Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Temmuz 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Türban!


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, kısa adıyla AİHM'nin başörtüsü yasağıyla ilgili kararı...
Özetle dedi ki:
Türkiye üniversitelerinde uygulanmakta olan başörtüsü yasağı laikliğe uygundur; insan haklarına aykırı değildir; bu konuda, Türk Anayasa Mahkemesi'nin yorumu ve yasak kararı doğrudur.
Yüksek Mahkeme böylece Leyla Şahin'in, dini inancı açıklama özgürlüğü kapsamında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bulduğu yasakla ilgili başvurusunu reddetti.
Sorun bitti mi?
Çözüldü mü? Hayır.
Başörtüsü, birey - toplum - devlet üçgeninde zaman zaman gerilimlere yol açan duyarlı bir konu olmaya devam ediyor. Daha uzunca bir süre de devam edeceği anlaşılıyor.
Üstelik yalnız Türkiye'de değil, Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde de türban, örtünme tartışmaları kamuoyunu meşgul edecek.
AİHM'nin kararı bir noktayı açıkça gösterdi. Laiklik penceresinden bakıldığında çok boyutlu, çetrefil bir konuyla karşı karşıya demokrasiler. Kolayca kestirilip atılacak siyah - beyaz bir konu değil bu. İnce ayar yanları olduğu için de soğukkanlı biçimde ele alınması ve tartışılması gerekiyor.
Belki daha önemlisi:
Başörtüsünün özellikle Türkiye'de sorun olmaktan çıkması için yüksek mahkeme kararlarından çok toplumsal mutabakat gerekiyor. Siyaseti, toplumu bazen fazlasıyla geren, huzursuz eden bu sorunun çözümü için uzlaşma aranması şart.
Örneğin ben öteden beri üniversitelerdeki başörtüsü yasağına karşıyım. Üniversite çağına gelmiş bir çocuğun başörtüsüne karışmanın hem yanlış olduğunu, hem de 'radikal İslamcılar'a yaradığını düşünüyorum.
Yine bu başörtüsü yasağıyla ilgili olarak Türkiye'de kamu alanı sınırlarının çok geniş tutulduğu kanısındayım. Örneğin, Cumhurbaşkanlığı davetlerinin kamu alanı sayılarak, türban takanların dışlanmasını yanlış ve ayıp buluyorum.
Bu nedenle bizdeki laikliğe ilişkin kamu alanı tariflerinin yeniden yapılması ve sınırlarının daraltılmasını da savunuyorum.
Örneğin Fransa'da kamu alanı tarifi bizdeki gibi kapsamlı değil. Başörtüsü yasağı üniversitelerinde yok. Okullarda ise sadece devlet okullarına giden öğrenciler için geçerli.
Bir yanda bunlar, bir yanda AİHM'nin kararı...
Şimdi ne olacak?
Mahkeme kararları saygıyla karşılanır ve bu kararlara uyulur demokrasilerde. Ama bu kararlar aynı zamanda eleştirilebilir, tartışılabilir.
Örneğin ben AİHM'nin Refah Partisi'yle ilgili kararını da çok fazla içime sindirmemiştim. Refah'ın hayata, Türkiye ve dünyaya bakışını benimsediğim için değil. Demokrasilerde partilerin kapatılması yerine, suçlu olanların cezalandırılmasını daha doğru gördüğüm için öyle düşünmüştüm.
Farklı düşünenler de var. Örneğin, son olarak İspanya'da terör örgütü ETA'nın siyasal kolu sayılan bir partinin kapatılması, Avrupa'da da benzer tartışmalara yol açmıştı.
Hem bu örnekler, hem AİHM'nin son kararı bir şeyi gösteriyor. Başörtüsü, türban çetrefil, karmaşık bir konu. Bir kalemde silip atılabilecek bir konu değil.
Ayrıca mahkeme kararlarıyla değil, toplumsal mutabakat, uzlaşma aranarak, bunun için de zamana yayılarak çözülmesi gerekiyor. Çünkü demokrasilerin bir yerde altyapısı olan laiklik konusunu çok yakından ilgilendiren bir konu türban...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Eski DEP'liler, asker ve hukuk

Çetin ALTAN
Özgürlük ve onu kullanma prospektüsü...

Melih AŞIK
Belediye başarısı!

Hasan CEMAL
Türban!

Güneri CIVAOĞLU
Heyecan

Can DÜNDAR
Eşinin işini iş edinen eşler

Mehmet Y. YILMAZ
Günahım kendime sana ne, kime ne!

Derya SAZAK
Açık Pencere'li yıllar

Meral TAMER
Havaalanında memleket sohbetleri

Tamer HEPER
Endişelerim arttı

Güngör URAS
Politikacı "zengini sever"

M. Ali BİRAND
"Aman güneşe çıkmayın..."

© 2004 Milliyet