Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Temmuz 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Potada soğuk savaş


Türkiye Basketbol Federasyonu, sporda özerkleşme yasasının uygulama biçimiyle ilgili GSGM yönetmelikleri hazırlanmadan fiilen özerk davranışlar sergilemeye başladı.
Özerkliğin bir tür "kendibaşınabuyrukluk" olarak algılandığı ülkemizde Turgay Demirel ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarının, kulüplere 7 Temmuz'da bir yazı göndererek 16 Temmuz Cuma günü akşamına kadar federasyona katkı paylarını ödemeleri gerektiğini, aksi halde fikstür toplantısına katılamayacaklarını, antrenörlerinin, masörlerinin de sahaya çıkamayacağını bildirdiğini öğrendim.
1. Lig'de 50'şer milyar TL, 2. Lig'de 20'şer milyar TL yatırıp, makbuzunu almayan, açıkçası yok sayılacakmış !

Sempatik değil
TBF Genel Kurulu'nda en az yüzde 70 temsil hakkına sahip olması planlanan kulüplerin, aldıkları bu yazıdan sonra Turgay Demirel ve arkadaşları hakkında ne düşündüğünü, hangi duygulara sahip olduklarını bilmiyorum. Ne var ki bana anlatılanlara göre, şu sıcak günlerde daha da bunaltıcı hale gelen para darlığıyla başetmeye çalışıp kadro kurmaya, antrenör bulmaya, çalışma programı oluşturmaya çabalayan yöneticilerin aldıkları yazıyı pek de sempatik karşılamadıkları kesin. Ödeme sıkıntısı çekmeyen Efes Pilsen ve Ülker yöneticileri dahi bu para talebini hoyratça bulmuşlar.
Kulüpler dün akşam İstanbul Erkek Lisesi'nde toplanma kararı aldılar. Tartışmalarının ayrıntılarını ve ortak karar alınıp alınmadığını bilmiyorum. Ancak geçen sezon TRT'nin bir lira bile ödemeden yaptığı naklen maç yayınlarından avuçlarını yalayarak çıkan kulüplerin, bu yıl federasyonun her uygulamasına biat edeceklerini hiç sanmıyorum. Hatta bazı kulüplerin, "Katkı payımızı, geçen yıl almamız gereken telif haklarından mahsup edin" biçiminde karşı tavır aldıklarını da biliyorum...
TBF Başkanı Demirel ve arkadaşlarının yaz sıcağındaki bu soğuk savaş sürecini vakit geçirmeden sona erdirmeleri gerekiyor. Aksi halde özerklik daha doğarken elden gidebilir, dikkat !

Marka olmalı
Hazır basketbola uzanmışken, şu Türkiye Ligi'nden de söz etmeliyim.
TBF, kulüplerden haraç misali para isteyeceğine, 14 takımlı 1 Türkiye Basketbol Ligi'ni "değerli bir ürün" haline getirebilmelidir. 7 yıl önce bu ligin adı "Ruffles Basketbol Ligi" idi. Sponsor firma lige adını vermek için tam tamına 780 bin dolar ödemişti. Sonradan bazı yayıncıların yaptığı yanlışlarla sponsorun reklam stratejisi öyle bir sonuç verdi ki, spor alanına yatırım yapmak isteyen herkes bu işlerden elini uzak tuttu.
Bugün gelinen nokta, maçları bedava yayınlanan ve değeri 1 TL bile etmeyen bir ligdir...
Türkiye Basketbol Federasyonu'nun elindeki mala sahip çıkması ve onu gerçek bir marka haline getirmesi gerekir.
Yetkilerini saçmadan - dökmeden... Potada kulüpleri eritmeden !

Yorumlarınıza sığınıyorum

Hafta sonunda öğrendim ki Ereğli Belediyesi'nin Barış ve Kültür Şenlikleri'nde bazı meslektaşlarımızla birlikte Fenerbahçe Başkanı Sayın Aziz Yıldırım'a da "Barış Ödülü" verilmiş.
Ödül vermenin kanunu da yok, tekeli de.
Örneğin Norveç Bilimler Akademisi Nobel Barış Ödülü verebilir... Ereğli Belediyesi de aynı amaçla istediğini istediği biçimde ödüllendirebilir.
Öte yandan Fenerbahçe Kulübü'nün Disiplin Kurulu eski yöneticilerden ve başkan adaylarından Sadettin Saran'a da iki yıl hak mahrumiyeti cezası verdi.
Hayatın içinde ödül de var, ceza da... Ortada garip bir durum yok.
Dün okuduğum haber de ilgimi çekti: Karar Sayın Yıldırım'a kalsaymış, iki yıl değil, ömür boyu ceza verebilirmiş.
Peki ne mi diyorum ?
Yorumlarınıza sığınıyorum!

