|
 |
|
|
Sabun köpüğünden balonlar...
YAZ aylarında politik sektörün flaşları, gündüz patlatılan havai fişekleri gibi, ne fazla göz alıyor, ne de dikkati çekiyor fazla...
Avrupa Birliği'nin, KKTC üstündeki ambargoları hafifletmesi...
Oysa hayatta, kepçenin ters tarafına düşmemişler arasında konuşmalar çok daha başka:
- Siz yazlığa gitmiyor musunuz bu yıl?
- Çocukların okul sorunu yüzünden biraz geciktik. Datça'da küçük bir yerimiz var, haftaya oraya gidiyoruz.
- Ne kadar kalacaksınız?
- Her zamanki gibi, ağustos sonuna kadar...
***
80 yıldan bu yana, Türk Ceza Kanunu'nda - ki ne menem bir "demir ökçe" ülkesi olduğumuzun mızraklaşmış bir kanıtıydı - ilk kez köklü ve kapsamlı bir değişiklik yapılıyor.
Öylesi bir ceza yasasına ne hukukçularımız, ne barolarımız, ne üniversitelerimiz, ne medyamız, ne politikacılarımız yeterince karşı çıkabildi.
O nedenle de, üst düzey kadrolarımız bile, bahçe hamağında sallanırken, dünyaya salıncak kurduklarına inanacak kadar "tun kafa" kaldılar.
***
Üçüncü Dünya'nın tek heykelli ülkelerinden olmak, veya olmamak kimin umurunda...
- Siz, bir hayli katı ve sakızlı Maraş dondurmasını seviyor musunuz?
- Hayır, ben daha çok sorbe'yi yeğliyorum.
***
Değişik meslek ve yaş gruplarından çeşit çeşit dostlara rastladıkça, ayak üstü sordukları sorular hemen hemen hep aynı:
- Amerika ne yapmayı düşünüyor?
Yahut:
- Avrupa gerçekten alacak mı bizi de?
Türk insanının gözünde, vazgeçtik ülkeleri, kıtalar dahi bir tek kişiymiş gibi biçimlenmede...
Tıpkı vaktiyle Osmanlı'yı "padişah"ın; TC'yi de Atatürk'ün, yahut İnönü'nün temsil etmesi gibi...
Diplomatlarımız da, 400 milyon nüfuslu AB'yi, tek bir kartvizite indirgemiyorlar mı:
- AB, bize müzakere tarihi vermezse, kendisiyle çelişkiye düşer; küresel bir vizyona sahip olma yerine, yerel bir Hıristiyan kulübüne dönüşür...
***
Şayet AB üyeliği için müzakere tarihi alamazsak; İsveç de çağın küreselleşme trenini kaçıracak, Belçika da, Almanya da, İngiltere de, İtalya da, Fransa da, İspanya da vs...
Velhasıl yazık olacak AB'ye...
Nasıl ki Başkan Bush'un hataları da, 230 milyon nüfuslu ve 50 eyaletli Amerika Birleşik Devletleri'nin burnunu da kırabilir, kanatlarını da... Ne üniversitelerinin değeri kalır, ne de Hollywood filmlerinin...
Ülkeleri, devletleri, kıtaları; neredeyse her biri, "tek bir kişi"ymiş gibi etiketleyerek yapılan politik ve diplomatik analizler...
***
Binaların su boruları, muslukları, banyoları donatımında, üst düzey bir teknisyen olan Avni Bakacak dostumla, akşam saatlerinde balkonda oturup uzaklardaki Adalar'a karşı bira içmek; öylesine tanjant geçiyor ki politik çobanların velvelesine...
***
Avni'ye 70 yıl önceki Göztepe'den kırıntılar naklediyorum.
Boyanmadığı için rengi kararmış ahşap köşkler dönemi... Köşklerin bahçelerinde çamlar, cevizler, atkestaneleri...
Ve köşkleri - bizimki de dahil - yap - satçılarla, kat karşılığı umacı apartmanlara dönüştüren mirasçılar...
- Avni, diyorum; Şark insanı, kendi enerjisini, meslek alanında somuta dönüştürerek kazançtan zenginleşmeyi bilmez. Şark insanı için, mal mülk, yani ranttan geçinmedir zenginlik... "Kazanç" ve "servet" ayrımı bir türlü billurlaşmadı buralarda... Kimbilir şu sırada kaç milyon insan var Türkiye'de; hala daha ilerideki bir mirastan medet uman...
***
Irak'ta kanlı çatışmalar sürüp gidiyor... AB'nin KKTC üstündeki ambargoyu hafifletmesi önemli bir başarı...
Mutfakta, bulaşık makinesi kapağının açılmasını engelleyen, cilalı tahta "kaş" arkasındaki kalontor radyatörü küçültmek de bir başarı; enfes bir hünkarbeğendi pişirmek de bir başarı...
***
Geçen yıl 46 bin yol kazası olmuş Türkiye'de; bakın bu kadar yol kazası, asla bir yaşam başarısı değil...
Ev kazalarının sayısı, daha da fazlaymış; o da bir başarı değil...
Bitip tükenmeyen orman yangınları da...
***
- Siz yazlığa gitmiyor musunuz bu yıl?
......
- Amerika ne yapmayı düşünüyor?
......
- KKTC üstünde ambargonun hafifletilmesi önemli bir adım...
Albinoni'nin adagioları da, ne kadar güzel gerinip uzanıyor seslerle, galeksiler ve okyanusların derinlikleri arasında...
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|

|