|
 |
|
|
Esas iş şimdi başlıyor
AB Komisyonu'nun Kıbrıs Türk kesimine karşı yıllardan beri uygulanan ticari kısıtlamaları kaldırmaya karar vermesi, KKTC'nin siyasal ve ekonomik yaşamını nasıl etkileyecek?
Önce bu kararın anlamı üzerinde duralım. Kıbrıs'taki referandumdan sonra AB (ABD ve BM ile birlikte), Kıbrıs Türklerinin "izolasyonu"na (veya bizde kullanılan terimiyle "ambargo"ya) son verileceğini açıklamıştı. Bu vaadin hemen yerine getirilmesini bekleyenler, daha çok "teknik nedenler"den kaynaklanan gecikmeleri bazı art düşüncelere atfettiler. Oysa şimdi, AB Komisyonu'nun benimsediği "paket", çalışmaların söz verildiği şekilde yapıldığını ve sonuçta "izolasyon" politikasının terk edildiğini gösteriyor.
***
BUNUN Ekonomik anlamı şudur: AB ile Türk kesimi arasında direkt ticari ilişkiler kurulacak, KKTC kendi limanlarından AB ülkelerine ihracat yapacak, ürünlerini, mallarını imtiyazlı bir gümrük tarifesine göre satabilecek, ayrıca AB'den çeşitli projeler için toplam 259 milyon euro'luk bir yardım alacak... Böylece Kıbrıs Türk kesimi, AB tarafından aday ülkelere benzer bir rejime tabi tutulacak. Bu alanda sağlanacak ticari ve mali olanaklar, KKTC'nin dışa açılmasına, kalkınmasına ve yaşam düzeyini yükseltmesine yol açacak...Kararın siyasal anlamı, en az ekonomik değeri kadar önemlidir. AB böylece "fiilen" Kuzey Kıbrıs'taki Türk varlığını kaale almış bulunuyor. Gerçi AB yetkililerinin bu vesileyle bir kez daha tekrarladığı gibi, bu yeni tutum KKTC'nin - bağımsız bir devlet olarak - tanınması veya ileride tanınacağı anlamını taşımıyor. Verheugen'in deyişiyle AB'nin politikası, "birleşik bir Kıbrıs devleti"nin kurulmasına yöneliktir. Ancak şu da bir gerçektir ki, AB, son kararıyla referandumda çözüme "evet" diyen Türk tarafını da mağduriyetten kurtarmaya, ona destek olmaya (ve fiilen varlığını kabul etmeye) yönelik yeni bir stratejiyi de uygulamaya koymuş oluyor...
***
AB'nin kararı kuşkusuz Türk tarafı için önemli bir kazanımdır. Ancak bu kazanımın özellikle ekonomik alanda Kıbrıs Türklerine umulan avantajları ve olanakları sağlaması, KKTC yönetiminin ve ilgili kurumlarının izleyeceği politikaya ve alacağı önlemlere bağlıdır.
Dün görüştüğümüz KKTC Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'in dediği gibi "artık kimse izolasyonun arkasına saklanıp sıkıntılara gerekçe uyduramaz". AB'nin kararından sonra, KKTC'nin, sunulan fırsatları değerlendirebilmesi için, ivedilikle alınması gereken birçok tedbir var. Erel'e göre üretimi artıracak, verimliliği yükseltecek, rekabet yeteneğini güçlendirecek, bir dizi reform veya uyum yasaları çıkarılmalı. Tarımda üretimin AB standartlarına uyması, maliyete yansıyan enerji fiyatının yeniden ayarlanması, yeni vergi düzenlemelerinin yapılması, yabancı sermayeyi çekecek bir ortamın yaratılması, alınması gereken önlemlerin başında geliyor.
***
ALİ Erel, hükümetin ve Meclis'in bu yönde hızla çalışmaya başlaması gerektiğini, ancak siyasal tıkanıklığı gidermek için erken seçimin (en erken tarihte) yapılmasının da şart olduğunu söylüyor.
Gerçekten, AB'nin kısıtlamaları kaldırma yönünde aldığı kararın, pratikte KKTC'nin varlığı ve geleceği üzerinde yararlı bir etki yapması için, her şeyden önce Kıbrıs Türklerinin, çok hızlı biçimde, bir "yeniden yapılanma süreci"ni başlatmaları gerekiyor.
Evet, KKTC'de esas iş şimdi başlıyor...
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|