Futbolda 'derin' kulis

Türkiye Futbol Federasyonu'nda genel kurul ve seçim için geri sayma süreci hızlı ve derin kulislerle sürüp gidiyor.
Haluk Ulusoy'un kapalı devre seçim stratejisine karşılık geçen hafta adı duyulan, dün de resmen adaylığını ilan eden Levent Bıçakçı, etkinliklerini daha da artırdı.
Ulusoy'un iktidar yorgunluğu ve sürekli tartışılan uygulamalarıyla futbola tüm siyasetçilerden daha fazla ilgi duyan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğini kaybettiğini hemen herkes biliyor. AKP'nin, sivil toplum örgütleriyle yakın ve sıcak ilişkiler kurma stratejisi, TFF'yi de kapsıyor. Bu bağlamda bulunan en uygun aday, Avukat Doktor Levent Bıçakçı...

Gül'den destek
Öğrendiğime göre Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, yıllardan beri tanıdığı ve özellikle UEFA'daki Tahkim Kurulu çalışmalarını takdirle izlediği Levent Bıçakçı'nın adaylığına kesin desteği sağlayan kişi... Onu aday olarak keşfeden spor adamı ise Beşiktaş Asbaşkanı Murat Aksu... İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun oğlu olan Murat Bey, BJK kongresinden önce TFF'de Haluk Ulusoy'un ekibinde yer alıyordu. Bıçakçı'nın "uygun aday" statüsünün düne kadar 13 kulübün tam desteğini sağladığını öğrendik. Ancak bu kesin bir ölçü değil... Biliyorsunuz, futbolda top yuvarlaktır... Öte yandan kimin topa sahip olduğu, topu kimin nasıl kullandığı da çok önemli. Adaylardan Ulusoy'un çekilmeye hiç de niyetinin olmadığını, buna karşılık kendisini ilk terkeden ve Bıçakçı'nın yanında yer alan bazı yönetim kurulu üyelerinin şimdi yalnız ve açıkta kaldıklarını da biliyorum.

Mesaj alamadım
Levent Bıçakçı'nın dünkü basın toplantısını izledim... Kendisini rahatsız edecek biçimde kurgulanmış soruların etkisiyle iç gerginliğini önleyemediğini gördüm. Şeffaflık, saygınlık, hakem müessesesinin kurtulması gibi klasik ve yuvarlak söylemlerin dışında elle tutulur bir mesajını alamadım. Hatta şaka yollu takılmamı bile doğru yorumlayamadığını söyleyebilirim. Duyduğuma göre ekibine siyasetin empoze ettiği bazı üyeleri de almış ki, bu benim tüylerimi ürpertti. Türk Basketbolunu Geliştirme ve Eğitim Vakfı yöneticisi olarak yargılandığını biliyoruz. Yargı kararı verildiğinde, o karara uygun olarak yolunu ve tavrını yeniden belirleyecektir. Çünkü o her şeyden önce bir hukuk adamıdır.
Yine de Levent Bıçakçı'nın adaylığını hayırlı bir demokratik gelişme olarak görüyorum. Her iki adaya da başarılar diliyorum.
Derin kulisler oylamada sandık başına kadar devam edecektir. Bir yandan Haluk Ulusoy, öte yandan Levent Bıçakçı, hemen her şeyi kendi gündelik çıkarlarına göre yorumlayan kulüp temsilcilerine taviz üstüne taviz vereceklerdir. Hiç kuşkunuz olmasın.
Topu patlatmasınlar, yeter !



agokce@milliyet.com.tr





SPOR
DAUM'UN SÜRPRİZİ VAR
Hırçın, ama yetenekli
Galatasaray nonstop
Canları çıktı!
Doğan baskı yapıyor
VOECKLER zirveyi sevdi
Havuz taştı!
Olimpiyat Stadı görücüye çıktı
'Geri çekilmiyorum'
'Siyaset girmemeli'
Haber turu...
Potada soğuk savaş
At yarışları
Potayı ateş bastı
Shaq'tan, Miami Heat'e 'evet'
Filede mutlu son





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Atilla GÖKÇE
Potada soğuk savaş
Türkiye Basketbol Federasyonu, sporda özerkle...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2004 Milliyet