|
 |
|
|
Sezer'in vetosu
CUMHURBAŞKANI Sezer "İl Özel İdaresi Kanunu"nu da veto etti. Kanun idarede merkeziyetçiliği azaltıyordu, Sezer ise vetosunda merkeziyetçi devlet görüşünü savunuyor.
Sayın Sezer, vetosunda ısrarla "merkezi ve hiyerarşik" devlet anlayışını savunuyor, buna karşılık mahalli idarelere ve halkın seçtiklerine aşırı bir güvensizlik duyuyor.
Merkeziyetçiliği ve hiyerarşiyi kuvvetle savunmak, buna karşılık taşraya ve seçilmişlere karşı kuşkulu bir güvensizlik duymak, Jakoben devlet anlayışının belirleyici özellikleridir. (Anna Saadah, The Revolutionary France, sf. 16 vd.)
Böyle bir anlayış çağdışı kaldığı için, "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı" oluşturulmuş ve Türkiye de bazı çekincelerle bunu onaylamıştır; bizim için de bağlayıcı bir hukuk kuralıdır.
***
MERKEZİYETÇİ ve hiyerarşik yapıyı savunan Sezer de veto gerekçesinde diyor ki:
"Çağdaş yönetim anlayışında, devletin temel görevlerine çekilmesi gerektiği savunulurken, bu görevler adalet, savunma, eğitim ve sağlık olarak sayılmakta (dır)."
Sezer'in veto ettiği kanun buna aynen uyduğu gibi, emniyet hizmetlerini de tamamen merkezin elinde tutmaktadır; doğrusu da budur.
Yasama, yargı ve yukarıdaki hizmetlerle ilgili yürütme görevleri merkezi yönetimde olduğu sürece "üniter devlet" ilkesine uyulmuş olur. Nitekim özerk bölgelerden oluşan İspanya Krallığı üniter devlettir.
Sezer'in vetosunda konuyla ilgili olmayan laikliği de işe karıştırması, mahalli idarelerde olduğu gibi, parlamento ve hükümette de seçilmişlere karşı duyduğu aşırı şüpheciliğin eseridir.
Bu Jakoben - devrimci bakış demokratik de değildir, işlev açısından rasyonel de değildir.
***
SEZER'İN vetosundaki bu 'resmi' felsefe yanlıştır ama 'teknik' olarak haklı veto gerekçeleri de vardır.
Mesela, kanunda "il" ve "il halkı" terimlerinin özdeşleştirilmesi yanlıştır. Çünkü yönetim birimi olarak "il" merkezi idarenin uzantısıdır, başındaki vali atamayla görev yapar.
İl özel idaresi ise "il"in değil, "il halkının" mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamakla görevli bir yerinden yönetim organıdır; seçimle oluşur.
Sezer, 'eğitim' konusundaki veto gerekçesinde de 'teknik' olarak haklıdır. Kanun, birçok mahalli hizmetlerle birlikte eğitimi de il özel idarelerine bırakmış gibi bir izlenim yaratıyor. Böyle bir şey gerçekten Tevhidi Tedrisat Kanunu'na ve Türkiye'nin 'varoluş' felsefesine aykırı olurdu.
Aslında idari reform tasarılarında eğitim kurumları, eğitim personeli ve müfredat Milli Eğitim'e bağlı kalmaktadır, sadece eğitimin altyapı hizmetleri il özel idarelerine devredilecektir. Sezer'in vetosu vesilesiyle, bu husus İl Özel İdaresi Kanunu'nda da sarih olarak belirtilmelidir.
Sezer'in "idari vesayet" kavramıyla "üniter devlet" arasındaki ilişkiye dikkat çekmesi de çok isabetlidir. Ama kanun "idari vesayeti" kaldırmıyor, sadece valinin yetkilerini azaltıyor, İl Özel İdaresi'nin yetkilerini artırıyor.
İdari reform yasaları hem devlet ve demokrasi, hem 'hizmette etkinlik' bakımdan son derece önemlidir, kamuoyu yakından izlemelidir.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|