
|
|
|
 |
|
|
"Oh"larla "ah"ların hikayesi
Araştırmacı Jonathan Margolis, "Orgazmın Mahrem Tarihi" adlı kitabında orgazm konusundaki farklı yaklaşımları anlatıyor
londra
Erkekler için çabuk erişilen, kadınlar içinse yavaş ve zor gelinen, insan neslinin devamı için gerekli doruk noktası. Bütün bu farklara rağmen iki cinsi bir araya getiren yine o: Orgazm. İşte Jonathan Margolis, "O: The Intimate History of the Orgasm / Orgazmın Mahrem Tarihi" adlı yeni kitabında bu fenomeni araştırıyor.
Erkek ve kadınların cinsel istekleri, deneyimleri ve amaçları birbirinden çok farklı. Genelde kadınlar önce aşık oluyor sonra cinselliğin büyük zevkini keşfediyor. Erkeklerde durum tam tersi. Onlar önce cinselliği sonra aşkı tanıyor. Erkek ve kadın arasındaki en önemli fark orgazmın fizyolojik mi yoksa duygusal bir olgu mu olduğu konusunda belki de.
Yapılan araştırmalar orgazmik spazmların birkaç saniye ile en çok 1 dakika arasında sürdüğünü gösteriyor. Orgazm vücutta yoğun bir fizyolojik hareketlilik eşliğinde oluşuyor. Cinsel organlara kan hücum ediyor. Nabız atışları yükseliyor. Kalp daha hızlı çarparken nefes alıp verme sıklaşıyor. Kaslar elde olmadan kasılıyor. Orgazmdan sonra yorgun düşen vücut gevşiyor ve çoğu zaman uykuya dalınıyor.
Orgazm öncesinde hücum eden kan beynin sağ yarısındaki hayal gücü merkezini uyardığından insanların yaratma gücü artabiliyor. Bütün bunların sebebi aşk hormonu oxytocin. Bu hormon beynin hipotalamus kısmında oluşuyor ve hipofizde depolanıyor. Cinsel birleşme sırasında ve çocuk doğururken kan dolaşımı vasıtasıyla bütün vücuda yayılıyor. Cinsel birleşmeden sonra kendini iyi hissetme, sevgi, rahatlama, hatta gebeliği garanti etme içgüdüsüne bağlı olarak tekrar cinsel birleşme arzusu, doğumdan sonra da koruma, fedakarlık, şefkat, bağlılık ve annelik hisleri veriyor.
Orgazma üç farklı bakış
İş orgazmın duygusal yanına geldiğinde kadın-erkek farkı daha çok ortaya çıkıyor. Erkekler genelde orgazmın kendisine, kadınlar ise eşleriyle aralarındaki ilişkinin kalitesine, güven duygusuna ve sadakate öncelik veriyor.
Orgazm mekanizmasının bilimsel olarak tartışılmaya başlandığı son 40-50 yılda üç farklı görüşün ortaya çıktığı görülüyor.
Desmond Morris'in geliştirdiği klasik teoriye göre, kadın orgazmı gelecek nesilleri güven altına alan monogam bir düzenin yerleşmesi için gerekli. Dolayısıyla ancak uzun zamandır eşi ile beraber olan erkek onun nasıl tatmin olacağını bilebilir.
Feministler de kadın orgazmının evrimsel bir olgu olduğunu söylüyor. Amaç basit bir cinsel birleşmenin ardından bir rahatlama duygusu yaşamak. Bu amaca erişilemiyorsa ya kadında bir anormallik ya da erkekte bir yanlışlık var demektir. Kadınların cinsel istekleri erkeklere oranla daha az değil, bilakis daha fazla. Bir dinlenme süresine ihtiyaç duymadan üst üste birkaç kere orgazma erişme yeteneği doğa tarafından erkeklere değil kadınlara verilmiş. Bu teori monogaminin doğadan değil, sosyopolitik baskıdan kaynaklandığına inanıyor.
Antropoloji profesörü Donald Symons'un teorisi ise, "Erkekler zampara, kadınlar gerçekçidir" sloganına dayanıyor. Bir sürü fizyolojik, kültürel ve duygusal faktörler kadın orgazmı olgusunu meydana getiriyor. Ana rahmindeki dişi ve erkek ceninin hemen hemen aynı olduğunu dikkate alırsak kadının orgazmı da erkeğinkine benziyor.
Morris'e göre günümüz kadınının orgazmını artık yepyeni bir çerçeve içinde görmenin zamanı geldi. Kadınlar eşlerini hayvanların kullandıkları kıstaslara (vücut büyüklüğü, atılganlık, dövüşkenlik, diğer erkekleri kaçırtma gibi) uygun olarak seçmiyorlar artık. Erkeklerinde zeka, yakınlık, ilgi, etrafında ilgi uyandırma ve biraz da yatakta beceri arıyorlar.
Ünlü antropolog Margaret Mead ise, "Cinsel birleşmeden önce aşk oyunlarının özendirildiği toplumlarda hemen hemen bütün kadınlar orgazma ulaşıyor" diyor ve devam ediyor: "Buna izin verilmeyen, cinsel ilişkiye giyinik olarak girilen toplumlarda kadınların orgazmından bahsetmek mümkün değil."
Asla bitip tükenmeyecek bir konu bu. Bir dakikalık "doruk"a ilişkin daha ne tür teoriler geliştirilecek kim bilir?
|
|
|

|
|