Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Temmuz 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Sevgiliniz ne marka?

Deniz Akkaya meditasyon hocasına, Cansu Dere de barmene aşık. Siz kime aşıksınız?


Metro Palas" diye nur topu gibi bir manken dizimiz oldu. Aynı magazin programı seyreder gibi seyrettim ilk bölümünü. Mini etekler, Deniz Akkaya'nın dudaklarını marul marul titretmesi, "nörolojik rahatsızlığı had safhada herhalde" dedirtecek kadar "tikli" kızılımız, bir de Cansu Dere'nin o "buz" gibi imajını tersine çevirecek "kontrolsüz kız" halleri... İnsan bakmaya doyamıyor.
Yalnız Deniz Akkaya'nın o vücut çalışmış gibi "kalın" görüntüsü hiç olmuyor... Tamam, gerçekte kalın malın değil ama yok mudur bir filtre? Zayıf göstereni, insanı flulaştırıp bırak kırışıklık görmeyi, seyrettiğiniz insanın yüzünü bile seçemediğiniz nice filtre var. "GAG" seyredip Gülse Birsel'in yüzünü göremiyorum diye gözlerimden şüpheye düştüğüm çok olmuştur mesela. Bir şu Deniz Akkaya'nın "iri" görüntüsüne mi çare bulunamıyor?
Bu diziye niye mi takıldım? Kızların sevgili seçerken "nereden" ve "kimi" seçtiğine bakıyorum bir zamandır. Mesela sürekli alışveriş yaptığı ayakkabı mağazasının tezgahtarına aşık olduğunu sananlar bolca mevcut. Bir de spor salonundaki hocasına kafayı takanlar var ki, bu türün en medyatik ismi Pınar Altuğ biliyorsunuz... Müdavimi olduğu mekanın barmenine tutulanlar da azımsanacak gibi değil. İşte bu yeni diziciğimiz, adeta bu farklı türlerin hayatları üzerine bir belgesel olmuş... Deniz Akkaya meditasyon hocasına, Cansu Dere de barmene aşık.
Bu açıdan bakınca, "Metro Palas" yararlı bir proje olmamış mı yani? Sezonun en yeni giysilerini, en şahane mankenlerin üzerinde görmek, bunu yaparken de belgesel kıvamında bilgilenmek, en âlâ alışveriş turundan, taban şişkinliğinden daha yararlı olacak gibi. Helal olsun!
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Marka merakımız öyle had safhalara ulaştı ki, müptelası olduğumuz markalarla, o markaların satıcısını birbirinden ayıramıyoruz. Ha bire çın çın kafamızda çınlayan "bir yaşam biçimi" reklam sloganlarıyla, işgal edilen sömürge ülkelere dönüştük. Bu arada ne barmenlere ne de tezgahtarlara asla ve asla bir sözüm yok! Hatta onların marka delisi kadınların "mağdurları" olduğunu düşünüyorum...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
İlgililerden bir ricam var, dizide kullanılan ürünlerin marka ve fiyat bilgilerini altyazı olarak geçebilirler mi? Bir de mümkünse bu türlerin doğal ortamları neresi, hangi sitelerde onları canlı olarak görebiliriz, mümkünse emlak pazarlama bilgilerine ulaşabileceğimiz telefon numaralarını da rica edeyim.
İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi

Fransız Sokağı'na gittim geçen gece ben de. Tıkış tıkış. Daraldım ama ne menem şeyler yapmışlar görmezsem olmaz. 15 yıldır İstiklal Caddesi ve Taksim'de yaşayan biri olarak denetim hakkımı kullanmam normal ama değil mi? Ahmet Tulgar sokağın başındaki güvenlik cihazına dellenmiş ya, ben girişte arattım kendimi. Öyle bir sokak olmuş ki, bence arama yapacaklarına Laila, Reina gibi kılığı kıyafeti düzgün olmayanları, "damsızları" almasınlar aslında bu sokağa. Beyoğlu'nun eski şık şıkıdım günlerini canlandırmayı madem o kadar istiyoruz, asıl İstiklal Caddesi'nin orasına burasına turnike ve bodyguard koyalım, ne dersiniz? Milletçe zaten kafalar turnike ayarına çoktan gelmiş, Nişantaşı'nı, Bağdat Caddesi'ni de atlamak olmaz şimdi. Ha, bir de Cihangir'imiz var elbette. Peki Etiler'e ne dersiniz? Oraların başı kel mi! Ahmet Tulgar'ı da öptüm tabii...
Öpücüklü duyuru: Bugün D&R'ın Erenköy mağazasında ilk romanım "Aşk Büyüsü"nün imza günü var. Saat 16.00'da, beklerim. Turnike yok... Damsız da gelebilirsiniz.

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

Aklımı oynatmak üzereyim!
Ben Rize'de yaşıyorum. Yirmi yaşındayım. 20 Haziran Pazar günü bir kafede benim yaşlarımda biriyle karşılaştım. İleriki masada oturuyordu. Arada göz göze geliyorduk. Yaşadığımı tarif etmem imkansız. Sonra kafeden çıkınca izini kaybettim. İstanbullu olduğunu biliyorum çünkü 34 plakalı 4x4 Hyundai marka cipi vardı. Üzerinde beyaz, yakadan fermuarlı sade bir sweet, siyah güneş gözlüğü ve Nokia 7210 cep telefonu vardı ve yüzünü hatırlıyorum. Bu kadar bilgiyle onu bulmam çok zor. Emniyetten plakasını tam bilmeden bu tip ciplerin sahiplerinin adreslerini araştırabilirim, internetten bir şeyler yapabilirim diye düşünüyorum. Lütfen bana yardım edin.
Rumuz: Ufkum

* * *

Bu nasıl bir "ilk bakışmada aşk" böyle Ufkum'cum? Sana mantıklı geliyor mu yazdıkların? Yani karşılaştığın biriyle biraz bakışınca aşık olunur mu? Onun peşine böyle düşülür mü? Hadi oldu da onu buldun diyelim, acaba seni hatırlayacak mı? Bir de bana biraz cep telefonunun markasına, gözlüğüne, üstüne giydiği giysiye, kısacası sende uyandırdığı "imaja" saplanmışsın gibi geliyor. Yani bulmamışsın ki kaybedesin!

Kılavuz karga oyunu!

Oturduğumuz semtin en yakışıklısı ya da en zengini, çalıştığımız işyerinde patronumuz ya da yöneticimiz, gittiğimiz mekanlarda hep bir adım önde duran kişi, tanıdığımız kadınların en beğendiği erkek, aslında hayatta bizden ve çevresindekilerden önde duran erkek genellikle kadınlar için "aşık olunacak erkek"tir.
("Doğru Erkeği Bulma Kılavuzu")

www.ilhanuckan.com


CUMARTESİ
Ruhunuz da tatil yapsın
"Seks hakkında konuşmuyorum diyen yalan söyler"
Aksesuvarmania
Müşteriler "Bush'un yemeği"nden istiyor
Caz festivalinde bu hafta
Gülme, kırarım bacaklarını!
Türkiye'deki ilk konserleri
Salı günü tüm ülke kavrulacak





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet