
|
|
|
 |
|
|
Anadolu'nun genç kaplanları, hepsi okumuş çocuklar
Anadolu'da büyük bir devir teslim süreci yaşanıyor. Şirketlerini babalarından devralan, veya kendileri kurarak büyüten eski kuşak işadamları; yönetimi, yurtiçinde veya dışında çok iyi eğitim almış, yabancı dil bilen ve daha 'global' düşünen çocuklarına devrediyor. Ya, arada bir uğrayıp, işlere göz atıyorlar ya da kendilerini tamamen emekliye ayırmamışlarsa da işlerin ağırlığını çocuklarına bırakıyorlar. Genç kuşak, yurtdışına bir misyonla gönderildiğinin bilincinde. Bu yüzden eğitimlerini tamamlar tamamlamaz, dönüyorlar. Yabancı dil bilmenin, yurtdışında dostlar edinmenin avantajını kullanarak, şirketlerini ihracata yöneltiyorlar. İçlerinde genç kadınlar, daha yirmili yaşlarda olanlar var. Eski kuşağın temkinli oluşuna, ince eleyip sık dokumasına karşın onlar riski seviyorlar. Şirketlerde geleneksel patron yönetiminin yerine kurumsallaşmayı geliştiriyorlar. Kısacası 'Anadolu kaplanları'nın yönetiminde ciddi bir sosyal değişim yaşanıyor. Kurucu işadamları, genç kuşağın şirketlere büyük değer kattığını, onlarla Türkiye'nin daha hızlı koşacağını vurguluyorlar
EYLEM TÜRK - EVRİM ERGİN - PINAR ÇELİK - SERKAN ARMAN
İnoksan'ın sahibi Vehbi Varlık, "Bizim nesil hep zorluk çekti. Birçoğu tahsil de yapamadı. Kendilerindeki bu eksikliği gördükleri için çocukların eğitimine önem verdiler. Şu anda çok iyi eğitim görmüş bir nesil var. Babalarıyla omuz omuza çalışıyorlar. Türkiye bu anlamda çok şanslı, çünkü gençler daha hızlı koşacak" diyor.
Varlık da şirketini dişiyle, tırnağıyla kurup, büyüten ve oğluna devreden işadamlarından biri! Sözleri; yine Milliyet'in 'Anadolu Kaplanları' dizisiyle kamuoyuna tanıttığı şirketlerdeki büyük 'devir teslim'i ifade ediyor. Durum tamamen böyle! Birçoğu ilkokul veya lise mezunu olan babalar, şirketlerinin yönetimini; yurtiçinde veya ABD'nin, İngiltere'nin en iyi okullarında okuyan; master, doktora yapan çocuklarına bırakarak 'bağ evine', 'çiftliğe' çekilmiş durumda. Arada bir uğrayıp, işlere göz atıyorlar. Bazıları hâlâ şirkette ama çocuklar işlerin ağırlığını üstlenmiş. Genç kuşak 'karar yetkisin'de titiz fakat deneyimi de asla gözardı etmek niyetinde değil. Küçüker Tekstil'in sahibi Mustafa Küçüker, "Yeni jenerasyon olarak biz karar verelim istiyoruz. Ama tecrübe de yanımızda bulunsun istiyoruz" diyor. Motif Nakış'ın patronu Çiğdem Arpacı Kuzu, "Babamdan çok şey öğreniyoruz, o da bizden öğreniyor. Aldığımız eğitime saygı duyuyorlar ve ciddiye alıyorlar" diyor.
Çocuklar, yurtdışına bir misyonla gönderildiklerinin bilincinde. Bu yüzden eğitimlerini tamamlar tamamlamaz, dönmüşler. Yabancı dil bilmenin, yurtdışında dostlar edinmenin aantajını kullanarak, şirketlerini ihracata yöneltmişler. Yurtdışına açılmışlar. Yurtdışına çıktıklarında yanlarında 'valiz gibi' tercüman taşımak zorunda değiller. Muhataplarıyla daha samimi ilişkiler kurabiliyorlar. Onlarla birlikte neredeyse bütün şirketlerde ihracat atılımı olmuş. İşe daha global bakıyorlar.
İçlerinde genç kadınlar, daha yirmili yaşlarda olanlar var. Eski kuşağın temkinli oluşuna, ince eleyip sık dokumasına karşın onlar risk
seviyorlar. Şirketlerde geleneksel patron yönetiminin yerine kurumsallaşmayı, ekip çalışmasını getirmişler. 'Kurallar sistemi' oturtmaya çalışıyorlar.
Babalar, teknolojinin yararlarını takdir ediyorlar ama onlar uyguluyor. Yeniliklere açıklar. Bu yüzden şirketleri yeni sektörlere açılıyor.
Örgütlenmeyi biliyorlar. Dernekler, birlikler kuruyor, yönetiyor; iyi proje olduğunda beşer, onar birleşip ortak şirketler kuruyorlar.
Business ekibi, Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kayseri, Denizli, Uşak ve Bursa'da, bu büyük değişimin birçok örneğini saptadı. Aslında
bütün Anadolu illerinde benzer bir değişim yaşanıyor. Anadolu kaplanlarının yönetiminde ciddi bir sosyal değişim yaşanıyor. Kurucu işadamları, genç kuşağın şirketlere büyük değer kattığını, onlarla Türkiye'nin daha hızlı koşacağını vurguluyorlar.
BursA
O, babasından sabrı, babası ondan ihracatı öğrendi
Kafkas'ın sahibi Atilla Tatveren, "O şimdi perdenin önünde biz arkasındayız" diyor oğlu Ali Tatveren için. Oğul Tatveren, Kafkas'ın yeni kuşak yöneticisi. 1970 doğumlu. ABD'de iş idaresi okumuş. Askerliğini tamamlar tamamlamaz şirkette işe başlamış. Sekiz yıldır aktif olarak çalışan Tatveren, "Kestane şekeri üretimi konusunda faaliyet gösteren şirketimiz, 1930'da dedem Ali Şakir Tatveren tarafından kurulmuş. Sonra babam ve halam işin başına geçmiş" diyor.
Ali Tatveren, işin başına geçtikten sonra pek çok yeniliğe imza atmış. Şu sıralar genç bir takım oluşturmaya çalışıyor. "Kendi geleneklerimizden ödün vermeden aile şirketini kurumsallaştırmaya çalışıyorum. Evrak düzeni getirmeye çalışıyoruz. Daha önce böyle bir anlayış yoktu" diyor.
Şirketin bir süre önce 100 bin dolarlık ihracatı olduğunu kaydeden Tatveren, "Bu yıl 1 milyon euro ihracat hedefliyoruz. Bu daha da artacak. Altı yıldır ihracat bağlantısı kurmak, market zincirlerine girmek için çalışıyorum. Fransa'da ofis açtık ve başardık" diyor.
Bu yıl 10 milyon euro ciro yapacaklarını söyleyen Tatveren, babasının yönetim anlayışından farklı bir uygulama yapmaya çalıştığını söylüyor ve şöyle devam ediyor:
"Babam şirkette bir baba gibi sevilir. Mesela ben biraz daha mesafeli olup, aynı takımın bir elemanı gibi çalışıyorum. Ben biraz daha kuralcı davranıyorum. Sistem oturtmaya çalışıyoruz. Artık şirkette imza atılmaya, rapor verilmeye başlandı. Eskiden bunlar hep sözleydi. Şimdi bunları kâğıda döküyor ve resmileştiriyoruz."
'Oğlum okusun istedim'
The American College'da eğitim gören Tatveren'in babası Atilla Tatveren ise ilkokul mezunu. Baba Tatveren, "Ben ilkokuldan sonra okuyamadım. İstedim ki oğlum okusun. Yurtdışından müşteri geldiğinde, yurtdışına çıktığında tercüman aramasın. Biz valiz gibi tercüman taşırdık. Şirkete geldikten sonra yıllarca yurtdışında iş imkânları aradı. Tenkitlerimizi dinlemeden, dış ilişkilerimizi artırdı" diyor.
Ali Tatveren boş zamanlarımda evinde yemek yapmayı ve film seyretmeyi seviyor ancak baba Tatveren'in ise en büyük merakı futbol. Ali Tatveren babasından 'sabırlı' olmayı öğrendiğini söylüyor. Baba Atilla Tatveren ise "Ben oğlumdan ihracatı öğrendim. Biz önceden ihracata dönük çalışmıyorduk. Ali de benden, ben de Ali'den çok şey öğrendim" diyor.
| | Şirket | Kafkas | | Başkan | Atilla Tatveren (İlkokul) | | Ciro | 10 milyon euro | | Genç kuşak | Ali Tatveren (ABD'de iş idaresi) | |
'Ben babamdan ileri, oğlumdan geri olacağım'
Sönmez Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez, söyleşimize Nazım Hikmet'in 'Ben babamdan ileri, oğlumdan geri olacağım' sözüyle başlıyor. Ona göre her yeni kuşak bir öncekine göre daha hızlı ve yenilikçi. Bu da şirketlere değer katıyor. Sönmez'in şirketlerine bu değeri katabilecek üç oğlu var. Hepsi eğitimlerini yurtdışında yapmış. En küçük oğlu hâlâ eğitimini sürdürüyor ancak diğerleri, şirketin başına geçmiş bile. Bünyesinde, inşaattan tekstile, gıdadan taşımacılığa kadar pek çok alanda faaliyet gösteren 27 şirketi bulunduran Sönmez Holding'in yönetim kurulu üyesi olarak çalışıyorlar.
400 milyon dolar ciroya sahip grubun temelini 1972'de dedeleri Ali Osman Sönmez atmış. Grubu şu anda babaları Celal Sönmez yönetiyor.
Celal Sönmez, "Oğullarım şirkete artı değer kattı. Mesela benim teknolojiyle aram yok. Masamda bilgisayar bağlantım dahi yok. Hâlâ kâğıtlarla çalışıyorum. Ama tüm çocuklarım teknolojiye hâkim. Osman geçenlerde 'telekomünikasyona yatırım yapalım' teklifiyle geldi bana. Ben de yürütecek sizsiniz. İnanıyorsanız yatırım yapın dedim. Böylece şirkete yeni değerler katmaya başladılar bile. Onlar işe daha global bakıyorlar ve yurtdışı bağlantıları oldukça güçlü" diyor.
Üç kardeş de ABD'de okudu
Babası Ali Osman Sönmez'in kendisini her yaz fabrikada çalıştırdığını söyleyen Celal Sönmez, "İlk başlarda ona kızıyordum ama sonradan teşekkür ettim. Çünkü işi iyice öğrendim. Ben bunu çocuklarıma uygulayamadım. Kuşaklar giderek yumuşuyor. Ben tek kardeştim ama oğullarım üç kişi. İş yükünü kolayca paylaşabilirler" diyor.
Lise eğitimini İsviçre'de, üniversiteyi de ABD'de okuyan Ali Cem Sönmez, ailenin en büyük çocuğu. ABD'den dönüşünde askerlik görevini tamamlayan Ali Cem Sönmez, kısa süre önce şirkette aktif olarak çalışmaya başlamış. "Babamın açık çalışma yöntemi beni çok etkiliyor. Herkesle iyi iletişim içinde olmanın önemini ondan öğrendim" diyor.
