|
 |
|
|
"PKK sudan çıkmış balık gibi"
Talabani'nin genel yaklaşımını öven de, eleştirenler de vardır. Kimsenin reddedemeyeceği en önemli özelliği ise, deneyimli bir politikacı olmasıdır.
Yıllar boyunca kimlerle dans ettiğini, kimlerle silahlı silahlı mücadeleye girdiğini düşünecek olursak, yeteneklerini çok daha iyi anlayabiliriz.
Perşembe günkü MANŞET (CNN TÜRK hafta için hergün 17:00) programında yaptığı açıklamalar dikkat çekiciydi.
PKK'nın nasıl üç gruba ayrıldığını anlattı:
1. Barış isteyen 17 komutandan oluşan grup. Musul bölgesinde bulunuyorlar.
2. Abdullah Öcalan'ın emriyle tekrar teröre başlayan grup.
3. Suriyeli ve Iraklı Kürtlerden oluşan ve kafaları karışmış olarak ne yapacaklarını bilmeyen grup.
Talabani'ye göre, PKK sudan çıkmış balığa benziyor. Güneydoğu halkının artık terör istemediğine dikkat çekiyor ve yeniden silahlı mücadeleye girilmesinin hüsranla sonuçlanacağını ileri sürüyor. Karşılıklı olarak nefretleştikleri Abdullah Öcalan'ı da sert şekilde suçluyor.
Talabani, söyleşisinde önemli bir ayrıntıya daha değindi:
"PKK ile mücadeleye biz silahla karışmayız. Politik alanda teröre karşı çıkmakla yetiniriz..." Ardından da, muzipçe gülümseyerek eklemeden edemiyor ve "Amerikalıların ne yapacaklarını dostunuz Bush'a sorun. Onlar asıl sizin yakınınız" diyor.
Ankara'da ortaya attığı "Kerkük'e Brüksel tipinde özel statü tanınması" önerisi epey karışık ancak, Türkiye ve bölge ülkelerini rahatsız etmemeye yönelik olması açısından ilginç.
Barzani'nin milliyetçi yaklaşımına oranla daha liberal politikalardan yana çıkan Talabani, anlaşılan şu sıralarda Ankara'da daha farklı dinleniyor...
AB KIBRIS SÖZÜNÜ TUTMALI
Kıbrıs konusunda AB Komisyonu verdiği sözü tuttu.
Verheugen'in açıkladı önlem paketi, KKTC'yi büyük oranda rahatlatacak. Resmen tanınmıyor (zaten Türk tarafınında böyle bir isteği yoktu) ancak, Rumlara mahkum etmeden Türk bölgesi ile ikili ticaretin kapılarını açıyor. Ayrıca bir de mali yardım yapıyor.
AB Komisyonu son derece önemli bir ilk adım atmış oldu. KKTC'yi kendi kaderiyle başbaşa bırakmadı. Referandum öncesi söylediklerinin arkasında durdu.
Şimdi top AB üye ülkelerinde.
Komisyonunki bir öneri paketi. Şimdi bu paket üye ülke dışişleri bakanlarından oluşan konseye gidecek ve son söz söylenecek.
Rumlar, Komisyon önerilerine ateş püskürüyorlar. En fazla kullandıkları gerekçe de, bu şekilde KKTC'ye ayrı bir devlet verileceği... Rumlar, hem referandumda HAYIR oyu kullandılar, hem de Türklerin cezalandırılmasını istiyorlar... Bundan daha büyük bir haksızlık düşünemiyorum.
Avrupa ülkelerinin böylesine bir adeletsizliğe göz yummamaları gerekiyor. Eğer AB güvenirliğini ve inandırıcılığını sürdürmek istiyorsa, Komisyon'un önerisini aynen kabul eder. Rumların maddi yardımı vetolamalarını da engeller.
FORMOZA FORMÜLÜNE DOĞRU GİDİLİYOR...
AB Komisyonunun aldığı bu karar, KKTC için Formoza formülünün devreye sokulmak istendiğini gösteriyor.
Kıta Çin'inden ayrılan Milliyetçi Çin ö günden bu yana, resmen tanınmamakla birlikte, hemen her ülkede temsilcilik açabiliyor ve ticaret yapabiliyor.
Avrupa birliği, KKTC'yi yolda bırakmamalı.
PAKETTE NELER VAR?
• Kıbrıslı Türklere üç yıl içinde toplam 259 milyon euro mali yardım yapılması öngörülüyor.
• Doğrudan ticarette AB'ye sadece tamamı Ada'nın kuzeyinde üretilmiş mallar ihraç edilebilecek. Bu mallara dolaylı vergiler uygulanmayacak.
• Sağlık kontrolleri AB standartlarına çıkana kadar canlı hayvan ve ürünleri birliğe satılamayacak.
• Meyve-sebze ihracında sağlık kontrolleri Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile işbirliği içinde AB Komisyonu yetkilileri tarafından yapılacak.
• Kuzey Kıbrıs'a doğrudan kullandırılması taahhüt edilen 259 milyon euro kuzeyde açılacak AB ofisi aracılığıyla projelere açılacak.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|
|

|