|
 |
|
|
Siyaset ve ihanet
Haluk Ulusoy bugünlerde ihanete uğradığından, futbola siyaset karıştırıldığından şikayet ediyormuş. Düne kadar iktidarın gücünden ve nimetlerinden yararlanmak için kapısını çaldığı insanların, şimdi kendisine sırt çevirmesini Sezar-Brütüs ilişkisine benzetiyormuş!
Yapma başkan! Sen değil miydin adaylığını açıklamadan önce icazet isteyen, sen değil miydin hükümetin seni desteklediği söylemleriyle muhaliflerini sindirmeye çalışan?
Evet, ne yazık ki futbolumuz bugün politika illetine yakayı kaptırdı.
Ama lütfen yanıt ver sayın Ulusoy?
Hiç mi günahın, sorumluluğun, payın yok bugünlere gelinmesinde?
Rastlantıya bak!
Tarih 3 Haziran 1998. Ankara'da Haluk Ulusoy federasyonunun ilk olağan genel kurul toplantısı yapılacak. Ancak, UEFA kurullarında yer alacak isimlerin belirleneceği liste nedeniyle ortalık toz - duman.
Ulusoy, "Altı yıldır orada ne yaptılar?"dediği Levent Bıçakcı ve Süheyl Önen'in adlarını çizmiş, Şenes Erzik ise öfkeden çıldırmıştır.
Liste krizi genel kurulu gölgede bırakırken, devreye Ulusoy'un asbaşkanı Hadi Türkmen girer. Türkmen, İngilizce olarak hazırlanan UEFA listesine Ulusoy'un istediği isimleri yazar. Altına da "Daha önce kurullarda yer alan arkadaşlar da adaydır" ibaresini ekler ve federasyon başkanına imzalatır.
Aradan 6 yıl geçer. Rastlantıya bakın. O gün önü kesilmek istenen, geçen sürede UEFA Tahkim Kurulu Asbaşkanlığına dek yükselen Bıçakçı, bugün Ulusoy'a karşı federasyon başkan adayı olarak gündeme gelir!
Ya AB'ye alırlarsa bizi...
İtalya'nın köklü kulüplerinden Roma, 113 milyon Euro'luk vergi borcu yüzünden Seri A'dan ihraç tehlikesiyle karşı karşıya kalmış... İtalyan maliyesinin şakası yok. Ya bu borç ödenecek ya da tarihinin en sıkıntılı günlerini yaşayan koskoca Roma takımı bir alt lige indirilecek.
Ama adamlar yaptıkları bunca borca karşın öyle onurluki... Araya hatırı sayılır devlet büyükleri sokmak, borcu öteletmek, erteletmek, affettirmek gibi, bizim pek alışık olduğumuz yöntemleri hiç düşünmemişler. Çözüm için bir kampanya düzenleyip taraftarlarından maddi yardım istemişler.
Roma halkı takımlarının derdine ne kadar deva olur bilinmez.
Ama ortada bir gerçek var; kapısından bacasından girmek için yapmadığımız numara, değiştirmediğimiz yasa kalmayan AB'ye alırlarsa bizi, vay haline güzide kulüplerimizin! Bakın o zaman yüzmilyonlarca dolarlık borçların affedilmesi için ülkenin başkentinde günlerce nöbet tutan kulüp başkanı, yöneticisi kalıyor mu ortada? Ya da onların isteklerine hoşgörü ve sevecenlikle yaklaşan bürokrat takımı?
Hakem patronunu bekliyor...
Dikkatlerin 22 Temmuz'da yapılacak federasyon genel kurulu ve ortaya çıkacak başkan adaylarına odaklandığı şu günlerde hakem camiası tedirgin, endişeli ve yarına dönük ciddi kaygılar taşıyor.
Kimin federasyon başkanı seçileceğinden çok, Merkez Hakem Kurulu'nun oluşumu ilgilendiriyor onları. Kafalar karışık, gözönündeki tablo sisli, sorular yanıtsız...