Osman Sönmez de abisi gibi liseyi İsviçre'de, üniversiteyi ABD'de okumuş. "Babamın ilk günlerden verdiği bir tavsiyeyi unutmuyorum. Her zaman 'İşinizi takip edin. Ne kadar basit olursa olsun peşini bırakmayın' der. Ben babamın hızlı karar verme yönünü de takdir ediyorum ve örnek almaya çalışıyorum" diyor.
| | Şirket | Sönmez Grubu | | Başkan | Ali Osman Sönmez (Üniversite) | | Cirosu | 400 milyon dolar | | Genç kuşak | Ali Cem, Osman, Cemil Sönmez (ABD'de işletme eğitimi) | |
'Türkiye genç kuşakla başarıya daha hızlı koşacak'
Endüstriyel mutfakta 1977'den beri faaliyet gösteren İnoksan'ın sahibi Vehbi Varlık'a göre Bursa'yı Bursa yapan birinci nesil işadamları... Onlar neredeyse toprağı kazıyarak bu noktaya gelmişler. Varlık, "Bu nesil hep zorluk çekti. Birçoğu tahsil de yapamadı. Kendilerindeki bu eksikliği gördükleri için çocukların eğitimine önem verdiler. Şu anda çok iyi eğitim görmüş bir nesil var. Babalarıyla omuz omuza çalışıyorlar. Türkiye bu anlamda şanslı çünkü gençler daha hızlı koşacak" diyor.
İstanbul'da mühendislik eğitimi alan Varlık'ın 1975 doğumlu oğlu Emre ise İngiltere'de iç mimarlık ve çevre tasarımı konusunda eğitim almış, ardından aynı üniversitede işletme master'ı yapan Emre Varlık, 1999 yılında askerliğini bitirmiş ve şirkette aktif olarak çalışmaya başlamış.
Şu anda 52 ülkeye ihracat yapan ve cirosu 25 milyon doları bulan İnoksan'da genel koordinatör yardımcısı olarak görev yapıyor. Emre Varlık'a göre babası çok iyi bir lider. Aşırı sabırlı, çok da inatçı. "Başarılı olma konusundaki inadını takdir ediyor ve onu örnek alıyorum" diyor.
Varlığı bana güç veriyor
Vehbi Varlık'a göre de, oğlu iletişimi çok güçlü bir işadamı. Hesap kitaba kendisinden daha çok önem veriyor. "Emre'nin varlığı bana güç veriyor. Yönettiğimiz kadrolarla aramda denge oldu. Benim en büyük sıkıntım yabancı lisanımın olmaması idi. Şirketin hızını etkileyen unsurlardan birisiydi. Oğlum bu açığı kapattı. Temsil anlamında direkt ilişki kurma eksikliğimiz kapandı. Şu anda şirketi başarıyla temsil ediyor. Yeni sektörlere girmek istiyor. Bunlar benim gerçekleştiremediğim hayaller. Gerçekleşmesini görmek beni mutlu eder" diyor.
Motosikletlere ve otomobillere ilgi duyan Emre Varlık hafta sonları motosiklet grubuyla buluşuyor, otomobil sporları konusunda etkinliklere katılıyor, bilardo oynuyor. Şirkete bilardo masası koyma konusunda babasını henüz ikna edememiş. Babası ise daha geleneksel olarak arkadaşlarıyla yemek yemekten hoşlanıyor. Emre Varlık'ın teknolojiyle de arası çok iyi. Vehbi Bey, "Benim maalesef teknolojiyle aram yok" derken, oğlu gülerek "Arasını düzeltmek için çok uğraştık ama olmadı" diyor. Vehbi Bey'e göre yeni nesil gümbür gümbür geliyor.
| | Şirket | İnoksan | | Kurucusu | Vehbi Varlık (Üniversite) | | Cirosu | 25 milyon dolar | | Genç kuşak | Emre Varlık (İngiltere'de çevre tasarımı, içmimarlık, işletme master'ı) | |
Kayserİ
ABD'de işletme ve tekstil okuyup şirketin başına geçtiler
Mehmet Yangın, babası Sami Yangın'ın kurduğu tekstil grubu şirketlerinden kamgarn iplik üreten Sayyün Tekstil'in başında. Ağabeyi Ahmet Turan Yangın da iplik üreten Saygın Tekstil'i yönetiyor.
Grubun başında olan baba Sami Yangın oğullarını önce kendi yaptırdığı Mahmud Sami Yangın Anadolu Lisesi'ne, sonra da sektöre yönelik üniversite eğitimi almaları için ABD'ye göndermiş. Mehmet Yangın, "Ben işletme, ağabeyim tekstil pazarlama okudu" diyor ve ekliyor: "Kayseri'de çocukların yurtdışında okuması çok popüler oldu. Yurtdışında okuyup gelen 20 - 30 kişi varız. Amerika, Avustralya ve İngiltere'de hâlâ okuyan kişiler de var."
Yangın, Los Angeles'taki öğrencilik yıllarından sonra hiç tereddütsüz Kayseri'ye döndüğünü belirtiyor: "Amerika'daki rahatlıktan sonra Kayseri'ye gelip iş ortamına girmek başlangıçta zorluk yarattı. Ancak kalmayı düşünmedim. Zaten aile şirketi olan arkadaşlarımız döndü."
Yangın kardeşler kendi fikirlerini de yönetime yansıtıyorlar. Mehmet Yangın şunları söylüyor: "Son mamul kumaşı da kendimiz yapmaya başlayınca bu ihracatımıza yansıdı. Amacımız tekstilde iplikten son noktaya kadar bir çatı altında toplanmak. 2004'te terbiye tesisi yatırımıyla dokuma işletmemizden çıkan kumaşları mamul kumaş olarak pazarlama konumuna geldik. Biz nihai ürüne yatırım yapmayı daha çok istiyoruz. İhracatı ve ürün çeşitlerini artırmayı hedefliyoruz."
Cirosu 55 trilyon ve ağırlıklı satışı iç pazara olan grubun mal ürettiği müşterilerin hepsi ihracatçı firmalar. "Bir de direkt yaptığımız ihracat var" diyor Yangın; "Geçen yıl ihracatımız 5 milyon dolardı. Bu yılki hedefimiz 10 milyon doların üzerine çıkmak."
'Ben de kaplanım'
Yangın, grubun bundan sonraki adımının kurumsallaşma olması gerektiğini düşünüyor. Düşüncelerini; "Belirli çapta bir firma olduk. Ben genel müdür yardımcısıyım ama genel müdürümüz İstanbul'dan geldi ve sektörün duayenlerinden. Tüm teknik konularda kendisi yetkili. Beraberce fikir alışverişi yapıyoruz. Belirli bir çapa gelen firmaların yaptığı gibi kurumsallaşmaya çalışıyoruz" şeklinde özetliyor.
