|
 |
|
|
Heyecan
Siyaset "hapşırsa", ekonomi "zatürree" olurdu. Şimdi siyaset "hapşırıyor," ekonomi sadece...
Hafif "soğuk algınlığı" geçiriyor. Önce IMF'yle anlaşmanın ertelenme haberi... Ardından Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ'un "düşündürücü" açıklamaları, borsada, dolarda "ürpertiler" yaptı.
Ama - fazla - sarsıcı olmadı.
Ekonomi, kendini onarmış ve - nispeten - sağlam yapıyı kazanmış görünüyor.
Ekim beklentisi
Ancak...
6 Ekim'de açıklanacak "AB İlerleme Raporu", Türkiye'ye tam üyelik görüşmelerinin başlayacağı beklentilerinde "fay kırılması" yaparsa, işte o zaman ekonomide "çöküntü" riski var.
Çünkü içerde ve dışarda piyasalar, "Türkiye, AB'den görüşmelerin başlaması tarihini alacakmış" izlenimine endekslendiler.
"İyimser beklentileri" satın aldılar.
Tersini düşünmeyi - şu aşamada - kimse istemiyor.
Ancak...
Ya tersi olursa?
Bu - olası - "siyaset bozgunu" nedeniyle, ekonominin krize dönüşmesi nasıl önlenebilir?
İki doping
İşte o zaman devreye öyle bir "doping" girmelidir ki, felaket senaryosu gerçekleşmesin.
"IMF ile üç yıllık bir anlaşma," işte o duyarlı takvim yapraklarında "hayat öpücüğü" olabilir.
"AB ile ilişkiler ne olursa olsun, Türkiye ekonomisinin üç yıl süreyle disiplin altında tutulacağı ve IMF referansına sahip bulunacağı" mesajı, içte ve dışta rahatlama sağlayabilir.
Belki de hükümetin IMF ile anlaşmayı eylüle - ekime bırakmasının arkasında böyle bir "gerekçenin" varlığı düşünülebilir.
Dahası... "Kuzey Irak'ta harekat olmasın" koşulu gibi buzluğa kaldırılmış maddeler, biraz değişikliklerle, gündeme taşınabilir ve ABD'den Irak savaşı nedeniyle, sözü alınan 8 milyar dolarlık kredinin de kullanılması için düğmeye basılır.
Çünkü...
Zaten bu kredinin kullanma süresi de artık dolmakta.
Eylül sendromu
Böyle bir takvimde ağustos ortası veya en geç eylül başından itibaren "piyasanın sinirleri" - herhalde - gerilmeye başlayacaktır.
Brüksel'den gelecek her söylem, masaya yatırılacak ve özenle laboratuvar incelemesine tabi tutulacaktır.
Çıkacak anlamlara göre "döviz fiyatları, faiz oranları, devlet kağıtları, eurobondlarda" bu sinirli bekleyişin dalgalanmaları görünebilir.
Belki sıcak para çıkışları da olabilir.
Ancak "çıkışlar" kadar, "girişler" de olası.
6 Ekim İlerleme Raporu'ndan sonra oluşacak beklentiler, iyiye dönükse, IMF ile yapılacak anlaşma içeriği "gevşek dokulu" bir seçeneğe yönelir.
Örneğin...
"Daha fazla yatırım...
İşsizliğe karşı önlemler...
Sosyal ağırlıklı politikalar..."
Bu iyimser beklentilerin yanı sıra, yıl sonunda tarih alınması halinde ise, Türkiye'nin "iklimi değişecektir"
Tarihin en büyük uygarlık projesi "AB"ye, Türkiye'nin yaklaşmakta olduğu şu süreci yaşamak bir heyecan.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|