Birkaç gün sonra hakem klasmanı açıklanacak. 17-20 Temmuz tarihleri arasında Riva'da geleneksel sezon öncesi hakem semineri var. 24 Temmuz'da ise Kuşadası'nda seminerin medyayı ilgilendiren görsel yanı icra edilecek.
Bu organizasyonların sorumluluğunu kimin üstleneceği, 22 Temmuz'dan sonra hükmü şahsiyeti bitecek olan mevcut MHK'nin bu aşamada ne denli verimli ve inandırıcı olacağı tartışma konusu.
Ne yazık ki, bu ortamda hakem camiası her zamankinden çok ihtiyacı olduğu bütünlüğü yitirmiş durumda."Kazan kaynıyor, birileri durmadan ateşi körüklüyor.
Merak ettiğimiz soruların yanıtı için TFFHGD başkanı Mustafa Çulcu'nun kapısı çaldık. Çulcu, gündeme getirdiğimiz sıkıntıların abartılmaması gerektiğini, hakem arkadaşlarının mevcut gelişmelerin dışında kalması için çaba gösterdiğini söyledi.
Aslında bu çaba bile yaşanan sıkıntıların göstergesiydi. Kesmeyelim, devam etti Çulcu anlatmaya;
"Ben hakem camiasının sendika başkanıyım. Aralarında kanlı-bıçaklım olsa bile, üstlendiğim görev gereği tüm arkadaşlarıma kucak açıyorum. Hepsine aynı mesafedeyim. Beni arayan arkadaşlarıma "herkes antrenmanını yapsın işine baksın, lige nasıl formda gireriz onu düşünsün" diyorum. Kimin MHK başkanı olacağı bizi ilgilendirmemeli. Çünkü hiçbir MHK başkanı örneğin, Kuddusi'den, Bülent'ten, Cüneyt'ten vazgeçemez. Biz sahada işimizi doğru yaptıktan sonra MHK rahat eder. Mevcut kurul gelir, Riva'da seminerini yapar. Kimse kaygı duymasın, disiplin ön planda olacak. Yanlışa izin vermem, önce beni karşılarında bulurlar. Hepimiz bu kuruma saygı duymak zorundayız. Kuşadası'ndaki semineri yeni MHK düzenler. Süre az olduğu için EPAK'dan yardım alır. Sezona hazır gireriz."
Başkan kendine düşen sorumluluğun farkında. Tedbirli, kararlı. Gerektiğinde otoritesini kullanacağını, düzenin bozulmasına izin vermeyeceğini söylüyor.
Bu tavrı kısa vadede sorunlara çözüm getirir mi bilinmez.
Ancak yeni MHK'nin işi bir hayli zor. Kaybolan sevgi ortamını geri getirmek, birlikteliği sağlamak, husumeti ortadan kaldırmak için çok çaba harcaması gerekecek. Tabi bu genel kurul, camianın güvenini kazanmış, inandırıcılığını yitirmemiş, taviz vermeyen, ilkeli bir MHK seçebilirse!
Bosque'nin derdi
Beşiktaş'ın teknik patronu Del Bosque talimat vermiş. Kaleci antrenörü, sağlık ekibi ve malzemeciler İspanyolca öğrenecekmiş! Deneyimli çalıştırıcının futbolcularından yana derdi yok anlaşılan. Hele bir lig başlasın, işler yolunda gitmesin o zaman görürüz "tonton amcayı". Antrenmanlarda İspanyolca mı konuşur, yoksa elinde Türkçe sözlük futbolcusunun peşinde mi koşturur bilinmez.
Aman Milne ve Lucescu'yu örnek alma sayın Bosque... Aynı iklimin insanıyız. Sıcakkanlı, heyecanlı. Anlaşmamız, kaynaşmamız zor olmaz.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|