Babasının Anadolu kaplanı olarak adlandırılan sanayiciler arasında olduğunu, kendisini yavru Anadolu kaplanı olarak görüp görmediği yönündeki soruya gülerek, "Babamın oğluyum. Öyleyim herhalde" yanıtını veriyor.
| | Şirket | Saygın Grubu | | Cirosu | 55 trilyon | | Kurucu | Sami Yangın (Lise) | | Genç kuşak | Ahmet Turan ve Mehmet Yangın (ABD'de işletme ve tekstil mühendisliği) | |
Baba yadigârını, 750 milyon dolarlık gruba dönüştürdüler
Boydak Grubu'nun temellerini, 1957'de Hacı Sami ve Mustafa Boydak kardeşler 5 metrekarelik bir atölyede atmışlar. Bugün artık 750 milyon dolar konsolide ciroya sahip, aktif büyüklüğü 1.5 milyar dolara yaklaşmakta olan 22 şirketli bir holdingten söz ediliyor. İstikbal, Bellona ve Anadolu Finans gibi markaları bünyesinde barındıran Boydak Holding'in kurucuları yönetimi yanlarında çalışarak pişen ikinci kuşaktan Şükrü, Yusuf ve Hacı Boydak'a tereddütsüz teslim etmiş. Boydaklar'da bu devir teslim döneminde üniversite eğitimi süren ikinci kuşağın diğer üyeleri Mustafa, Bekir ve Memduh Boydak da yeni görevler üstlenmişler. Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak, bununla ilgili gelişmeleri şöyle değerlendiriyor:
"Bu karar grubun tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bana göre yaptıkları en önemli iş ağabeylerime sorumluluk verirken yetkiyi de yanında vermeleriydi. Genç nesil şirkette yeniden yapılanma ihtiyacı gördü. Sonuçta çelik eşya ve hazır mobilya işleri tasfiye edilerek kanepe ve koltuk işine ağırlık verilmesi kararı alındı. İkinci kuşağın yanlarında getirdiği bir başka yenilik eğitimleri oldu. Üniversite eğitimi ufkumuzu batıya yöneltti. Doğuda çok popüler olan ismimizin batıda hiç bilinmediğini farkettik. Yüzümüzü batıya çevirince sektörde önemli oyunculardan biri olacağımızı tescillemiş olduk."
Mustafa Boydak, ikinci kuşak yönetimindeki grubun 'baba yadigârı' fabrikayı büyüttüğünü, şirketin çelik ve yay ihtiyacını karşılamak ve dış piyasalara satmak için Merkez Çelik'i ve arkasından Boytaş Mobilya'yı kurduğunu, HES Grubu şirketlerinden HES Kablo ve Anadolu Finans'ı grubun bünyesine kattığını anlatıyor. Boydak, "Üçüncü nesile kurumsal yönetim ilkelerine uygun bir yetki devri yaparsak grup bir sıçrama daha yapacaktır" diyor.
| | Şirket | Boydak Holding | | Kurucu | Hacı Sami ve Mustafa Boydak (İlkokul) | | Cirosu | 750 milyon dolar | | Genç kuşak | Hacı, Şükrü, Yusuf,Mustafa, Memduh ve Bekir Boydak (Üniversite) | |
Gülsan'ı, Meysu ve Meybuz'u alarak büyüttüler
Gülsan'ı, 1948'te Osman Güldüoğlu kurmuş. Osman Bey, yıllarca yönettiği şirketlerini oğullarına devrederek aktif iş yaşamından çekilmiş durumda. Büyük oğlu Ali Rıza Güldüoğlu, yönetim kurulu başkanı, Mehmet, Bekir ve Orhan Güldüoğlu da yönetim kurulunda. 20 trilyon cirolu Gülsan Grubu'nu birlikte yönetiyorlar.
Gülsan'da ikinci kuşak yönetimi, şirketi hızlı büyütmüş. Türkiye'nin ilk meyve suyu şirketi Meysu'yu ve ilk dondurulmuş gıda tesisi Meybuz'u almışlar. Güldüoğlular'ın dördü Kayseri'de, biri Nevşehir'de, beş fabrikası var.
ABD'de kahvaltı masasında
Gülsan'ın 2003 yılı ihracatı 5 milyon dolar. Üretiminin yüzde 25'ini ihraç ediyor. Ali Rıza Güldüoğlu, "İtalyanlar'a gümüşbalığı satacağız. Planlarımız arasında kerevit ve ton balığı da var. Nevşehir'de sirke üretiyoruz. ABD'ye 400 ton sirke gönderiyoruz. Bu, Türkiye'den ABD'ye gidecek ilk sirke olacak. ABD'ye 'Flamingo' markasıyla meyve suyu da satıyoruz. Şimdi de meyve şekeri talep ediyorlar. Bu da Türkiye'de ilk olacak" diyor.
Güldüoğlu kardeşler öğrenim yıllarında başlamışlar çalışmaya ama baba Osman Güldüoğlu, özellikle 'başkalarının yanında' çalışmalarını istemiş. Mehmet Güldüoğlu, "Şimdi üçüncü kuşak geliyor. Onlar Gülsan'ı daha ileri götürecekler" diyor.
