Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Temmuz 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Misafir ağırlama sanatı

Bir misafirin geleceği duyulduğunda arkadaşların ya da etraftakilerin ev sahibini utandırmamak için ellerinden gelenin fazlasını yapmaları beni her zaman eğlendirdi


Her misafir gelişinde, onun mükemmel bir tatil geçirmesi için arkadaşların, akrabaların bir ağ gibi sessizce birleşmeleri hep merakımı uyandırmış ve beni eğlendirmiştir. Türklerin herkes tarafından bilinen misafirperverliklerinden bahsetmiyorum, anlattığım daha da içten ve yakın bir şey. Sadece misafiri mutlu etmek için değil, misafiri çağıranın da yüzünü kara çıkarmamak adına bir çeşit suç ortaklığı örtüsü! Geldi ve kendini sevdirdi diyelim, bu örtü değerli şekillere bürünüyor!
Misafirimin geleceği kesinleşince, bana evde yardımcı olan Seher hanım, evin daha önceden temizletmeyi başaramadığım en gizli noktaları dahil olmak üzere her köşesini temizlemeye başladı; kapıcı girişi ve merdiven boşluğunu parlatmayı görev edindi; yönetici en sonunda bana birkaç çift ayakkabıya mal olan düzensiz park yerimize çekidüzen vermeye ve asfalt döktürmeye karar verdi. (Galiba biraz abarttım şimdi. Asfalt dökme işi uzun süredir planlanmıştı, yine de beni sevdiği için ve tam misafirim gelmeden önce, onun ayakkabıları mahvolmasın diye yaptırdığına inanmak işime geliyor!) Arkadaşlarım, beni tanıdıklarından ve heyecanlanınca gidilebilecek doğru yerleri bulamadığımı, sadece kargaşa yarattığımı bildiklerinden, derhal rezervasyonlar yaptırmak, davetiyeler, değişik adresler bulmak için var güçleriyle çalıştılar. Yani her şeyden habersiz Marco yüzünde gülücüklerle havaalanına indiğinde, dost "ağı" hazırlıkları tamamlamış, bana sadece gerçekten aşık olduğumdan hiç de zor gelmeyen onu ağırlama ve bunun keyfini çıkarma görevi kalmıştı.
Tek problem deniz bölümüydü çünkü o Milano'dan sıkılmıştı ve mutlaka Türkiye'nin güneyini görmek istiyordu. Daha önce de yazdığım gibi, birkaç senedir gürültülü ve doğal olmayan "moda" sahillerden sıkıldığım için tekneleri tercih ediyorum ama maalesef az günümüz vardı ve hava tahmin raporları yağmuru gösteriyordu. Ben de o oteli seçmeye karar verdim. İsminden dolayı mükemmel bir servis alacağımdan emindim ve keyif alma kısmı da bana kalıyordu! Bu da gerçek bir sürpriz oldu!
Oraya daha önce hiç gitmemiştim, bu yüzden kimseye haber veremememe rağmen, geldiğimiz andan itibaren suç ortağı dost örtüsünün otele kadar uzandığını fark ettim! Metrdotel Ahmet Nart bize ilk tatlı sürprizi yaptı. Son derece profesyonel ve sempatikti. Yine sempatik yüzü ve gülümsemesiyle dikkat çeken, son derece başarılı Egemen ile beraber sadece bizi ağırlıyorlardı. İnanılmaz ama sanki birisi "Bizim Donatella mutlu olmalı" emrini vermiş ve benim her seferinde biraz daha aptallaşan ve mutlu olan misafirimin küçük zevklerinin gerçekleştirilme durumu bizi takip etmeye başlamıştı. "Ne lezzetli bir limon marmelatı..." Ertesi sabah bize İtalyanca bir not eşliğinde bir kavanoz marmelat hediye ediyorlardı. Bizimki İngilizce olarak metrdotele "Türk şarabı ne kadar da lezzetliymiş" diyor, her bölgeye özgü şaraplar eğlenceli ve ilginç bilgi notlarıyla hemen geliyordu. Bizimki, likör konusunda bir eksper olan barmene, "Olağanüstü bir kokteyl bu" dediği anda, sadece bir eksperin yapabileceği türden müthiş akrobatik hareketlerle envai çeşit kokteyl hazırlıyordu. "Ne güzel gulet" demeye kalmadan filmlerde gördüğümüz gibi yakışıklı ve ciddi kaptan yakın adaları kapsayan bir gezi düzenliyordu bize. O, "Türklerin bu kadar sempatik olduklarını bilmiyordum" der demez, otelin direktörü bir yerlerden çıkageliyor ve bizimle sohbet ediyor, mutlu olup olmadığımızı kontrol ediyordu... Yani unutulmaz bir tatil! Arkadaşım Ömer Koç'u arayıp bize ilgi göstermelerini isteseydim, ancak bu kadar güzel bir "balayı" geçirebilirdik herhalde.
Eyvah, ağzımdan kaçtı! Balayı! Acaba Palmira'daki arkadaşlarım Marco ve ben fark etmeden, onu elimden kaçırmayayım diye tatlı bir tuzak kurmuş olabilirler mi?

Limon marmelatı
Malzemesi: 10 yeşil limon, 16 kaşık şeker, buz, 6 ölçek cachaça (şeker kamışından gelen alkol) veya beyaz rom.

Hazırlanışı: 10 limonu kesin ve 16 kaşık şekerle beraber, limon suyu ve şeker iyice harmanlanana kadar ezin. Buz ekleyin, 6 ölçek cachaça veya beyaz rom katın.
Afiyet olsun
donatellapiatti@hotmail.com





CUMARTESİ
"Ne yaparsam satarım sanıyordum, öyle değilmiş"
Avşar'a üç jön birden
Konuşturan kart koleksiyonları
Tatil şıklığına aksesuvarlı destek
"Bizi dinleyenler şaşıracak"
Sıcak dalga dalga geliyor
Solaris'e elektronik yolculuk
Kalp
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Lezzetli bir hafta sonu





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet