  • İkincisi gerek şirketlerin, gerekse STK'ların güçlü medya bağlantıları ve başarılı piarları sayesinde incir çekirdeğini doldurmayan faaliyetlerini müthiş işler başarıyormuş gibi halka takdim etmelerinden.
  • Üçüncüsü ülkemizdeki STK enflasyonu içinde istisna oluştursalar da Türkan Saylan ve Hayrettin Karaca gibi saygın isimlerle özdeşleşmiş ÇYDD ve TEMA gibi birkaç STK'nın gerçekten önemli işlere imza atmalarından.
  • Dördüncüsü Türkiye ile sıkça karşılaştırılan (Son olarak NATO Zirvesi'nde Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac da karşılaştırmıştı) Meksika'da halkın bizimkine benzer şekilde ha şirket, ha STK fark etmez görüşünde olması. Grafikte de görebileceğimiz gibi Meksika'da oranlar çok düşük (% 39 - % 36), ama aradaki fark bizimkinden sadece 1 puan fazla.
  • Beşincisi ve belki de hepsinden önemlisi Türkiye'de sivil örgütlenme bilincinin maalesef hâlâ çok düşük düzeyde olması ve halkımızın da bu yüzden elmalarla armutları ayırt edememesi.


  • Düzeltme - Avrupa Komisyonu Başkanlığı'nı geçtiğimiz günlerde bırakan Romano Prodi, dünkü yazımda yanlışlıkla Avrupa Parlamentosu Başkanı olarak anılmıştır. Avrupa Parlamentosu Başkanlığı'nı önümüzdeki günlerde bırakacak olan ise Pat Cox'tur. Düzeltir özür dilerim.


    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Sorumsuz Cumhurbaşkanı ve sorumluluğu

    Çetin ALTAN
    "Öne doğru sallanan bir yumruk" partisi kurulsa...

    Melih AŞIK
    Kızılay'dan haber

    Hasan CEMAL
    Aynayı yüzüne tutmak!

    Güneri CIVAOĞLU
    İki Yunanlı

    Hurşit GÜNEŞ
    Risk, korku ve güven

    Nail GÜRELİ
    Aptal ve zeki, çünkü kurnaz

    Sami KOHEN
    Hem 'tepeden', hem 'tabandan'...

    Mehmet Y. YILMAZ
    DSP, 'aile kulübü' olmaktan kurtulacak mı?

    Meral TAMER
    Halkımız STK'ları da sever, şirketleri de!

    Ece TEMELKURAN
    Jaguar Adamlar

    Osman ULAGAY
    Avrupalı, Türkiye'yi 'Avrupalı' sayacak mı?

    Güngör URAS
    'Yap bi yasa... Dediğim gibi olsun!..'

    M. Ali BİRAND
    Ege'de ısınma giderek artıyor

    © 2004 Milliyet