Üçüncü kuşak yüksek okulda okutuluyor, işletme eğitimi görüyor, yabancı dil öğrenmelerine ayrı bir önem veriliyor. Mehmet Güldüoğlu, "Yeni kuşağın değişim istekleri var. Biz basamakları tek tek çıkmayı istiyoruz. Bankadan uzak duruyoruz. Ama üçüncü kuşak hızlı büyümek ve kredi almak istiyor. Biz de engel oluyoruz. İyi mi oluyor, kötü mü oluyor onu da zaman gösterecek" diyor.
| | Şirket | Gülsan | | Kurucu | Osman Güldüoğlu (İlkokul) | | Ciro | 20 trilyon | | Genç kuşak | Ali Rıza, Mehmet, Bekir ve Orhan Güldüoğlu (İngilizce biliyorlar) | |
AdanA
Bilkent'i bitirip, 24 yaşında Mensa'nın başına geçti
Adana'nın grup şirketlerinden Mensa'nın başında 24 yaşında bir genç var. Bilkent Üniversitesi Bankacılık ve Finans mezunu Faik Ulutaş, şu an firmada yönetim kurulu üyesi. Şirkete geldiğinde ilk olarak ürün geliştirme ve insan kaynakları alanında faaliyetler gerçekleştirdiğini söyleyen Ulutaş, Ar - Ge departmanının da firma için çok önemli olduğunu görüp, o departmanı da geliştirmiş. Şu sıralar firma adı sır gibi saklanan bir markayla hazır giyim sektörüne girme hazırlığı yapıyor.
"İşe ilk başladığımda babama benzedim" diyen Ulutaş, boş zamanlarını spor yaparak, sinemaya giderek ya da arkadaşlarıyla geçiriyor.
Baba Mehmet Ulutaş ise boş zamanlarının tamamını ailesiyle geçiriyor. Ulutaş, Mensa'yı satın aldıklarında babasıyla yaptığı bir konuşmayı da hatırlatıyor: "Oğlum, Mensa'yı satın aldık. Ben varlığı da yokluğu da gördüm. Yedi yaşından beri çalıştım, çabaladım. Başarısız olursak ve varlığımızı kaybedersek bu beni fazla etkilemez. Ancak seni belli bir refahın içinde yetiştirdik. Ben bu işin sonunda Sultanahmet'te ayakkabı boyacılığı yapabilirim. Sen bu işe razı mısın?" diye soruyor ve devam ediyor: "16 yaşındaydım ve şaşırmıştım. Gözümün önüne babamın ayakkabı boyarkenki hali geldi. 'Varlıkta yoklukta arkandayız' dedim. Bu konuşma babamın sırtındaki yükü paylaşmam gerektiğini gösterdi bana. Hayat gezme tozma değildi."
| | Firma adı | Mensa | | Kurucu | Mehmet Ulutaş(Lise mezunu) | | Ciro | 90 milyon dolar | | Genç kuşak | Faik Ulutaş(Bilkent'te bankacılık okudu, Fransızca ve İngilizce biliyor) | |
Baba pamuk tarlalarında oğlu şirkette işin başında
1996 yılında faaliyete geçen Untaş'ın başına sekiz ay önce geçen Ömer Faruk Uncu, pamuk ipliği üretiminin ardından yurtdışından getirdiği ithal pamuk satışı da gerçekleştiriyor.
Dört yıldır babasının aktif görevde olmadığını dile getiren Uncu, American University işletme mezunu. Mezun olduktan sonra memleketi Maraş'a dönen Uncu, şirkette ilk olarak ekip çalışmasını ve teknolojik altyapıyı kurmuş. Kriz dönemlerini ise askere giden ve hamile olup işten ayrılanların yerine işçi almayarak aşmış. Firmayı 1997 yılında ilk fuarıyla tanıştıran Uncu, 1997'den sonra İsrail'e yaklaşık aylık 200 ton civarında iplik ihracatı yapmış. Bu, firmanın ilk ihracatı. Uncu'nun yıllık 17 bin ton pamuk ithalatı var. Bunun 8 bin tonu satılıyor, kalanı kendi fabrikalarında kullanılıyor. İplikte ise aylık 350 ton üretim gerçekleştiriliyor. Firmanın geçen yılki cirosu 9 trilyon, bu yılki hedef ciro ise 11 trilyon lira.
Uncu, firmayı ilk olarak yurtdışına açmış. Firma içinde ise çalışanların görev dağılımlarını da sistematik bir hale getirmiş. Ama firma şu aralar bekleme safhasında. Uncu, "Babam her zaman ayağınızı yorganınıza göre uzatın derdi. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum çok kritik o yüzden beklemedeyiz" diyor.
Aylık 60 - 70 ton üretim yaptıklarını söyleyen Uncu, 5 yıl babasıyla beraber çalışıp işi öğrenmiş. Baba Mahmut Uncu ise şu an işlerden tamamen elini çekmiş. Yaylada zamanını geçiriyormuş.
Uncu, nonwoven (çocuk bezleri üzerindeki dokusuz yüzey) alanına girmek için proje hazırlıyor. Bununla ilgili yurtdışı fuarlarını takip ettiğini belirten Uncu, projelerini 2005 yılında hayata geçirmeyi planlıyor. Amerika'da bir arkadaşıyla şirket kurmayı da planlayan Uncu, Türkiye'de üretip ABD'de ürünlerini pazarlayacak.
| | Firma adı | Untaş | | Kurucu | Mahmut Uncu (lise mezunu) | | Ciro | 9 trilyon | | Genç kuşak | Ömer Faruk Uncu (American University işletme mezunu) | |
GazianteP
Önce ekip oluşturdu, sonra dünyaya açıldı
Konya'da Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Antep'e dönüp şirketleri Kursan'ın başına geçen Kamer İşsever, sistem eksikliğini gördüğü şirketinde ilk olarak uluslararası pazarlar ve distribütörlüklere girdi. Bunu başardıktan sonra şirketlerindeki 'aile şirketi' kavramının da dışına çıktıklarını belirten İşsever, "Aile şirketi kavramı, firmaları kurumsallaşmaktan uzaklaştırıyor. İyi bir ekip oluşturduk ve şirketimizi dünyaya açtık" diyor.
1984 yılında kurulan firmanın başında 14 yıldır bulunan İşsever, 38 yaşında ve iki oğlu var. Firmanın bünyesinde 6 şirket bulunuyor. Toplam 534 kişilik bir ekiple çalışan İşsever, firmasında yıllık 39 milyon dolar ciro gerçekleştiriyor. Ortadoğu, Kuzey Afrika, Avrupa, Balkan Ülkeleri, Rusya ve Türki Cumhuriyetler ile ihracat gerçekleştiren firma geçen sene 13 milyon dolar olan ihracat rakamını, bu sene 14 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor. Firmanın ithalatı ise yıllık 18 milyon dolar. Yılda 170 milyon adet polipropilen çuval üretimi gerçekleşitirdiklerini dile getiren İşsever, ipliğinden kumaşına, boyasından dikişine, ağız açımına kadar her faaliyeti gerçekleştiriyor.
'Ayda bir yeni ürün' sloganıyla firmanın satış ve üretiminde artış yakalamasını sağlayan İşsever, baba mesleği çırçır ve pamukçuluğu bir hayli ilerletmiş firmada. İşsever'in babası şirketi dışarıdan yönetiyor. Şirketin protokol ve siyasal ilişkileriyle ilgilenen babası için, "O işten elini çekemez. Biz de çeksin istemeyiz" diyor.
| | Firma adı | Kursan | | Kurucu | Durmuş İşsever | | Ciro | 39 milyon dolar | | Genç kuşak | Kamer İşsever (Konya Hukuk Fakültesi mezunu ve İngilizce biliyor) | |
ABD'den döndü Suriye'de iplik fabrikası kurdu
Gaziantepli Akteks'in ikinci kuşak patronu, 28 yaşındaki Mehmet Ali Mutafoğlu, ABD'de işletme eğitimi görmüş. Mezun olduktan sonra da büyük bir firmada 'trader' olarak dört yıl çalıştıktan sonra 2001 yılında, 'memlekete dönen' Mutafoğlu, aile şirketinde işe başlamış.
Şu anda polipropilen ve enerji yatırımları onun sorumluluğunda. Mutafoğlu, kardeşiyle birlikte yönettiği Akteks'e bir 'gençlik enerjisi' kattıklarını söylüyor. İşe alınacak gençleri kendisi seçiyor. Enerji, kimya ve tekstil alanında faaliyet gösteren holding, ikinci kuşağın işe başlamasıyla büyük bir atak yapmış.
2001 yılında Suriye'de 15 milyon dolarlık bir yatırımla akrilik iplik fabrikası kurmuşlar. En verimli projelerinden olan bu fabrikanın başında, küçük kardeş Mustafa Mutafoğlu var. Gaziantep'ten iki saat uzaklıktaki fabrikada 450 kişi çalışıyor.
Yumurtalık'ta, yaklaşık 2 bin 500 kişinin çalıştığı bir akrilik elyaf fabrikası da bulunan şirketin, geçen yılki cirosu 110 milyon dolar.
Bu cironun minimum yüzde 50'si ihracatı oluşturuyor. Avrupa ülkelerinin tamamı, S. Arabistan, Ürdün, Lübnan, Dubai, Fas, Cezayir, ABD, Kanada, çok az Balkan ülkelerine, Beyaz Rusya, Rusya, İngiltere ihracat yapılan ülkeler arasında.
Mutafoğlu'nun ön ayak olduğu işlerden birisi de enerji yatırımları. Fabrikalarının yanına enerji santrali kurmuş. İlk etapta enerjinin yüzde 60'ını farklı firmalara sattıklarını ama bugün ucuzlayan enerji ücretlerinden dolayı sadece bir müşterileri dışında elektrik üretiminden tamamen kendilerinin faydalandığını söylüyor.
Genç kuşağın projeleri bunlarla sınırlı değil. Gaziantep'te 100 bin metrekare üzerine tekstil kimyası ile ilgili 40 milyon dolarlık bir yatırıma girişmişler. Mutafoğlu, babası Ahmet Mutafoğlu'nun işlerle hâlâ yakından ilgilendiğini belirterek "Babam doğası gereği işten elini asla çekmez. Biz ona büyük taşları bıraktık kumlarla uğraşmasına izin vermiyoruz" yorumunu yapıyor.
| | Firma adı | Akteks | | Kurucusu | Ahmet Mutafoğlu (Lise mezunu az İngilizce biliyor) | | Ciro | 110 milyon dolar | | Genç kuşak | Mehmet Ali Mutafoğlu (ABD'de üniversite eğitimi) | |
K.MaraŞ
Liverpool Pamuk Borsası yönetimindeki tek Türk
Babasının yağ işiyle kalmayıp, farklı projelere imza atan ikinci kuşak yöneticilerden birisi de Kadir Kurtul. 1985 yılında Atlanta'da eğitim aldıktan sonra memleketi Antep'e dönen Kadir Kurtul, iki yıl babasının yağ fabrikasında çalıştıktan sonra, babası ve kardeşinin kurduğu Kurteks'in ardından 1990 yılında iplik ve kumaş üretimi ile boyama yapan İskur'u kurmuş.
Kurtul'un firmaya kazandırdığı bir yatırım da elektrik santrali. Bu yıl başında da Maraş'ın 75 kilometre kuzeyinde bir hidroelektrik santralı kurduğunu belirten Kurtul, kendi enerjilerini kendilerini ürettiklerini söylüyor. Santralı bir akarsu üzerine kurduklarını dile getiren Kurtul, bu fikrin ise bir elektrik mühendisi arkadaşıyla sohbet sırasında ortaya çıktığını söylüyor. 8 milyon dolarlık bir yatırımla 5 megawatt gücünde bir santral kurduklarını ve bu santralin şirketi aylık 350 milyar lira elektrik parasından kurtardığını belirten Kurtul, 30 milyon dolarlık yatırımla yeni bir santral daha kurmaya hazırlanıyor.
Firma enerji dışında yıllık 50 trilyon ciro gerçekleştiriyor. Bu yılki hedef de geçen yılki cironun aynısı. İhracatta ise geçen yıl 7.5 milyon dolar elde edilmiş. Bu yılki hedef ise 10 milyon dolar. Genelde AB, ABD, İtalya ve İngiltere'ye ihracat yapıyor.
İskur ve Kurteks'te toplam bin 200 kişi çalışıyor. Kurtul firmada yönetimi profesyonel yöneticilere bıraktıklarını söylüyor. Yöneticinin her şeyle ilgilenmesinin yanlış olduğunu ifade eden Kurtul, 44 yaşında ve Uluslararası Liverpool Pamuk Borsası Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen ilk ve tek Türk.
| | Firma adı | İskur | | Kurucu | İsmail Kurtul (ilkokul mezunu) | | Ciro | 50 trilyon | | Genç kuşak | Kadir Kurtul (Atlanta'da üniversite eğitimi aldı) | |
Şirkette ilk işi kalite politikası geliştirmek oldu
Ak İplik'i babasından devralmaya hazırlanan Mustafa Kocabaş, 27 yaşında genç bir yönetici. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdikten sonra ABD'de MBA eğitimi alan Mustafa Kocabaş, 1.5 yıldır babasının fabrikasında üst düzey yöneticilik yapıyor.
Yurtdışında Aksa International Cotton Institute'da yoğunlaştırılmış programda da mesleki eğitim alan Kocabaş, firmanın başına geldiğinde ilk olarak kalite politikasını değiştirmiş. Ak İplik'in ihracat potansiyelini yükselten Kocabaş, mevcut ülkelere İspanya, İtalya, Fransa, Portekiz ve Fransa'yı da eklemiş. Artık ticaretten çok kâr marjının önemli olduğunu söyleyen Kocabaş, oturmuş firmalarla talebi sabitlenmiş bir yapıyla çalışmak için çaba gösterdiklerini söylüyor. 'Ucuz firmalar'la çalışmayı bıraktıklarını dile getiren Kocabaş'ın iplik firması Ak İplik'te 52 kişi çalışıyor.
Perakendeye de giriyorlar
Geçen yıl 8.5 trilyon lira ciro gerçekleştirdiklerini belirten Kocabaş, bu yıl bunun üzerine çıkmayı hedeflediklerini dile getiriyor. Firmaya getirdiği satış politikalarından biri de kazancın minimum yüzde 50'sini ihracattan sağlamak.
Kocabaş'ın babası Hasan Kocabaş, çiftlikteki arazileriyle ilgileniyor. Firma çırçır, pamuk ve iplik üretimi gerçekleştiriyor. Dokuz yıllık bir firma. Kocabaş, perakende alanına kaymayı hedeflediklerini belirtiyor ve ekliyor, "Yatay entegrasyon önemli. Artık teknoloji ve kurumsal çalışmalara ağırlık verme dönemi" diyor.
| | Firma adı | Ak İplik | | Kurucusu | Hasan Kocabaş (Ortaokul mezunu, dil bilmiyor) | | Ciro | 8.5 trilyon | | Genç kuşak | Mustafa Kocabaş (İktisat mezunu, yurtdışında MBA master'ı ve mesleki eğitim) | |
UşaK
İki kardeş, 70 milyon dolar cirolu şirketi devraldılar
Mustafa Küçüker, 39 yaşında. Abisi Nejat Küçüker'le birlikte bugün cirosu 70 milyon dolara yaklaşan Küçüker Tekstil'i yönetiyor. Şirketi aslında dedesi kurmuş. Babası, Babadağ'dan Denizli'ye taşımış. Mustafa Küçüker, "Abim Nejat, ihracata bakıyor. Ben de üretim ve iç piyasaya bakıyorum. Babam başımızda denetçi olarak duruyor. Artık emekli olma zamanı geldi. Tabi, amacımız onu emekli etmek değil, yanımızda sürekli dursun, tecrübelerinden faydalanalım ama artık yeni jenerasyon olarak da birçok şeye biz karar verelim istiyoruz. Ki öyle de oluyor şu anda. Tecrübesi çok büyük. Biz birçok şeyi pratikte çözüyoruz" diyor.
Mustafa Küçüker, İngiltere ve Amerika'da dil eğitimi almış, ağabeyi Nejat Küçüker de yurtdışında master yapmış. Eski kuşağın daha ince eleyip sık dokumasına karşın, genç kuşağın riski sevdiğini anlatan Mustafa Küçüker, "İnandığımız bir şeye hemen giriyoruz. Ama yeni bir işe gireceğimiz zama tecrübeyi de yanımıza alıyoruz. Babam bu süreçten gayet memnun" diye konuşuyor.
| | Firma | Küçüker Tekstil | | Ciro | 70 milyon dolar | | Kurucu | Besalet Küçüker (Ortaokul mezunu) | | Genç kuşak | Nejat ve Mustafa Küçüker (Yurtdışında dil eğitimi, master) | |
Yabancı dil bilen genç kuşak ihracat kapısını açtı
Bozoğlu Tekstil'in kuruluşu 100 yıldan eskiye dayanıyor. Uşak merkezli firma, 10 milyon dolar ihracat ve 25 trilyon ciro ile ilin en önemli firmalarından biri. Şirketin son kuşak yöneticisi üç kardeşin en büyüğü olan Zeki Boz da, diğer iki kardeşi yurtdışında eğitim almış. Yabancı dil biliyorlar. İç pazara bir kardeşi, ihracata bir diğeri bakıyor. Zeki Boz, "İhracat seferberliği içinde yer almamızda en büyük etkenlerden birisi de İngilizce bilmemizdi" diyor.
Geçmiş kuşakla ilişkilerinin çok uyumlu olduğunu anlatan Boz, "İki kuşak arasında uyum varsa o işletmelerde olumlu gelişmeler oluyor. Büyüme daha sağlıklı oluyor ve gerçekten de büyüme oluyor. Uyumsuzluk varsa, büyüme yerine tersine bir küçülme söz konusu oluyor" diye konuşuyor.
Boz, yurtdışında okumuş eğitimli insanların, işletmenin vizyonunu genişlettiğini söylüyor.
| | Şirket | Bozoğlu Tekstil | | Ciro | 25 trilyon | | Kurucusu | Sadık Boz(Ortaokul mezunu) | | Genç kuşak | Zeki Boz (Üniversite mezunu, yurtdışında yabancı dil eğitimi almış.) | |
'Genç kuşak, büyük adımlarla yürümek istiyor'
Tosunoğlu Tekstil'in kurucusu İsmail Tosunoğlu'nun 2002 yılında vefatı ile şirketin yönetimi iki oğluna geçmiş. Büyük kardeş Mehmet Tosunoğlu şirketin yönetim kurulu başkanı. Murat Tosunoğlu ise pazarlamadan sorumlu. İkisi de yurtdışında dil eğitimi almışlar.
Mehmet Tosunoğlu, "Babamın vefatından önce de işin içindeydik ama babam vardı. Yurtdışında yabancı dil eğitimi aldım. Babamla aramızda ciddi bir tecrübe farkı vardı. İkinci kuşağın olaylara bakış açısı olumlu yönde farklı. Ama adım atarken tecrübesizlikten dolayı ayağınız bir yere takılabiliyor. Büyümek için hemen büyük adımlar atma isteği olabiliyor. Ancak geçmişten tecrübeli olanlar daha temkinli oluyorlar" diyor.
Tosunoğlu Tekstil havlu ve bornoz üretiyor. Sonradan döşemelik kumaş imalatına da başlamışlar. Mehmet Tosunoğlu, "Türkiye'de arkası kaplamalı Amerikan kumaşını ilk biz yaptık. 2.5 - 3 milyon dolarlık ihracatımız var" diyor.
| | Şirket | Tosunoğulları Tekstil | | Kurucu | İsmail Tosunoğlu (İlkokul mezunu) | | Genç kuşak | Mehmet ve Murat Tosunoğlu (Yurtdışında dil eğitimi) | |
Denizlİ
'Biz ondan öğreniyoruz, o da bizden öğreniyor'
Denizli - Babadağ kökenli Arpacı Ailesi'nin kurduğu Motif Nakış'ta, işleri yavaş yavaş Yüksel Arpacı'nın 26 yaşındaki kızı Çiğdem Arpacı Kuzu devralıyor. Dünya Gazetesi tarafından 2003 yılında 'yılın başarılı iş kadını' da seçilen Çiğdem Arpacı Kuzu, Pamukkale Üniversitesi'nde Makine Mühendisliği okumuş. Daha sonra dil öğrenimi için Amerika'ya gitmiş. Dönüşte aile işletmesinde aktif olarak çalışmaya başlayan Çiğdem Arpacı Kuzu, kardeşi ile birlikte şirketin ihracat işlerini üstlenmiş.
Çiğdem Hanım, işletmenin yönetiminin kendilerine geçmesi ile ilgili olarak şöyle konuşuyor:
"Biz babamı yavaş yavaş emekli etmeyi düşünüyoruz. Zamanla o da bazı işlerini bize aktaracak. Birdenbire ben sana bırakıyorum diyemez zaten. Çaktırmadan bize aktarıyor. Ondan öğreneceğimiz daha çok şey var. O hiç bitmeyecek" diyor.
Eski kuşağı tutucu bulan Çiğdem Arpacı Kuzu, "Babamdan çok şey öğreniyoruz, o da bizden bir şeyler öğreniyor. Daha çekingenler ama ikna etmek de son derece kolay. Önlerine çeşitli veriler getiriyorsunuz, projeler üretiyorsunuz, bir şekilde onları ikna edebiliyorsunuz" diyen Arpacı, babalarının aldıkları eğitime saygı duyduğunu, yurtdışında gördüklerini şirkete taşımaya çalıştıklarını belirtiyor.
| | Şirket | Motif Nakış | | Cirosu | 2.5 milyon dolar | | Kurucu | Yüksel Arpacı (Lise mezunu, İngilizce bilmiyor) | | Genç kuşak | Çiğdem Arpacı Kuzu (Makine mühendisi, İngilizce biliyor) | |
'Eskiler birbirini rakip görürdü. Biz birleşiyoruz'
Ayanoğlu Tekstil'in kuruluşu 1972'ye dayanıyor. Bugün başında ikinci kuşaktan yönetici Akın Ayan var. Akın Ayan, hem şirketinde, hem de işdamı örgütlerinde aktif bir yönetici. Uşak'ta Genç İşadamları Derneği'nin kurucusu. "Eski kuşak birbirini hep rakip görürdü, biz gençler sosyal olarak daha sık bir araya gelebiliyoruz" diyor.
Üniversitede işletme okuyan Ayan, İngilizce eğitimi için bir yıl İngiltere'de kalmış. Babasının kurduğu işletmeyi artık o yönetiyor. Babası yılın sekiz ayını yazlıkta geçiriyor. Ancak işle de ilgisini tamamen kesmiş değil.
Akın Ayan, eski kuşakla yeni kuşağın farkına ilişkin şöyle diyor:
"Eskiden daha çok 'küçük olsun benim olsun' mantığında hareket ediliyormuş. Ben Genç İşadamları Derneği'nin kurucusuyum, yönetimindeyim. Ticaret odasında da 6 - 7 yıldır yönetimdeyim. Biz gençler daha fazla bir araya gelebiliyoruz. Sosyal yönümüz daha kuvvetli ve ortak bir şeyler yapabiliyoruz. Eskiler pek bir araya gelmiyorlar. Biz aynı işi yapan arkadaşlar biraraya gelip sorunlarımıza ortak çözümler arıyoruz. Eskiden aynı işi yapanlar birbirlerini hep rakip gibi görüyorlarmış. Hatta biz derneği kurduktan sonra 17 kişi bir araya gelip para toplayarak işletme kurduk. Aşağı yukarı 1.5 milyon marklık bir yatırım yaptık, kâğıt masura üretiyoruz."
Ayanoğlu Tekstil Uşak Organize Sanayi Bölgesi'ndeki yerinde triko ipliği üretimi yapıyor ve yaklaşık 1 trilyon liralık cirosu var.
| | Şirket | Ayanoğlu Tekstil | | Cirosu | 1 trilyon | | İkinci kuşak | Akın Ayan (Üniversite mezunu, İngilizce biliyor) | |
|
|
|

|
|